O toplantıda olması gereken isimler

Başbakan bütün enerjisini eylemin arkasında 'Kim var?' sorusuna vermiş durumda.
O toplantıda olması gereken isimler

Şimdi bir şu fotoğrafa bakın…
Bir de Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın Gezi Parkı ile ilgili yaptığı şu çarpıcı tespitini okuyun…
“Bir defa bütün bu olaylar bizim iktidar olarak ne kadar başarılı ve becerikli olduğumuzun bir göstergesi. Muhalefetin senelerce uğraşsa da başaramayacağı bir şeyi biz 5 günde başardık ve normal koşullarda bir araya gelmesi düşünülemeyecek olan birbirinden çok farklı kesim, grup, fraksiyonları toz duman içerisinde birbirleriyle buluşturduk.”
Şimdi fotoğrafa bir daha bakın…
Çünkü gerçekten de tablo sürreel. Elinde BDP bayrağı ile bir genç, elinde ‘ulusalcılığın’ sembolü haline gelen kalpaklı Atatürk posteri baskılı Türk bayrağı taşıyan bir başkasına, polisin tazyikli suyundan kaçarken düşmesin diye yardım ediyor.
Hemen yanı başlarında onları izleyen şapkalı bir adam ülkücülerin meşhur ‘Bozkurt işareti’ ile onlara destek atıyor.
Nabi Avcı bu tespiti dün bu fotoğraf çekilirken değil geçen hafta yaptı. Aradan onca zaman geçti, onca laf edildi, onca açıklama yapıldı hâlâ Avcı’nın tespiti en isabetlisi… Ama durun devamı da var… Çünkü Avcı hemen akabinde bu gösterilere katılan gençlerin toz duman dağıldıktan sonra, yanlarında yürüyenlerin kimler olduklarını gördüklerinde çok şaşırabileceğini söylüyor…
‘Gelen bilgilere göre birbiriyle imtizaç etmesi, birlikte davranması, birbirleriyle aynı yoldan yürümesi düşünülemeyecek olan farklı kesimleri bir araya getirdiğimiz bir süreç. Yani bu gaz bulutları dağıldığı zaman koltuğunun altında Orhan Pamuk’un kitabını taşıyan Açık Radyo dinleyicileri ile yanlarında koltuğunun altında ulusalcı gazeteleri taşıyan beyaz bereli çocukları görürlerse hiç şaşırmasınlar.”
Buyurun bakın o da oldu.
Dün sabah polis Taksim Meydanı’na pankartları indirmek için müdahale edince, meydanda bulunan bir grup polise taş ve molotof atmaya başlıyor.
Bunu gören Gezi halkı hemen polis araçları ile taş atan gençlerin arasına giriyor. Anında bir insan zinciri oluşturuluyor. Adeta kendi bedenlerini kalkan ediyorlar.
Çünkü Gezi direnişçileri başından beri polis saldırganlığına karşı çıkarken her türlü şiddet ve vandalizmi de aynı şekilde eleştirdi.
Gezi Ruhu bu yüzden dalga dalga yayıldı. Fakat marjinal örgütler bu ayrımın ortadan kalkmasını istemiyor. Çünkü onlar Gezi Parkı’nda başlayan haklı direniş üzerinden kendi ajandalarına uygun sörf yapmak istiyor. Kiminin elinde molotof, kiminin belinde silah.
Gezi zinciri bu yüzden oluşuyor. Bedenler bu yüzden siper ediliyor… Ne gaz sıkılsın ne de molotof atılsın! Çünkü parkına ve özgürlüklerine demokratik yollarla sahip çıkan Gezi halkı şiddet istemiyor.
Aksine her türlü şiddette ister devletten gelsin isterse örgütlerden bedeniyle, varlığıyla, duruşuyla hayır diyor. Ama malesef Başbakan şiddetle arasına kesin mesafe koyan bu insanları anlamıyor.
Çünkü dün hâlâ grup konuşmasında bu ayrıma inanmadığını belirten açıklamalar yaptı.
Fakat bu katı ve anlamaktan uzak tutumuna rağmen bugün protestocuların da içinde yer aldığı bir grupla buluşacak. Belki de son şans…
Başbakan’ı ziyaret edecek heyette birçok isim var… Umarım o toplantıda ilk günden en yerinde tespiti yapan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı gibi isimler de olur…
Çünkü Başbakan bütün enerjisini eylemin arkasında’ kim var?’ sorusuna vermiş durumda. Eminim bu haklı protesto dalgasından yararlanmak için devreye giren vardır birileri…
Ama arkada kimler olduğunu anlamak için bile önce “Önde kimler var, bu asla bir araya gelemez denilen insanlar neden ve nasıl bir araya geldi” ona bakmak gerekmez mi?