Peygamber ve hain!

Eski ile yeni, iyi ile kötü arasında çok keskin hesaplaşmalara girmeden, daha önce başka bir gerekçeyle anlattığım şu resme dikkatle bakın istiyorum.
Peygamber ve hain!

Yeni bir güne, yeni bir yıla uyandınız biliyorum. Ama eski ile yeni, iyi ile kötü arasında çok keskin hesaplaşmalara girmeden önce bu köşede hikâyesini daha önce başka bir gerekçeyle anlattığım şu resme dikkatle bakın istiyorum.
Yeni yıla ‘son yemek’le başlamak şaşırtmasın sizi.
Da Vinci’nin ‘son yemek’ tablosu sadece sanat tarihi değil neredeyse insanlık tarihini en çok uğraştırmış eser. (Öyle ki geçen defa konuyla ilgili yazım üzerine Halil Berktay ve Taraf’ın Telesiyej yazarı çok hoş bir ‘tablo mu fresk mi?’ tartışması yapmıştı.)
Ne de olsa konu mühim.
Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce havarileriyle son konuşmasını yapıyor.
Ama ne konuşma…
“İçinizden biri bana ihanet edecek” diyor.
İhanet!
12 yüz, 12 farklı reaksiyon.
İşte Leonardo Da Vinci’den ‘o ânı’ resmetmesi isteniyor.
Peygamber ve ihanet! 

***

Leonardo, gelenekleri yıkan bir sanatçı.
Fakat öylesine titiz ki bir süre sonra işvereninin keyfini kaçırıyor.
Çünkü siparişin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen resim bir türlü bitmemiş.
Leonardo’nun yavaşlığı manastır başrahibinin sabrını tüketiyor.
Birkaç fırça darbesinden sonra gün boyu ortalıkta gözükmemesi de cabası.
Oysa Leonardo her bir havari için Milano sokaklarında bir yüz arıyor.
O yüzü önce tüm ayrıntılarıyla zihnine nakşediyor.
Günlerce izliyor, sonra resmediyor.
Aslında duvara resmettiği tablonun büyük bir kısmı hızla bitiyor.
Fakat iki kişinin yüzü eksik: İsa ve Yehuda.
Peygamber ve hain!
İşte bu iki yüzden dolayı Leonardo freski bir türlü bitiremiyor. 

***

İkinci yılın sonunda nihayet genç bir öğrencinin yüzünde aradığı hem bu dünyaya hem de öteki dünyaya ait masumiyeti buluyor.
İsa tamam, geriye bir tek ona ihanet eden Yehuda kalıyor.
Sokaklar, köprü altları, limanlar, barlar, hapishaneler bakmadık yer kalmıyor.
Ama bir türlü ihanetin yüzü yok.
Dolayısıyla Leonardo da yok!
Sonunda başrahip resmi sipariş eden Ludovico’ya Leonardo’yu şikâyet ediyor:
“Bitmeyen yalnızca Yahuda’nın başı. Bir yıldır Leonardo resme dokunmadığı gibi, görmeye bile bir kez geldi.”
Ludovico hemen Leonardo’yu çağırtıyor.
Leonardo başrahibin kendisini şikâyet ettiğini anlıyor ve şu ironik cevabı veriyor:
“Ekselansları, bitirilmesi gerekenin yalnızca Yahuda’nın başı olduğundan haberdarlar. Herkesin bildiği gibi o, kötülüğüyle göze batan bir alçaktı. Dolayısıyla günahkârlığına uyan bir çehreyle betimlenmeli. Bir yıldır, gece-gündüz her gün kentin tüm haydutlarının yaşadığı Borghetto’ya gidiyorum ancak henüz aklımdakine uygun kötülükte bir yüz bulamadım. Bu yüzü bulduğumda resmi bir günde bitireceğim. Ancak eğer araştırmam sonuçsuz kalırsa ekselanslarına beni şikâyet etmeye gelen ve aranan özelliklere tam uyan başrahibin çehresini kullanabilirim!” 

***

Bu cevap karşısında Ludovico kahkahayı patlatıp Leonardo’ya aramaya devam etmesini söylüyor.
Rivayet o ki yaklaşık bir sene daha Leonardo aramaya devam ediyor.
Ve sonunda aradığı ‘hainin yüzünü’ bir hapishanede buluyor.
Hapishanede mahkûmu uzaktan izleyerek çiziyor.
Ve sonunda oturup bir günde tabloyu bitiriyor.
Fakat bu arada olan bitenden habersiz mahkûm nasıl bir resimde yer aldığını öğrenmek istiyor.
Leonardo isteksiz de olsa mahkûma resmi göstermeyi kabul ediyor.
Mahkûmun ilk tepkisi Leonardo’yu şaşkına çeviriyor.
Çünkü mahkûm “Ben bu resmi biliyorum” diyor.
Leonardo şaşkın:
“Nasıl olur, henüz kimse görmedi, nereden biliyorsun?”
“Bu hallere düşmeden önce öğrenciyken bu resim için İsa olarak modellik yaptım! Bu durumda Mesih de benim hain de…”
Mahkûmun cevabı, birçokları için tablonun kendisi kadar önemli.
Leonardo içinse en büyük ilahi oyun.
Kim İsa, kim Yehuda?
Kim inançlı, kim hain?
Kim iyi, kim kötü?
Yeni bir güne, yeni bir yıla uyandınız biliyorum. İyi seneler diliyorum…