Minik kuşum kim? Kaynağımı açıklıyorum

Bizim meslekte kuraldır; 'gazeteci haber kaynağını açıklamaz.' Ama bugün bu kuralı bozacağım.

Yazıları yazdıklarımın doğruluğunu yanlışlığını tartışmak yerine işi gücü bırakmış haber kaynağımı sorguluyor.

Kimi gazeteci, kimi siyasetçi, kimi istihbaratçı… Koca koca adamlar gözlerinin önünde cereyan eden tarihi gelişmeleri dikkatli okumak yerine biraz kıskançlık, biraz şüphe, biraz da paranoya ile aynı soruyu soruyor…

‘Eyüp Can bu bilgileri nerden alıyor?’ Komplo teorisi gırla gidiyor.

Öyle ya MİT Müsteşarı Hakan Fidan İmralı’da Abdullah Öcalan ile gizli bir görüşme yapmış, ‘Radikal bunu nerden biliyor?’ Bu işin içinde bir bityeniği var… Olmaz ama hadi onu bir yerlerden duydu… Hakan Fidan’la Abdullah Öcalan’ın vardığı mutabakatı Eyüp Can nasıl biliyor?

“O görüşmelerde orada mıydın?” diye soran bile var! Gerisini varın siz düşünün… Normal şartlar altında bir gazeteci bu tip soruları asla ciddiye almaz. Çünkü bizim meslekte kuraldır; ‘gazeteci haber kaynağını açıklamaz.’

Hele de gündeme gelen sorulan haset ve komplocu bakış açısının ürünüyse. Ama ben bugün bu kuralı bozacağım…

Birazdan kaynağımı açıklayacağım.

Bu soruları ciddiye aldığım için değil, bizim mesleğin nasıl yapıldığını meslektaşlarımız dahil bazı komploculara hatırlatmak için.

Evet açıklıyorum…

Bu bilgileri MİT’ten, Emniyet’ten ya da TSK’dan AK Parti ya da BDP’den aldığımı iddia edip komplo, üstüne komplo kuranlar sıkı durun, öyle ‘minik kuş’ diyerek şifreli konuşmayacağım…

Bu yazıları yazarken en önemli kaynağımı isim vererek açıklıyorum… Ama öncelikle Ankara büromuzun başarısını not etmeliyim. Rifat Başaran, BDP heyetinin İmralı’ya gideceğini, Ömer Şahin de Hakan Fidan’ın Öcalan’la görüştüğünü yazdı. Deniz Zeyrek ise sürecin ilk ayrıntılarını açıkladı.

Hem Hakan Fidan ile Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda yaptığı görüşme hem de Yeni İmralı Mutabakatı yazımda en önemli haber kaynağım Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi’ydi.

Yanlış duymadınız Abdulkadir Selvi. İronik olan şu ki…

Kamuoyunda çokça tartışılan her iki yazımda da Selvi’nin Yeni Şafak’ta yazdığı yazılara açıkça atıf yaptım. Mesela Hakan Fidan’ın İmralı’da Öcalan’la görüştüğünü ilk yazan Selvi. O kadar ki 16 Aralık diyerek tarih bile verdi Sevgili Abdulkadir.

Ben de yazımda bunu açıkça belirttim. Ama Selvi’nin yazdıklarını birebir aktarmakla yetinmedim, gerekli araştırmaları yaparak bir adım daha öteye geçip Fidan’ın adada iki gün kaldığını yazdım.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın satır aralarında kaybolan ‘entegre strateji’ açıklaması dahil parçaları bir araya getirip bütünlüklü bir analiz yaptım.

Yani her iyi gazetecinin yapması gerekeni yaptım. Aynı şekilde Öcalan’ın kendisini ziyaret edecek heyete 3 mektup vereceğini de, ‘merdiven yöntemiyle’ aşamalı bir çözüm süreci izleneceğini de benden önce Selvi yazdı mesela. Hatta Yeni Şafak manşetten verdi bu yazıları ama farklı bir başlık ve sunumla. Nitekim yazımda bu gerçeği de belirttim.

Belirtmekle kalmadım, yine Selvi’nin yazdıklarını bir adım öteye taşıyacak bilgilerin peşine düştüm. Nasıl mı?

Gazetecilik yaparak…

Parça parça dolaşan bilgileri bir araya getirdim. Elbette farklı kaynaklardan elde ettiğim çok kritik bilgileri de ekledim.

Tüm bunları, “Yoklar, hem var hem yoklar ve varlar” diyerek kolay anlaşılmasını sağladım.

Yeni İmralı Mutabakatı diyerek sürece bir isim taktım. Selvi’nin bahsettiği ‘merdiven yöntemini’ ‘Dört Basamaklı Merdiven Stratejisine’ çevirdim. Süreci, aktörleri öncesi ve sonrasıyla iyi bilen, bu konulara vâkıf her gazetecinin yapabileceği hatta yapması gerekeni yaptım. Parçaları bir araya getirdim, eksikleri araştırarak tamamladım ve kendi analiz ve sunumumla yazıyı Radikal’e manşet yaptım. Ama yine söylüyorum her iki haberde de en önemli haber kaynağım Abdulkadir Selvi. Nitekim Selvi de yazılarımda kendisine atıf yaptığım, emeğe saygı gösterdiğim için dün arayıp teşekkür etti. Bizim meslek böyledir. Biri bir haberi ilk yazar, bir başkası alır onu iyi işleyerek bir adım öteye götürür, Türkiye’nin gündemi yapar, birileri de önlerinde nehir gibi akan bilgilere bön bön bakar.

Saçma sapan komplo teorileri kuranlar, bana haber kaynağımı soranlar bence önce Selvi’nin yazdıklarını okuyup sonra da neden bön bön baktıklarını sorgulasınlar.

Su akar Türk bakar, bilgi akar gazeteci bakar.