Murat Ülker nasıl ezber bozdu?

Murat Ülker, Bedri Baykam'dan o boş gibi görünen çerçeveyi satın alırken boş tartışmalar ve etiketlerle kafasını çerçeveletenlere şahane bir mesaj verdi.

Bence dünün en önemli haberi, sanat dünyasının son günlerdeki en önemli gelişmesi tereddütsüz Murat Ülker’in Bedri Baykam’dan kavramsal bir resim almasıydı. (Müge Akgün/Radikal)

Peki, Türkiye’nin en önemli sanayi kurumlarından Yıldız Holding’in (Ülker Grubu) patronu Murat Ülker Kemalist çıkışlarıyla tanınan ressam Bedri Baykam’ın ‘manifestom’ dediği eserini neden satın aldı?

O kadar çok sebep var ki...

Ama bence en önemlisi, Murat Ülker bu hareketiyle hepimizin ezberini bozdu.

Dün baktım sosyal medyada bir sürü geyik dönüyor...

- Vay efendim boş çerçeveye nasıl bu kadar para verilir?

- Murat Ülker, Bedri Baykam gibi aşırı Kemalist çıkışlarıyla bilinen birinden nasıl resim alır?

- Bedri Baykam ideolojik sebeplerle Ülker ürünlerini satın almadığını söylüyordu, şimdi ne oldu da Ülker’in patronuna resim sattı?

- Paranın dini imanı olmazmış!

Tartışma bu minvalde uzayıp gidiyor...

Türkiye gibi hayli kutuplaşmış bir ülkede ilk bakışta ezberlerimize uygun sorular.

Ama bakın Murat Ülker, Bedri Baykam’ın bugün New York’ta açılacak yeni sergisinin en önemli parçasını alarak tüm bu ezberleri yerle bir etti.

Nasıl mı?

Bir kere Murat Ülker bu hareketiyle en başta Bedri Baykam’ın ezberini bozdu.

Çünkü Bedri Baykam hayatı aşırı derecede ‘biz ve onlar’ ayrımı üzerinden okuyan bir sanatçı. Çok değil bir yıl önce New York Times muhabirine “Türkiye’de birbiriyle karışmayacak sıvılar var” diyordu.

‘Batılı laik Türkler bir yanda, muhafazakâr Müslümanlar’ diğer yanda.

“Yeme-içme şeklimiz bile farklı” derken Ülker-Eti örneği veriyordu.

“Biz Ülker yemeyiz, onlar Eti. Hatta birbirimizin ürünlerini bile satın almayız!”

Bu sözlerin sahibi Baykam, Ülker Grubu’nun sahibi Murat Ülker’i sergisini gezmek için karşısında görünce nasıl hissetmiştir acaba?
Hele de “Birbirimizin ürünlerini bile satın almayız” dediği ve örnek verdiği markanın sahibi, Baykam’ın daha piyasaya bile sunmadığı, hayli tartışmalı kavramsal bir eserine talipse...

Ve o eser ilk bakışta içi boş bir çerçeveyse!

İngilizlerin ‘poetic justice’ (şiirsel adalet) dedikleri bu olsa gerek.

İlahi şaka! Sen misin hadsiz-hesapsız ileri geri konuşan. Buyur...

Murat Ülker sadece bir eserini satın alarak bozmadı Baykam’ın ezberini, asıl o eseri neden almak istediğini anlatırken şaşırttı Baykam’ı.
Kamuoyu Burhan Doğançay’dan sonra duydu ama aslında Murat Ülker uzun zamandır çok iyi bir koleksiyoner.

Avangard eserlere ilgisi yeni değil.

Ama daha önemlisi, Murat Ülker, Bedri Baykam’dan o boş gibi görünen çerçeveyi satın alırken boş tartışmalar ve etiketlerle kafasını çerçeveletenlere şahane bir mesaj verdi.

Sağcı-solcu-laik-İslamcı-Ülkerci-Etici gibi yaftaları söküp attı...

‘Tuvalden, tuvalin üzerine sürülenlerden önce hayata bakmayı’ önerdi.

Hangi çerçeveden baktığınızın bir önemi yok, istediğiniz yerden bakabilirsiniz... Yeter ki sanat hayatı taklit ederken siz ideolojilerin içine hapsolmayın, en yalın haliyle hayatı ıskalamayın.

Aslında Duchamp’ın sahnenin ortasına koyduğu meşhur pisuardan 100 yıl sonra, boş çerçevelerle zaman-mekân ve algı kavramlarımızı sorgulayan, yani hayata bakmamızı öneren Bedri Baykam.

Ama ‘manifestom’ dediği eseri Baykam’dan hiç tereddüt etmeden satın alarak asıl ezber bozan Murat Ülker oldu. Murat Ülker bugüne kadar yüzlerce resim aldı ama bence şimdiye kadar satın aldığı hiçbir eser ezberleri bu kadar bozmadı.

Bedri Baykam bugün New York The Proposition Galerisi’nde sergilenecek eserine black box (siyah kutu) ismini vermiş.

Murat Ülker’in yerinde olsam Bedri Baykam’la konuşup siyah çerçevenin altına İngilizce ‘Poetic Justice’, Türkçe ‘İlahi Şaka’ yazmayı önerirdim.