Kim bu GEZİCİLER?

Nasıl oldu da asla bir araya gelmez denen bu birbirine benzemezler bir araya geldi?

Şimdiye kadar Gezi Parkı’na dair kişisel gözlemlerimizle konuştuk.

Oysa artık elimizde birtakım veriler de var.

KONDA ve GENAR Gezi Parkı eylemlerine katılanlarla ilgili çok kapsamlı anketler yaptı.

Her iki anketten çıkan eylemci profili kabaca şu...

Eylemcilerin yaş ortalaması 28.

Gazete ve televizyonlarda sürekli ‘eylemci çocuklar’ deniyor, eylemciler de haklı olarak bozuluyor.

Lütfen biraz dikkat, ‘karşınızda çocuk yok!’

Çoğunluk kadın; ‘erkeklere torpil yok!’

Öğrencilerin oranı zannedildiği gibi çok değil yaklaşık % 25.

% 60’a yakını çalışıyor.

Eğitim ortalaması çok yüksek.

Yani öyle ‘işsiz güçsüz, avare, çapulcu, ayyaş takımı’ diyerek tarif edilebilecek bir kitle değil.

* * *

Ama bence her iki araştırmanın en çarpıcı sonucu şu...

Eylemcilerin sadece % 10’u ağaç için, parkın korunması için Gezi Parkı’na gitmiş.

Maalesef bazıları bu durumu “Hah gördünüz mü maksat ağaç değil, bunların derdi başka” diye okuyor.

İyi de eyleme katılanlar bunu gizlemiyor ki...

Onlar da ilk günden itibaren mesele sadece ağaç değil diyor.

Anlaşılamayan nokta şu: O zaman mesele ne?

Eyleme katılanların % 60’ı polis şiddetine tepki, direnişçilere destek, daha fazla demokrasi ve özgürlük talebi için Gezi Parkı’nın yolunu tutmuş.

Ve kahir ekseriyet Başbakan’ın ‘otoriter baba’ rolüne takmış.

Babalarından yemedikleri fırçayı gün aşırı Başbakan’dan yemek ağırlarına gitmiş.

Belki isyanları Başbakan’a ama ondan nefret ettikleri için değil babalarından bekledikleri sevgi ve şefkati alamadıkları için.

* * *

Gezi Parkı’na devrim hayaliyle, örgüt aidiyetiyle gelen yok mu?

Elbette var ama oranları % 10 bile değil.

Bu yüzden % 10’a bakıp % 90’ı yargılamaktan vazgeçelim.

Gezi Parkı’nın arkasından önce burnumuzun önünde günlerdir hepimizin ezberini bozan şu haysiyetli gençleri tanıyalım.

Çünkü tanıdıkça karşımıza ideolojik kimlikler değil bireysel hikâyeler çıkacak.

Birbiriyle alakasız bireylerin de bu toplumda bir haysiyet isyanı başlatabilecekleri daha iyi anlaşılacak.

Gezi Parkı eylemleri ile ilgili en yerinde tespiti Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı yapmıştı.

“Bütün bu olaylar bizim iktidar olarak ne kadar başarılı ve becerikli olduğumuzun bir göstergesi. Muhalefetin senelerce uğraşsa da başaramayacağı bir şeyi biz 5 günde başardık ve normal koşullarda bir araya gelmesi düşünülemeyecek olan birbirinden çok farklı kesim, grup, fraksiyonları toz duman içerisinde birbirleriyle buluşturduk.”

* * *

İstihbarat Teşkilatı elbette arkasında kimler var araştırsın ama hükümetin cevabını bulması gereken asıl soru bu...

Nasıl oldu da asla bir araya gelmez denen bu birbirine benzemezler bir araya geldi?

Benim cevabım kısa ve öz...

Çünkü hepsi topal, hepsi şu ya da bu şekilde mağdur edildiğini düşünüyor.

Onları Gezi Parkı’nda siyasi ya da ideolojik kimliklerden önce mağduriyet buluşturuyor.

Tıpkı Mevlana’nın Mesnevi’de anlattığı hikâyedeki gibi...

“Bir kargayla bir leyleğin beraber uçtuğunu, beraber yemlendiğini gördüm. Şaşırdım kaldım. Derken aralarındaki birlik nedir onu bulayım diye hallerine dikkat ettim. Şaşkın bir halde yaklaştım. Ve baktım gördüm ki ikisi de topalmış...”

Gezi Parkı’nın topal kuşları bugün direnişinizin belki de son günü...

Ama inanın aslında her şey yeni başlıyor.

Çünkü siz sadece Gezi Parkı’nı kurtarmadınız, başlattığınız haysiyet isyanı ile hepimizin ezberini bozdunuz...