Mesih Kompleksi

Mesih Kompleksi siyaset biliminde liderlerin adanmışlığını anlatmak için kullanılıyor. Tarihi sorunlar ancak kendilerini çözüme adamış liderlerle çözülür.

Açıklama çok çok önemli.

Ama açıklamanın kendisi kadar nerede yapıldığı da önemli.

Yer, Kayseri...

Erciyes Dağı’nın tepesinde Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin ev sahipliğinde Başbakan Tayyip Erdoğan sivil toplum kuruluşlarının yöneticileriyle buluşuyor.

Basına kapalı yemekli toplantıda siyasetçiler, belediye ve oda başkanları da var, şehit aileleri yakınlarının temsilcileri de...

Az önce Kayseri ekonomisi için çok önemli 41 tesisin açılışı yapılmış.

Yemekte Başbakan’a ekonomiden siyasete birçok soru yöneltiliyor.

Bir ara mikrofonu Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Şube Başkanı Ali Yavuz alıyor.

Önce Başbakan’a şehit aileleri ve gazilerin özlük haklarıyla ilgili bir dosya sunuyor, ardından İmralı süreciyle ilgili şu açıklamayı yapıyor:

“Sayın Başbakanım, terörün bitirilmesini en çok isteyen STK biziz. Terörden en çok canı yanan şehit aileleri ve gaziler. Her şehit haberinde acımız tazeleniyor. Ancak terörü bitirmek için İmralı ile görüşülmesine karşıyız. Onlarla görüşülmeden terörün çözümüne şehit aileleri ve gaziler olarak her zaman desteğe hazırız...”

“İyi ama nasıl olacak bu iş?” demiyor Başbakan.

Bir yandan “En çok canı yanan biziz, terörün bitirilmesi için her türlü desteğe hazırız” diyeceksin, diğer yandan terörü bitirmek için yürütülen görüşmelere karşı çıkacaksın!

Soru ve yorumları sabırla dinliyor.

Ali Yavuz’un DHA muhabirine aktardığına göre aynen şunları söylüyor:

‘Öleceğimi bilsem bu zehri içerim’

“Terörü bitirmek için ne gerekiyorsa yaparım. Terörün bitmesi için zehir içeceksin deseler içerim. Siyasi hayatımın biteceğini de bilsem, öleceğimi de bilsem bu zehri içerim. Yeter ki terör bitsin. Yıllardan beri terör devam ediyor. Terörün bitmesi için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Gittiğim her ilde terörü bitirirsen sen bitirirsin diyorlar. Bu benim asli görevim...”
Dikkat edin, basın yok içerde.

Orta Anadolu’da girişimci muhafazakârlığın ve milliyetçi değerlerin öne çıktığı bir şehirde, o şehrin ileri gelenleriyle konuşuyor.

Ve hiç tereddüt etmeden bu yola baş koyduğunu, siyasi hayatı pahasına geri dönmeyeceğini söylüyor.

Laf olsun diye değil, yürekten.

Peki, neden?

Mesih Kompleksi

Samimi bir biçimde inandığı ve bu sorunu çözmeye kendisini adadığı için diyeceğim ama bazıları fazla klişe bulacak.

Oysa değil.

Bu tür tarihi sorunlar ancak kendilerini aşmış ve her şeyiyle çözüme adanmış liderlerle çözülür. Çünkü çözüme giden yol, zorlu, dikenli ve tuzaklarla doludur.

Erdoğan hem bu sorunu çözebileceğine inandı hem de çözüme kendisini adadı.

Öyle olmasa “Siyasi hayatımın biteceğini de bilsem, öleceğimi de bilsem bu zehri içerim. Yeter ki terör bitsin!” der mi?

Adanmışlığın önemini İngiltere ile Kuzey İrlanda Ordusu arasında sağlanan barış görüşmelerinde çok açık gördük.

Çok güçlü İngiliz hükümetlerinin yıllarca bırakın çözmeyi, kenarına bile yaklaşamadığı sorunu nasıl oldu da Tony Blair gibi genç bir lider çözebildi? İki yıl önce Radikal’de ‘Onlar Nasıl Çözdü’ başlığıyla çok önemli dosyalar yayımlamıştık.

Bakın bu soruya çözüm sürecinde Blair’in sağ kolu olarak görev yapan başdanışmanı Jonathan Powell nasıl cevap veriyor.

Bir, diyor Powell...

“Ne Blair’in ne de benim sırtımda Kuzey İrlanda sorununun tarihi yükü vardı. Biz genç nesildik ve İrlanda terörizmiyle savaş bizim savaşımız değildi...”

İki, “Tony Blair’de Mesih Kompleksi vardı”.

Mesih Kompleksi siyaset biliminde tarihe geçmiş liderlerin adanmışlığını anlatmak için kullanılıyor.

“Bu sorunu çözeceğine kendisini öylesine inandırmıştı ki kimi zaman biz bile acaba fazla mı kaptırdı diye endişeleniyorduk” diyor Powell ve devam ediyor:

“Oysa o adeta kendisine bu sorunu çözmesi için Tanrısal bir görev verildiğine inanıyordu. Eğer onun bu adanmışlığı olmasa bombalar patlamaya devam ederken çok zor çözülürdü bu sorun.”