Pala ile Türköne'nin intikamı!

Bir yanda 'Muhafazakâr insanlarda intikam duygusu yoktur' diyen İskender Pala, diğer yanda 'Ben intikam istiyorum' diyen Mümtaz'er Türköne.

Geçmişle hesaplaşmayalım” diyen yok.
Fakat geçmişle hesaplaşmanın yöntemi konusunda kafalar karışık.
Kendisini ‘muhafazakâr’ olarak tanımlayanlar arasında bile…
“Bize intikam yakışmaz” diyen de var…
‘İntikam, intikam’ diye naralar atan da.
Son örnek 28 Şubat. 

***

Dün Radikal’de 28 Şubat’ın en önemli mağdurlarından İskender Pala ile Ezgi Başaran’ın yaptığı söyleşiyi okudunuz.
‘İrticacı’ diye ordudan atılan Pala kendisine ve ailesine yaşatılanları o kadar içten anlatmış ki…Okurken insanın içi burkuluyor:
“O günleri anlatmak şu anda bile beni yaralıyor. Kış ortasında çocuklarla ortada kalakaldık. Kiralar çok yüksek, bende para yok. Bir caminin boş duran, kırık dökük müezzin lojmanına sığındık. Nasıl rutubetli bir harabe anlatamam. İhraç edilmeden altı ay önce iki üniversiteden teklif almıştım, sonra bana randevu bile vermediler. Ne o dönemki yayıncım ne de dost bildiklerim yanımdaydı. Acı biçimde anladım ki 28 Şubat baskısı sivil hayatta daha da berbat işliyormuş. Kimse kara listeye alınmamak için TSK’dan atılanları işe almıyordu. Yıllarca TSK bize öyle bir şeref anlayışı aşılamıştı ki, sonrasında yaşadıklarımız hepimize ağır geliyordu. Ordudan atılan bir arkadaşım maalesef intihar etti…” 

***

Tüm bu haksızlıklardan sonra bir insan ne hisseder?
Pala tüm haksızlıklara rağmen “28 Şubat soruşturmasına sevinemiyorum” diyor.
Sorumluların yargı karşısında hesap vermesine sonuna kadar destek veriyor.
Ama kimilerinin yaptığı gibi zil takıp oynamıyor. Peki neden?
“Çevik Bir’i öyle görünce, ‘Oh olsun paşam, keser döner, sap döner…’ diyemiyorum. Sadece üzülüyorum. Bizim gibi muhafazakâr insanlarda intikam duygusu yoktur. Zalimin yaptığına aynı zalimlikle yaklaşmak bize yakışmaz, günahtır. Haksızlıklardan hesap sorulur ama intikam alamazsınız. Çünkü intikama başladığınızda size yapılandan daha büyük haksızlıklar yapmaya başlarsınız. Günahkâr olursunuz. Bu soruşturmanın yapılmasının gerekliliğine inanıyorum ama sevinemiyorum...” 

***

Pala “bizim gibi muhafazakâr insanlarda intikam duygusu yoktur” diyor ama muhafazakâr camianın önde gelen bir başka ismi Mümtaz’er Türköne açık açık “İntikam istiyorum” diyor. Hem de ne intikam!
“15 yıl boyunca, 28 Şubat’ın faillerine ve destekçilerine karşı intikam duyguları besledim. 28 Şubat’ın anlı-şanlı generallerinin, sivil toplum bezirgânlarının, anlı şanlı kalemlerinin insan içine çıkamayacak hale gelmesi, öfkemi dindirmedi. Ben rövanşın alınmasını istiyorum. ‘Dar tutulsun’, ‘cadı avına dönüşmesin’ itirazlarına bozuluyorum… Ben intikam istiyorum. Hem de en şiddetlisini…”
Gerçi “Ben intikam duygusu ile hareket edeceğim, adalet dengeyi bulacak, kararı ben değil yargıçlar verecek” diyerek yargının intikam duygusuyla hareket etmeyeceğini söylüyor ama tüm yazı boyunca ‘intikam tohumları’ ekmekten geri durmuyor Türköne.
“İntikam çok güçlü bir duygu. İnsanı diri ve tetikte tutuyor. Üstelik gözlerde çakmak çakmak biriken mağdurun öfkesi, haksızlık yapmaya niyet edenleri durduruyor. 28 Şubat’ın rövanşı alınıyor. Ne güzel!” 

***

Güzel mi gerçekten?
Bir yanda Çevik Bir’in o haline bile üzülen “Bizim gibi muhafazakâr insanlarda intikam duygusu yoktur” diyen İskender Pala, diğer yanda “Ben intikam istiyorum hem de en şiddetlisini…” diyen Mümtaz’er Türköne.
Her ikisi de aynı gazetede yazıyor.
Her ikisi de akademisyen.
Ama bakın ‘şiddetli intikam duygusu’ aynı dünya görüşüne, benzer duyarlılıklara sahip insanları bile nasıl derinden bölüyor.
Çünkü intikam en başta ‘intikamcıyı’ zehirliyor.
Karakteriniz intikamcı duygulara esir olunca ‘muhafazakâr’ olmanız sonucu değiştirmiyor.