Katilin forma numarası kaç?

20 yaşında gencecik bir çocuk vahşice öldürüldü. Ölenin Fenerli öldürenin Galatasaraylı olmasının var mı bir önemi?

Son iki senedir yaşananlar o kadar soğuttu ki beni futboldan…

Ne çok sevdiğim takımım Fenerbahçe’yi desteklemek için stada gitmek geliyor içimden ne de evde maç seyretmek.

Pazar akşamı da aynı şey oldu.

İnanılmaz gergin bir derbi var Şükrü Saracoğlu’nda ben oturmuş THY’nin sponsorluğunda gerçekleşen Avrupa Basketbol Şampiyonası’nı izliyorum.

Ekonomik krizin gölgesinde neredeyse bütçesiz kalan Olympiakos büyük bir sürpriz yaparak Real Madrid’i hallaç pamuğu gibi atıyor. Yunanistan’da milli bayram havası… Nasıl olmasın? Sadece Olympiakos değil bir ülke varlık mücadelesi veriyor.

Futbol, basketbol, voleybol fark etmez; spor onca endüstrileşmesine rağmen böyle zamanlarda mucizevi bir biçimde bir takımı, bir ülkeyi tek bir yürek haline getirebiliyor.

Ama aynı spor bir anda en çirkin yüzüyle de karşımıza çıkabiliyor. Derbiden hemen sonra Bağdat Caddesi’nde oturan sıkı Fenerli bir arkadaşım aradı.

Sesinde hem galip gelmenin sevinci hem de statta yaşananların hüznü vardı. Ama “Arama sebebim bu değil görmen gerek burayı” dedi.
“Kadıköy’de ortalık ana baba günü, sanki Fener şampiyonluk kutlaması yapıyor” diye ekledi.

Sevinmiş ama haklı olarak da şaşırmış. Arka arkaya sıraladı:

- Biz bu statta Cimbom’u hep yeniyoruz. Eee bunu niye bu kadar abarttık?

- Şampiyonu yendik diye şampiyonluk kutlaması yapıyorsak bu daha da vahim.

- Yoksa Fener kırk yılda bir şampiyon olan takım da bizim mi haberimiz yok!

- Bu takım iki yıllık türbülansa, onca badireye rağmen Avrupa’da da ligde de olağanüstü bir performans gösterdi, buna sevinsek anlarım ama Galatasaray’ı Kadıköy’de 2-1 yendik diye şampiyonluk kutlaması yapar gibi ortalığı yakıp yıkmanın anlamı ne?

Derbiyi kazanmak elbette önemli.

Ama hakikaten ne oluyor?

Şahane bir derbiyi kartların, tekme ve tokatların havada uçuştuğu, ırkçı sloganların pervasızca atıldığı, kalp krizinden bir taraftarın statta öldüğü, bıçaklı saldırıyla gencecik bir Fenerbahçelinin stat dışında öldürüldüğü bir kan gölüne çevirmenin nesi başarı…

Neyi kutluyoruz…

Birbirinin başarısını alkışlamaktan aciz yöneticileri mi?

Zor duruma düşen ezeli rakibine içerde ve dışarıda bel altı vuruşlar yapan kulüpçü anlayışı mı? Günlerdir yangına körükle giden medyayı mı?

Tehdit, şantaj ve ego patlamalarını mı? 20 yaşında gencecik bir çocuk vahşice öldürüldü.

Ölenin Fenerli öldürenin Galatasaraylı olmasının var mı bir önemi? Katilin forma numarası 7 imiş, 70 olsa ne yazar!

Bir diğer Fenerli statta yaşananlara dayanamayıp kalp krizinden öldü, onun faturasını hangi forma numarasına keseceğiz?

Futbol hem öylesine güzel hem öylesine çirkin ki… Tıpkı biz Ademoğulları gibi…

Milyonları tek yürek de yapabiliyor, bir ülkeyi utanca da boğabiliyor. Irkçı bir Fenerbahçeli seyirci önceki akşam elinde muzla Galatasaray’ın siyah futbolcusu Drogba’ya aklı sıra hakaret ediyordu mesela.

O kadar şuursuz ki Fenerbahçe’nin siyah oyuncusu Webo’nun attığı golle aynı seyirci sevinçten havaya uçuyordu.

Ne ırkçılığının farkında ne de düştüğü trajikomik durumun.

Benzer bir seyirciye muz gösterdiği için İngiltere 3 yıl her türlü müsabakadan men cezası vermişti.

Peki Türkiye’de federasyon, kulüp yöneticileri ve medya bugüne kadar benzer durumlarda üzerine düşeni yaptı mı?

Dürüst olalım yapmadık.

O zaman başlıktaki soruyu bir daha soralım:

Burak’ın katili kim?

Katilin forma numarası kaç?

7.
70.
770.
7770.
77.770.
777.770.
7.777.770.
77.777.770.