Namık'ın kaynağını BDP deşifre etti, inandınız mı?

Namık konuşmadı ama BDP geç de olsa bir açıklama yaptı. Sahi siz kime inandınız?
Namık'ın kaynağını BDP deşifre etti, inandınız mı?

BDP yönetimi geç de olsa beklenen ‘sızdırma’ açıklamasını yaptı.

Ortada bunca spekülasyon varken keşke bu kadar beklemeselerdi.

Geçen hafta konuyla ilgili yazdıklarımdan sonra Ankara kulislerinde ve sosyal medyada epey bir ‘çaycı-fotokopici’ geyiği döndü.

Sinirler o kadar gergin ki açıkçası ben de eğlenerek izledim tüm bu tartışmaları.

Madem BDP yazılı olarak yaptı sızdırma açıklamasını, gelin geçen hafta yazdıklarımla birlikte okuyalım.

Buyurun...

* * *

“‘Namık’a o notları kim sızdırdı?’

Notlar ne AK Parti’den ne de MİT’ten çıktı.

Kaynak BDP ama nasıl sızdığı soru işareti.

Şu an itibariyle BDP yönetiminin vardığı sonuç şu: BDP Genel Merkezi’nde görüşme notları fotokopi makinesinde çoğaltılması için iki kişiye teslim edilmiş. Namık BDP’yi yakından takip eden bir gazeteci olduğu için notların genel merkeze ulaştığını duymuş ve hemen genel merkez binasına gitmiş. Çaycıdan fotokopiciye partide herkesi çok iyi tanıdığı için fotokopi makinesinden bir kopya da kendisi için almak hiç zor olmamış. Sonrası malum...

‘Hayır’ diyorlar. ‘Olamaz, bu kadar basit olamaz.’

Galiba bu durumda en iyisi Namık’ın çıkıp konuşması.

Yoksa memleket tımarhaneye dönecek!

Kaynağını deşifre etmek zorunda değil.

Ama İmralı görüşme notlarını fotokopi çekmesi için verilen alt düzey kaynaktan nasıl aldığını söyleyebilir. Notların ‘fotoğrafını nasıl çektiğini’ meslek sırrı demeyip açıklayabilir.”

Namık haklı olarak kaynağını deşifre etmedi ama BDP yönetimi Namık’ın kaynağını deşifre etti.

Buyurun bu da BDP’nin bir hafta gecikmeyle yaptığı yazılı açıklama...

* * *

“Kamuoyunun bildiği üzere 23 Şubat 2013 tarihinde 3 kişilik BDP heyeti İmralı’da Sayın Öcalan’la bir görüşme gerçekleştirmiştir. Partimizin çok önem verdiği bu görüşme, parti yetkili organlarımızla paylaşma ihtiyacına binaen görüşmeyi yapan arkadaşlarımız tarafından yazılı hale getirilmiş ve Merkez Yürütme Kurulu, Meclis Grubu ve Parti Meclisi toplantılarında okunmuştur.

Metnin çoğaltılmaması kararına rağmen, iki Parti Meclisi üyemiz M. Rauf Kocaman ve Resul Baykara toplantıya ara verildiğinde kimsenin bilgisi ve onayı olmadan tutanakları alarak kendileri için çoğaltmıştır.

Parti Meclisi üyelerimiz metni çoğaltırken, parti personeli de tek bir nüsha kendileri okumak üzere çoğaltmışlardır.

Basın büromuzda çalışan Ali Özgüç, gazeteci Alper Atalay’ın metin üzerinden fotoğraf çekmesine izin vermiştir.

Milliyet’te yayımlanan tutanak resminin bir fotoğraf kaydı olduğu anlaşılmıştır.

Bütün bu bilgileri değerlendiren yetkili organlarımız şu kararları almıştır:

Parti Meclisi üyelerimiz kendi sorumluluklarının farkında olarak özeleştiri mahiyetinde PM üyeliklerinden istifa etmişlerdir.

Partimizin basın biriminde çalışan Ali Özgüç tutanakları parti yönetimine haber vermeyerek bir basın çalışanıyla paylaştığı için işine son verilmiştir.

Parti yetkili organlarımız yaşananlardan dolayı kendi sorumluluğunun farkındadır. İmralı’daki görüşme yayınlanmak üzere yapılmamıştır. Öncelikle yaptığı görüşmenin kendi bilgisi dışında basında yer alması nedeniyle Sayın Öcalan’dan özür diliyoruz. Yine görüşme metninde adı geçen kişilerin ve kurumların da aynı gerekçeden ötürü özrümüzü kabul etmelerini rica ediyoruz.”

* * *

Açıklama aynen böyle...

Ne diyor BDP yönetimi?

Bir, ‘kusurluyuz özür dileriz’.

İki, Namık fotokopide çoğaltılan ve basın ofisinde bir başka gazeteciyle paylaşılan kopyadan fotoğraf çekerek bir nüsha almış.
Yani kaynağı fotokopilerin çekildiği BDP basın ofisinde çalışan Ali Özgüç ve bu fotokopileri fotoğrafla görüntüleyen Dicle Haber Ajansı muhabiri Alper Atalay.

Görüşme notlarını sızdıran medyada yer aldığı gibi ne Altan Tan ne Gültan Kışanak ne de Pervin Buldan.

Ama kim inanır bu saatten sonra.

“Namık notların fotoğrafını nasıl çektiğini meslek sırrı demeyip açıklayabilir” diye yazmıştım geçen hafta.

Ardından da eklemiştim:

“Peki Namık bunu söylese sonuç değişir mi? Galiba Namık bile açıklasa bu saatten sonra kimse inanmayacak. Çünkü kimse hakikatin peşinde değil. At izi it izine öylesine karışmış vaziyette ki herkes inanmak istediğine inanıyor.”

Namık konuşmadı ama BDP geç de olsa bir açıklama yaptı.

Sahi siz kime inandınız?