Neden 'Savaşma konuş' Neden 500 bin imza

Türkiye 30 yıldır Türk'ü ve Kürt'ü ile suskun. Artık Türk-Kürt birlikte 'Savaşma konuş' diye haykırma zamanı.

Kürt sorununda tarihi bir dönemeçteyiz.
PKK Taksim saldırısını üstlenmedi, belki de üstlenemedi…
Dahası ‘eylemsizlik’ kararını Haziran 2011’e kadar uzattığını açıkladı.
Herkesin kafasında aynı soru:
“Saldırıyı yapan PKK değilse kim?”
Emniyet PKK’dan kopan gruplardan şüpheleniyor.
Türkiye, devletin içine çöreklenmiş çetelerden, yaygın tabiriyle ‘derin devlet’ gerçeğinden sonra şimdi de ‘derin PKK’ gerçeğiyle yüzleşiyor. 
***
Böylesi ortamlarda savaşmak, savaşın diliyle konuşmak kolay.
Zor olan “Savaşma konuş” diyebilmek, silahların gölgesinde ‘barışın dili’ni egemen kılmak.
Türkiye yaklaşık 30 yıldır süren kanlı savaşı, terör ve şiddeti ya susarak ya da karşılıklı suçlamalar yaparak izliyor.
Oysa artık ne susmak işe yarıyor ne de suçlamak.
Dış güçler, iç güçler, çeteler, örgütler, savaştan beslenenler…
Şimdiye kadar ya onlar konuştu ya da onlar konuşuldu.
Peki ya bu ülkenin barışa susamış makul insanları, acılı anneler, bağrı yanık babalar, işini, aşını, geleceğini kaybeden gençler onlar ne zaman konuşacak?
***
Türkiye, 30 yıldır Türk’ü ve Kürt’ü ile suskun.
Oysa artık Türk-Kürt birlikte “Şavaşma konuş” diye haykırma zamanı.
Türkiye yıllar sonra ilk kez açıkça sorunlarını konuşmaya başladı.
Biraz olsun konuşulabildiği için saldırıyı yapan her kimse üstlenmekten bile korkuyor. Şimdi bu kirli savaşa cesaretle konuşarak karşı konulabileceğini gösterme anı...
Dün de yazdım. İspanya yaptı bunu.
Milyonlarca İspanyol sokaklara dökülüp hem şiddet hem de şiddet üreten politikaları lanetledi. Terör hâlâ tam olarak bitmedi ama o gün terör İspanya’da en büyük darbeyi yedi.
***
Terör sarmalındaki ne ilk ülkeyiz ne de son. Elbette her ülkenin deneyimi farklı…
Ama teröre asıl darbeyi vuran adım hep aynı. İspanya’da ETA’ya, İrlanda’da IRA’ya silahları susturtan o ülkenin cesur insanları.
Türkiye, 30 yıldır Türk’ü ve Kürt’ü ile suskun.
Oysa artık susma değil, konuşma zamanı.
Sorunlarımızı konuşarak çözebileceğimizi, tamamını çözemesek de çözüm yolunda ilerleyebileceğimizi gösterme zamanı.
***
“Ne konuşulacak, kim konuşacak, nasıl konuşulacak?” Buna sizler karar vereceksiniz.
Biz bugünden itibaren bir ay boyunca neden konuşulması gerektiğini anlatacağız.
Gündemin kısır ve yüzeysel döngüsüne takılmadan “Savaşma konuş” diyen 500 bin radikal arayacağız.
‘Söz karşısında boynu bükülmüş, namlusu eğilmiş silahla’ tüm taraflara mikrofon tutacağız. İmza, öneri ve duyarlılığınızı bekleyeceğiz.
İspanya 1 milyon kişiyle silahları susturdu, Türkiye “Savaşma konuş” diyen 500 bin imzayla silahları üç beş aylığına değil bir daha konuşmamak üzere neden susturmasın?
Konfüçyüs’ü hatırlayın... Karanlığa küfretmek yerine bir mum da siz yakın.
www.500binradikal.com