Kandil görücüye çıkıyor

Daha önce ateşkes için basın toplantıları yapmıştı PKK ama hiçbiri bu kadar kapsamlı ve ilgi çekici olmamıştı.

Geçen hafta İstanbul’da bir grup yabancı yatırımcıyla buluştum.

Tek gündem maddeleri vardı:

‘Barış Süreci’.

İki saat boyunca PKK’nın Türkiye sınırları dışına çıkmasından, çözüm sürecinin aşamalarına öylesine teknik sorular sordular ki şaşırmadım desem yalan olur.

Eskiden yabancı yatırımcılar Türkiye’ye gelir, daha çok makroekonomik konularla ilgilenirlerdi. Çözüm süreci onların da Türkiye’ye bakışını köklü bir biçimde etkilemiş.

Nasıl etkilemesin?

Yatırımcıların gözünde makroekonomik veriler bir noktaya kadar Türkiye’yi ‘yatırım yapılabilir ülke’ konumuna çekiyor.

Oysa Kürt sorununu çözmüş, silahı aradan çıkarmış bir Türkiye’nin bölgede oynayabileceği siyasi ve ekonomik rol, yatırımcıların dikkatini başka türlü çekiyor.

Cengiz Çandar birkaç gündür Radikal’de enerjiden yeni jeostratejik konuma değişen yeni oyun planını çok güzel anlatıyor.

Bu yüzden PKK silahlı unsurlarını ne zaman Türkiye sınırları dışına çıkaracak sorusu bizler kadar yabancı yatırımcıları da çok detaylı meşgul ediyor.

* * *

Mektuptu, heyetti, silahlıydı, silahsızdı, yasaydı, komisyondu derken çözüm sürecinin ilk aşamasında kritik viraj dönüldü.

PKK yönetimi yarın (yetiştiremezse perşembe günü) Kandil’de Türkiye sınırları dışına çekilme kararını bir basın toplantısıyla açıklayacak.

Yurtiçinden ve yurtdışından onlarca gazeteci davet edildi.

Bir bakıma PKK yöneticileri dünya basınının karşısında resmen ilk kez görücüye çıkacak. Daha önce ateşkes için basın toplantıları yapmıştı PKK ama hiçbiri bu kadar kapsamlı ve ilgi çekici olmamıştı.

Bu yüzden Murat Karayılan, son anda bir aksilik olmazsa barış sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın isteğiyle silahlı militanlarını koşulsuz Türkiye sınırları dışına çıkarma kararı aldıklarını açıklayacak.

PKK için şimdilik en önemli güvence, Öcalan’ın son gönderdiği mektupta “Ben görüştüğüm heyete güveniyorum” sözü.

Çünkü Öcalan bir anlamda “Ben görüştüğüm devlet yetkililerine güveniyorum, siz de bana güvenin ve çekilin” dedi.

Böylece Kandil açısından ‘yasaldı, değildi, silahlıydı, silahsızdı tartışması’ bitti.

Hatta Kürt hareketi ve PKK’nın geleceğine ilişkin çok önemli başka mesajlar da verdi Öcalan ama onlar bu yazının konusu değil.

Bu noktada Kandil, çözüm sürecinin ikinci aşaması olan yeni anayasa çalışması ve demokratikleşme adımlarına konsantre olacak.

* * *

Başta KCK tutuklularının durumu olmak üzere barış ikliminin kalıcı hale gelmesi için atılması gereken çok sayıda önemli adım var.

İşte Kandil, çekilme sürecinde bu adımların atılıp atılmadığına bakacak. Hem Meclis’te kurulan komisyon hem de DTK, süreci yakından takip edecek. Hedef sonbaharda ikinci aşamayı olgunlaştırıp yıl sonunda son aşamaya geçebilmek.

Burada en kritik konu yeni anayasa. Beklenti yüksek fakat taraflar gerçekçi.

Mevcut Meclis kompozisyonundan toplumsal uzlaşmaya dayalı kapsayıcı bir anayasanın parlamentodan çıkması çok zor görünüyor.
Bu yüzden uzlaşılan maddeleri Meclis’ten geçirip geri kalanını ayrı bir paketle referanduma götürme planı yapılıyor.

Hükümet de BDP de her partinin kendi paketiyle halkın karşısına çıktığı bir referandumu bir çeşit ‘geçiş anayasası’ olarak görüyor.

2014’te iki seçim var, yerel seçim ve Cumhurbaşkanlığı. Seçim sürecinde Türkiye’nin kalıcı bir anayasa yapması zor.

Bu yüzden anayasa için 2015 hedefleniyor. Sadece bizler değil yabancı yatırımcılar da barış sürecinin akıbeti ve takvimiyle çok yakından ilgileniyor.

Geri sayım başladı...