Masumiyet pozu

Hem dindar hem de özgür ruhlu genç bir kadın 'Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir' diyor.

Gündem ağır ama ben bugün size ‘gündem dışı’ ezber bozan bir yazı sunacağım.
Yazarı Zehra Yavuz. Kendisini ‘işçi çocuğu, kültürsüz Almancı-Hacı teyzenin kızı’ olarak tanıtıyor.
Hem dindar hem de her şeyi sorguluyor.
İnternette kendi adıyla kurduğu bir blog sayfası var. Mizah gücü hayli yüksek, inanılmaz çılgın ve zihin açıcı yazılar yazıyor.
Hep ‘empati, empati’ diyoruz ya... Buyurun size ‘Fahişe olma ihtimalimi hesapladım!’ başlıklı, gerçekten ezber bozan, sarsıcı bir empati yazısı. Başlığa bakıp hemen panik yapmayın.
Çünkü bu hem dindar hem de özgür ruhlu genç kadın “Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” diyor.
Hepimizi masumiyet pozları vermeden önce sınanmaya davet ediyor. Yazısının başında “Tahammülsüz, anlayışsız, kültürsüz, basit, öfkeli kişiler lütfen bu yazımı okumasın” diye uyarıyor. Uyarıyı dikkate alın ama tepki vermeden önce okuyun lütfen...



İsmim Karin Müller


Ayyh, başlığı yazarken bile bir hoş oldum. Böyle bir şey yaşamadığım için heyecanlandım birden. Acaba ben de fahişelik yapabilir miydim? Fahişelik yapma kararımı nasıl verirdim? Düşüneyim...

Diyelim ki ben Almanya’da, Alman bir ailede doğdum. İsmim Karin Müller. Babam basit bir işçi ve alkolik. Nerede yaşadığı belli değil, yıllardır görmemişim. Annem de Almanların en alt tabakasından, kültürsüz bir kadın. Günde 2 paket sigara içiyor, alkol içiyor, sabah-akşam televizyon izliyor, köpeğini gezdiriyor, hazır paket yemekleri ısıtıp önümüze koyuyor... Diyelim ki annem beni evden kovuyor! Mesleğim yok! Gidecek bir yerim yok! Yardım derneklerine de gitmek istemiyorum, asi-inatçı bir ruhum var; kimselerle geçinemem, gitsem dahi, kurallara uymuyorum diye beni oradan da kovarlar! Ama son zamanlarda tanıştığım bir erkeği çok seviyorum, ona güveniyorum. Aile sevgisi, sıcaklığı yaşamamışım, sevgiye-ilgiye aç kalmışım! Kadın olarak hassas duygularımı yaşayamamışım... Bu adam bana evini açıyor, zamanla beni çeşitli tuzaklarla, tehditlerle fahişeliğe yöneltiyor. Okulda din dersine girmemişim, annem ateist olduğundan beni ahlak dersine (ethik) göndermiş. Bilinçsizim! Kolay para kazanmak varken neden bütün gün temizlikçilik yapayım, yorulayım ki? Eee, tabii ki fahişelik yapardım!


İsmim Mumbi Esinam

 

Diyelim ki ben çok fakir bir Afrika ülkesinde doğdum ve orada yaşıyorum. İsmim Mumbi Esinam. Babam çatışmada ölmüş, ağabeyim ise zorunlu olarak terör grubuna üye olmuş, senelerdir görmemişim. Annem çok hasta. Ben kurak bir ülkedeyim, sabah 4 kilometre yürüyorum, bidonlarla su almaya gidiyorum. Etrafımdaki akrabalar çok aç ve çok fakirler. Kimse yardım edemiyor, sahip çık(a)mıyor bana. Elimden geldiğince bir şeyler satmaya çalışıyorum, ama herkes fakir olduğundan para kazanamıyorum! Annem çok hasta, ilaç bile alamıyorum ona! Ve erkekler geliyorlar, bana para karşılığında cinsel ilişki teklif ediyorlar! Ben de dinden-ahlaktan-vicdandan bihaberim, etrafta değil kitap, defter-kâğıt bile yok! Sadece basitçe iyiyi-kötüyü ayırt edebiliyorum... Eee, tabii ki fahişelik yapardım! Hem ben ‘hayır’ desem bile zaten beni tenha köşede kıstırdıklarında tecavüz edip kaçacaklardı! Yani hiç olmazsa parayla yapayım!!!
Bunlar uç örnekler demeyin, bunların kat kat daha acıklısı bu dünyanın çeşitli yerlerinde her gün yaşanıyor!

Şimdi Türkiye’nin pek NAMUSLU (!) kesimi çıkıp bana diyecek ki: “Eee, Afrikalı kadın aç kalsaymış, bari namusuyla ölseymiş! Fahişelik yapmaya mecbur değildi ki! Ben olsaydım/benim karım olsaydı, aç kalırdım/kalırdı ama yine de fahişelik yapmazdım/yapmazdı!”
Cevabım: Afrikalı veyahut Avrupalı kadın büyüdüğü/yaşadığı şartlar içinde onur-namus-haysiyet vb. gibi kelimeleri tanımıyorlar pek! Belki de hiç tanımıyorlar! Bunları öğrenebilecek, içinde hazmedecek kültür-duygu ortamı yok her yerde, anlatabildim mi?!
Ben Almanya’da Müslüman aile ortamında doğdum-büyüdüm diye bu fahişelerden çok mu daha namusluyum, çok mu daha onurluyum, çok mu mübarek-kıymetli bir kadınım?!

Allah c.c. bana ayrıcalık mı tanıdı? Neden bana ayrıcalık tanındı da diğer kadınlara tanınmadı? Ben de şimdi Afrika’da yaşayan, fahişelik yapan bir kadın olabilirdim! Peki Allah c.c. bana ayrıcalık tanıdıysa, bana namuslu-temiz yaşamayı lütfettiyse, benim övünmeye, kibirlenmeye hakkım var mı? “Ben çok namusluyum, diğerleri fahişe” diye kınamaya hakkım var mı?!
Sevgili Türk erkekleri, sizin annenizi, karınızı, kızınızı, kız kardeşinizi ‘namus abidesi’ olarak görmenize gerek yok! Yabancı kadınların namusu-ahlakı hakkında da laf etmeye hiçbir hakkınız yok! Fahişe olsalar dahi onları kınamaya hakkınız yok! Dünyadaki en temiz, en namuslu kızlar-kadınlar Müslüman ülkelerde değildirler! Herkes değişik şartlarda imtihan olunur! Fahişelik yapmak, affolunamaz bir günah değildir! Fahişeler bile affolunduktan sonra cennete girebilecek, ama kibirli insanlar asla cennete giremeyecek! Hani şu kendini ve ailesini pek beğenmiş, kendilerini namus-ahlak-abidesi zannedip başka kadınların ahlakını ve yaptıklarını kınayanlar!
Basit türdeki Türk erkekleri, Müslüman olmayan HER KADINI OROSPU zannediyor!

Sokaklarda turist kadınların yanına gidip alenen ellemeye başlıyor! Kadından tepki almasa, sokak ortasında soyacak kadını! Ve ilişkiye girecek! Müslüman ülkelerde yaşayan kadınlar, bu dünyanın en namuslu, en ahlaklı kadınları değildirler! Ahlak ve namus, şartlara, zihniyete, duygu-düşünce gelişimine ve yaşanılan bölgeye bağlıdır!

Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir demek, herkes sınanmadığı günahın suçlusudur anlamına gelmiyor! Sözü saptırmayın! Nefsinizi terbiye edin! Nefsinizi terbiye ederseniz, kimsenin namusuyla ilgilenme ihtiyacı hissetmezsiniz!

Nefsinizi gerçek anlamda terbiye ederseniz, kimseyi kınama ihtiyacı da hissetmezsiniz! Orospu erkeklerin ahlaksızlığıdır kadının orospuluğu, ama hep kadına küfredilir, kadın aşağılanır! “Gerçek şu ki, kadın o’na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o’nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); işte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o’ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.” (Yusuf Suresi, ayet 24. Muhammed Esed)

Şimdi bu ayet hakkında düşünün... Ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki dramları düşünün... Neden bazı insanlara yardım ediliyor ve bazılarına yardım edilmiyor?