Karayılan'ı kim niye gönderdi?

Karayılan, Öcalan'a ve onun çizdiği çözüm planına ne kadar bağlıysa Bayık ve Hozat da o kadar bağlı.

PKK’nın son genel kurul toplantısında KCK sistemini ve üstyapısını değiştiren önemli kararlar alındı.
Değişen çok ama değişmeyen tek şey Abdullah Öcalan’ın konumu.
Öcalan tekrar KCK Genel Başkanı.
Buna karşılık KCK Yürütme Konseyi’nde büyük bir sürpriz yaşandı.
Yıllardır KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yapan ve Öcalan’dan sonra fiilen PKK’yı yöneten Murat Karayılan görevinden alındı. Yerine PKK’nın yaşayan 5 kurucusundan biri olarak bilinen Cemil Bayık ve Bese Hozat geldi.
Sürprizlerden biri de Kürt hareketinde yaygın olan eşbaşkanlık sisteminin KCK’nın en tepesine de yansımış olması.
Çünkü şimdiye kadar KCK en tepede tek bir kişiyle temsil ediliyordu.
Artık en tepeden de bir kadın ve erkekten oluşan eşbaşkanlık sistemine geçildi.
Karayılan örgütün silahlı kanadı HPG’nin başına geçti.
Haklı olarak sorular havada uçuşuyor.
Bir, bu karar nasıl alındı?
İki, bu değişim ne anlama geliyor?
Üç, çözüm süreci nasıl etkilenir?

* * *

En baştan başlayalım.
Bir kere bu karar Abdullah Öcalan’ın bilgisi, onayı hatta isteğiyle alındı.
Yani Öcalan’a rağmen alınmış bir karar yok.
Hatta son noktaya kadar dizaynı örgütün görüşlerini alarak bizzat Abdullah Öcalan yaptı.
PKK yönetimi ile Abdullah Öcalan arasında örgütün üst yönetimine dair bir süredir devam eden bir mektup alışverişi var.
Öcalan çözüm süreciyle birlikte kadınlara ayrı, Avrupa’ya ayrı, KCK yöneticilerine ayrı mektuplar yazdı.
Bu mektupların sonuncusunda örgütün üst yönetimine dair fikir ve önerilerini paylaştı.
Onlardan aldığı geri dönüşlerle yeni dönemde KCK’nın üst yönetimine son noktayı koydu.
Yani Bayık ve Hozat’ın eşbaşkan olması da Karayılan’ın HPG’nin başına geçmesi de son noktada Öcalan’ın kararı.

* * *

“Bayık şahin, Karayılan güvercindi, bu karar Öcalan’a rağmen alındı” tezi baştan aşağı yanlış.
Dolayısıyla bu karar, çözüm sürecine vurulmuş bir darbe değil.
Karayılan, Öcalan’a ve onun çizdiği çözüm planına ne kadar bağlıysa Bayık ve Hozat da o kadar bağlı.
Arada zannedildiği kadar ya da Türkiye kamuoyunda yansıtılmaya çalışıldığı gibi bir uçurum yok.
Bayık’ın İran’a yakınlığı sık sık vurgulanır ama Kürt hareketi Bayık’ın herkesten ve her şeyden önce Öcalan’a bağlı olduğunu bilir.
Böyle olduğu için KCK yapılanmasının yeniden dizayn edildiği genel kurulda ‘barış sürecine’ devam edileceği, Öcalan’ın Newroz planına sadık kalınacağı açıkça ilan edildi.
Karayılan’ın HPG’nin başına geçmesini çözüm sürecinde örgütün silahlı gücünü daha iyi kontrol etmek olarak gören de var, “Olur da süreç sekteye uğrarsa savaşa daha hazırlıklı olmak için bu değişiklik yapıldı” diyen de...
Doğrusu her iki argümanda da hakikat payı var.
Karayılan’ın HPG’nin başına geçmesi stratejik bir hamle ve her iki şekilde de okunabilir.
Hangisinin doğru olduğu çözüm sürecinin seyrine bağlı.
KCK açıklamasında PKK’nın sınır dışına çekilmesini kapsayan birinci aşamanın tamamlandığı, AK Parti hükümetinin adım atacağı ikinci safhaya geçildiği de vurgulandı.
Esas üzerinde durulması gereken nokta bu.
Hükümet “Henüz çekilme tamamlanmadı yani birinci aşama bitmedi” diyor...
PKK ise tamamlandığını söylüyor...
Peki, hangisi doğru?
Yerim doldu, dilerseniz gelin onu da yarın konuşalım...