Mini revizyon, maksi sonuç!

İdris Naim Şahin, güvenlikçi politika başarısız olduğu ve yeni sürece kategorik olarak karşı çıktığı için görevden alındı.

Başbakan kabinede 4 kişilik minik bir revizyon yaptı.
Nicelik olarak minik ama nitelik olarak anlamlı bir değişim bu...
Sadece AK Parti hükümetinin kendi iç dinamikleri açısından değil Kürt sorununun çözümü yolunda da önemli bir adım.
Gafları ve şahin söylemiyle öne çıkan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in yerine Mardin milletvekili Muammer Güler’in getirilmesi sadece kamuoyuna dönük sembolik bir mesaj değil.
Başbakan, MİT ve Adalet Bakanlığı üzerinden yürüyen yeni İmralı Mutabakatı’na artık İçişleri Bakanlığı’nın da tam destek vermesini istiyor.
İstediği için bu yeni sürece kesinlikle inanmayan, çözüm yolunda atılan her adıma karşı çıkan İdris Naim yerine ilk demecinde “Güneydoğu’da barış güvercinleri uçuracağız” diyen Muammer Güler’i getirdi.
Hükümet elbette terörle mücadele-siyasetle müzakere konseptinden vazgeçmiş değil. Sonuçta Güler de güvenlik bürokrasisinden geliyor ama bu meselenin tek başına güvenlikçi bakış açısıyla çözülemeyeceğini çok iyi biliyor. 

***

Başbakan bizzat talimat vermese İdris Naim Diyarbakır’da düzenlenen PKK’lı 3 kadının cenaze törenine kesinlikle müdahale edecekti.
Çünkü Şahin’e göre cenazeye katılanlar ‘terörist’.
Ne barış iklimi, ne bölge insanının hassasiyetleri ne de 3 Kürt kadının Paris’te karanlık bir saldırı sonucu infaz edilmiş olması önemli onun için...
Varsa yoksa kendisine ezberletilen güvenlikçi söylem.
O söyleme kalsa PKK’nın beli 3 ayda kırılacaktı!
Evet, doğru, PKK geçen yıl çok ciddi kayıp verdi, verdi de beli mi kırıldı yoksa Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelerden sonra yeni mevziler mi kazandı?
Ayrıca PKK ciddi kayıp verirken Türkiye’nin kaybı ne oldu?
Bir yıl öncesine göre yüzde 56 artış. Bırakalım meselenin insani ve siyasi yönünü sadece güvenlikçi bakış açısıyla soralım:
Bu mudur başarı?
İdris Naim sadece gafları yüzünden kabinenin en kısa ömürlü bakanı olmadı, aynı zamanda uyguladığı güvenlikçi politika başarısız olduğu ve yeni sürece kategorik olarak karşı çıktığı için görevden alındı. 

***

Dikkat ettiyseniz Başbakan ekonomi bakanlarına hiç dokunmadı. Oysa birçoğu hakkında gidici diye spekülasyon vardı. Ama Başbakan ekonomide yakaladığı, bir yanda Ali Babacan’ın temsil ettiği kontrollü büyüme anlayışı ile diğer yanda Zafer Çağlayan’ın temsil ettiği hızlı büyümeci anlayışı aynı şekilde bir arada tutmayı tercih etti.
Bülent Arınç ve Beşir Atalay gibi ‘abiler’ de yerini korudu.
Ama Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer koltuğunu koruyamadı. Neden?
Birçok sebebi var ama en önemli sebep, önemli reformlara imza atarken birçok insanı kırmış ve küstürmüş olmaları.
Yerlerine gelen Nabi Avcı ve Mehmet Müezzinoğlu uzlaşmacı kişilikleriyle tanınıyor.
Mini revizyonun en önemli ismi ise Ertuğrul Günay’ın boşalttığı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na oturan Ömer Çelik. Yıllarca Başbakan’ın en yakınındaki isimlerden biri olan Çelik, Kürt sorununun çözümü dahil dış politikadan iç politikaya birçok makro konuda AK Parti’nin en parlak beyinlerinden.
Yeni İmralı sürecini binbir zorlukla yürüten MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le çok yakın dost Ömer Çelik.
Eminim kabineye giren bu dört yeni isim kendi bakanlıklarıyla ilgilendikleri kadar İmralı’da Abdullah Öcalan ile başlatılan yeni İmralı sürecine esaslı katkılar yapacak.
Dedim ya, revizyon mini ama bu yeni süreçte önemi maksi.