Öcalan daha ne desin?

Öcalan bağımsız Kürdistan'a, silahlı mücadeleye veda dedi. Bölünme yerine büyümeye Misak-ı Milli üzerinden atıf yaptı.

Hafta sonu babamı kaybettim.

Anadolu’da yedi gün yas tutulur.

Yasın tam ortasında CNNTürk’ten ekrana çıkmak için davet alınca önce tereddüt ettim.

Bırakın ekrana çıkmayı, evde televizyon bile açılmaz bizim oralarda yas günlerinde.

Ama sonra düşündüm.

Babam 83 yaşında beyin kanamasından eceliyle öldü.

Oysa bu topraklarda 30 yıldır tam 40 bin gencimiz, hangi gerekçeyle olursa olsun, yaşamın baharında, anlamsız bir çatışmanın kurbanı oldu.
40 bin ailenin ocağına ateş düştü.

Ülkenin siyasi ve kültürel iklimi zehirlendi.

Ben geride güzel hatıralar bırakan rahmetli babamı gömdüm.

Oysa 30 yıldır acılı anne ve babalar çocuklarını gömüyor.

* * *

Ve dün baharın ve barış ateşinin yakıldığı Nevruz (Newroz) gününde PKK’yı kuran ve silahlı mücadeleyi başlatan Abdullah Öcalan yüz binlerin önünde kurduğu örgüte “Silahlı mücadele dönemi bitti. Hemen sınır dışına çekilin. Artık silahlar değil fikirler konuşsun” diyor.

Üç ay önce İmralı mutabakatını tüm detaylarıyla yazarken bu günleri bu kadar kısa sürede göreceğimi söyleseler o takvimi yazmış olmama rağmen inanın ben bile inanmazdım.

3 ayda Türkiye 30 yıllık bir savaşı bitirme noktasına geldi.

Evet, henüz yolun başındayız...

Asıl mücadele bundan sonra başlıyor...

Ama ben böylesine tarihi bir günde babamın yası yüreğimi yakarken barış sürecinin dışında kalamazdım.

Çünkü bu en başta babamın bana bıraktığı mirası inkâr olurdu.

Çünkü o her zaman “Para değil dost biriktir, kavgadan değil barıştan yana ol” derdi. Mücadeleciydi, gerektiğinde kavga da ederdi.
Ama hayatta olsa eminim “Çık ve konuş” derdi.

Bu yüzden dün yasımı bölme pahasına çıktım ekrana ve bu tarihi ana CNN stüdyolarından tanıklık ettim.

Öcalan’ın 5 sayfalık tarihi çağrısını içeren mektup Diyarbakır’da yüz binlerin önünde Kürtçe ve Türkçe okundu.

Söylenecek çok şey var.

Ama bugün için en önemlisi şu:

Öcalan bağımsız Kürdistan’a veda dedi.

Öcalan silahlı mücadeleye veda dedi.

Öcalan demokratik mücadeleyi yeni bir başlangıç olarak ilan etti.

Bölünme yerine büyümeye Misak-ı Milli üzerinden atıf yaptı.

Fırat ve Dicle’nin yanına Sakarya’yı ekledi.

Gerilla mücadelesi yerine Kurtuluş Savaşı’na, Çanakkale’ye, Birinci Meclis’in çoğulcu ruhuna atıf yaptı.

PKK’ya “Çekin silahı aradan, yeni bir dönem başlıyor” dedi.

Önüne, arkasına hiçbir koşul eklemeden bu yeni dönemin adını demokratik mücadele dönemi olarak koydu.

Şimdi eminim yine birileri bin dereden su getirecek...

Öcalan, resmen Bijî Türkiye dedi.

Allah aşkına söyleyin, daha ne desin?

3 ay önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın büyük bir kararlılık ve cesaretle başlattığı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in ustalıkla yürüttüğü barış sürecinin ilk dönüm noktasını geçtik.

Artık merdivenin ilk basamağındayız...

Şimdi ayrıntılarda boğulmadan basamakları tek tek çıkma zamanı.

Anne ve babaların oğullarını değil, oğulların hak vaki olduğunda babalarını gömme zamanı.