Kürtler aptal mı?

İşte her zaman cesur çıkışlarıyla tanınan Fırat bütün açıksözlülüğü ile konuşuyor.

Başlıktaki soru bana değil Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden AK Parti kurucusu Dengir Mir Mehmet Fırat’a ait.

Hani geçen hafta Ertuğrul Özkök köşesinde ‘dostça ayrılmaktan’ söz etti ya...

“Eğer Kürt kesiminde, samimi olarak birlikte yaşama azmi ve iradesi varsa artık bunu daha inandırıcı şekilde gösterme görevi ‘Kürt aktivistler’indir” dedi ya...

İşte her zaman cesur çıkışlarıyla tanınan Fırat bütün açıksözlülüğü ile konuşuyor.

Akşam’dan Şenay Yıldız’a verdiği ropörtajda isim vermeden ‘bölünme korkusu’ yaşayanlara ve ‘dostça ayrılmayı’ savunanlara bir Kürt aydını olarak samimi cevaplar veriyor...

Verdiği mesajlar önemli. Özellikle ikisi.

Bir, ‘Kürt ırkçılığı Türk ırkçılığından daha ilkel’.

İki, ‘Kürtler bölünmeyi isteyecek kadar aptal değil’.

Neden mi?

Buyurun, Mir Mehmet Fırat anlatıyor...

TÜRKİYE’Yİ BÖLMEK MÜMKÜN DEĞİL ÇÜNKÜ...

Bugün Kürtlere “Siz ayrılın” deseniz ayrılamazlar. Kürtleri nereden ayıracaksınız? İstanbul’u da mı Kürdistan’a vereceksiniz? Olmaz. Antalya’yı, Aydın’ı, Mersin’i nereden ayıracaksınız? Doğudaki Kürt’ten  fazlası batıda yaşıyor. Ama Irak ve Suriye’de böyle değil, rahat sınır çizebilirsiniz. Bir de Kürtleri çok aptal zannediyorlar...

BU KARŞINDAKİYLE ALAY ETMEKTİR!

Yani Marmaris’i, Antalya’yı size bırakacak ve gidecek Bingöl dağlarında yaşayacak! Bu karşındakiyle alay etmektir. Niye İstanbul’u terk etsin? Niye Kuşadası’nda oturmasın? Irak Kürdistanı’na üç defa gittim. İnsanların tek ideali İstanbul’da ev sahibi olmak, yazın Antalya’ya gitmek. Eskiden bizim Paris’e gitmek istememiz gibi bir şey. Bunu Diyarbakır’a, Van’a yap, bölgeyi kalkındır. Diyarbakır kendisi için cazibe merkezi. Niye? Çünkü dilini rahat konuşuyor. Parası da var. Biz o bölgenin de kalkınmasını istiyoruz, neden çekiniyoruz? Biz kendimizin bölüneceğinden korkuyoruz, o da gözünü dikmiş, buraya gelmeye çalışıyor...

KÜRT IRKÇILIĞI DAHA İLKEL

Kürt’ün demokratikleşmesi çok önemli. Onların Kürt ırkçılığından kurtulması lazım. Türk ırkçılığı Kürt ırkçılığını yaratmıştır ama Kürt ırkçılığı Türk ırkçılığına nazaran daha ilkeldir. Daha katıdır, daha saldırgandır. Çünkü daha sonra başlamıştır. Tabii ki bunlar belli bir süreç içerisinde yumuşuyor, bu doktrinler, sapmalar daha yumuşak hale geliyor. Mesela MHP’nin 15-20 yıl öncekiyle bugünkü anlayışı aynı değildir. O gün sokaktalardı, bugün Meclis’teler. Kürt ırkçılığı daha keskindir. Çünkü ulusçuluk anlayışı 60’larda başlamıştır, daha yenidir. Ama öbürü İttihat Terakki’de başlamıştır. Kürt ırkçılığını getiren inkâr, asimilasyon ve iletişim çağıdır. 30 ve 40’lı yıllarda Dersim’de ne olduğu bilinmiyordu. Türkiye ile ilgili bilmediğimiz daha o kadar çok şey var ki... Türkiye’nin tarihini, milli mücadeleyi şeffaflaştırmak ve bundan da korkmamak lazım. Türkiye’nin en büyük sorunu toplumsal korkularıdır. Bu korkuları aşmanın yolu daha fazla demokrasi. Bunun için de Meclis’in 7/24 çalışması gerekiyor. Bu sadece Kürtlerle ilgili bir süreç değil, çözüm sürecinin sonunda görünen ve görünmeyen kesimlerin sorunlarının tümüyle halledilmesi gerekiyor. 

ÖCALAN ÖZGÜRLEŞECEK...

Elbette Abdullah Öcalan da özgürleşecek bir gün. Ya cenazesi çıkacak özgür olacak... Kimin ne kadar yaşayacağını bilemeyiz. Ama insan öldüğü zaman özgürdür. 10-20 sene sonra ne olacak, onu Başbakan’ın bilmesi mümkün değil ki! Ama bugün bu süreç içerisinde bunun affı mümkün değil, bunun mantıklı yönü de yok. Başbakan doğru söylüyor ama birileri bunu provoke etmeye çalışıyor bırakılacak diye... Bırakamazsınız. Öylesine büyük bir toplumsal baskı vardır ki bunu hiçbir güç yapamaz. Zaten Öcalan’ın da böyle bir talebi olduğunu zannetmiyorum.