Maksat ne?

Cumhurbaşkanı Gül de Meclis Başkanı Çiçek de 'Önce dershaneleri doğuran sebeplere bakıp sonra sonucu tartışalım' dedi ama dinleyen kim!

Nurtopu gibi bir krizimiz daha oldu...
“Dershaneler kapatılsın mı kapatılmasın mı?”
Mesele yeni bir ‘eğitim reformu’ kapsamında tartışılsa anlarım...
Ortada ne doğru dürüst bir eğitim ne de reform var.
Ezbere ve sınava dayalı eğitim sistemimiz tam gaz.
AK Parti iktidara geldiği günden bu yana, Ulaşım’dan Sağlık’a, Tarım’dan Ekonomi Bakanlığı’na çok önemli ve başarılı reformlara imza attı.
Ama hükümetin Milli Eğitim Bakanlığı karnesi tek kelimeyle dökülüyor.
Hükümet sürekli Milli Eğitim bakanlarını değiştiriyor.
Ama nafile...
Çünkü AK Parti iktidarının ‘kapsamlı, katılımcı ve kalıcı’ bir eğitim politikası arayışı yok.
Bu yüzden sağlıkta, tarımda, ulaşımda hayata geçirilen istikrarlı reform politikaları Milli Eğitim’de bir türlü sağlanamadı.
Her bakan adeta iktidar değişmiş gibi eğitim sistemini baştan aşağı değiştirmeye kalktı.

* * *

Özünde doğru olan 4+4+4 gibi projeler bile istenen sonucu vermedi.
Çünkü çocukların okula erken başlayabilmesi için sizin önce okulöncesi eğitimi sisteminizin parçası haline getirmeniz gerekiyor.
Ama hayır!
Hükümet biraz da imam hatiplerin önünü açabilmek için inadım inat dedi, tüm uyarılara rağmen sistemi değiştirdi.
Oysa 28 Şubat döneminde askerler tersinden aynı şeyi yapmışlardı.
Sırf imam hatiplerin önünü kesmek için sistem değiştirilmiş, yüz binlerce imam hatip öğrencisi adeta öcü haline getirilmiş ve tüm meslek liselerini cezalandıran çok haksız bir uygulamaya imza atılmıştı.
Bu kez de hükümet askerin yaptığı yanlışı düzelttim derken başka bir yanlışa imza attı, altyapısı olmayan başka bir sistemi uygulamaya kalktı.
Ve sonuçta bu inat ve ortaya çıkan karmaşa Ömer Dinçer’i bakanlık koltuğundan etti.

* * *

Şimdi benzer bir tartışma dershaneler üzerinden yürüyor.
Dershanelerin kapatılması ya da yeniden düzenlenmesi kapsamlı bir eğitim reformunun sonucu olarak değil ‘hükümetle-cemaat arasında bir inatlaşma hatta hesaplaşma’ olarak gündeme getiriliyor.
Cumhurbaşkanı Gül de Meclis Başkanı Çiçek de “Önce dershaneleri doğuran sebeplere bakıp sonra sonucu tartışalım” dedi ama dinleyen kim!
Belli ki karar verilmiş.
KAPATILACAK!
Niye?
Çünkü ‘hükümetle cemaat arasında bir hesaplaşma’ var.
İyi de dershaneler sadece bir cemaatin konusu mu?
Ayrıca okul eğitimini tamamlayan bir yapı olarak dershaneler sadece Türkiye’de mi var?
İki sorunun cevabı da hayır.
Her cemaatten, görüşten girişimcinin dershanesi var.
Japonya’da da Amerika’da da tamamlayıcı unsur olarak okul dışı hizmet veren dershaneler var.
Ama bizdeki gibi değil.
Çünkü eğitim sistemleri bizdeki gibi ezberci ve sınavcı değil.

* * *

Liselerin son iki yılını anlamsızlaştıran çarpık dershane kullanımının ıslahına kimsenin itirazı yok.
Ama tartışılan ne ıslah ne eğitim reformu.
Ayrıca mevcut sınava dayalı sistemi değiştirmeden dershaneleri kapatmak, her yıl 1 milyona yakın öğrenci hayati bir sınava girmeye devam edeceğine göre, dershane sektörünün merdiven altına kaymasından başka bir işe yaramaz.
O zaman maksat ne?
Üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?
Görünen o ki bağcıyı dövmek!