PKK'nın en şahin köşe yazarı

Duran Kalkan, 'eli silahlı şahin bir örgüt lideri' olacağına, 'eli kalem tutan şahin bir köşe yazarı' olsun.

Beklenen gün geldi.

PKK bugün öğle saatlerinde Türkiye sınırları dışına çekilme kararını Kandil’de düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklayacak.

Bakıyorum iki türlü tepki var.

Bir yanda çekilme kararını abartanlar, diğer yanda küçümseyenler.

Oysa ne abartalım ne de küçümseyelim.

Çekilme üç aşamalı çözüm sürecinin birinci basamağı.

Silahların susması, kanın durması yolunda bir ilk adım, elbette nihai nokta değil.

Ama çok çok önemli bir adım.

Çünkü yüz yıllık Kürt sorununun ve 30 yıllık şiddetin çözümlenmesi PKK’nın silahlı militanlarını sınır dışına çekmesine bağlıydı.

Çekilme olmadan, silahların gölgesinde kalıcı barış yolunda hiçbir adım atılamıyordu.

Yani çekilme gerek şarttı, yeter şart değil.

* * *

İşte Kandil barış sürecinde olmazsa olmaz konumundaki gerek şartı yerine getiriyor.

Çekilme adımı bugün atılıyor.

Bu yüzden siz abartanlara da küçümseyenlere de itibar etmeyin.

Çekilmeyi zafer havasında sunanlara da “Ne yani PKK sınır dışına çekildi diye barış mı gelecek” diye süreci hafife alanlara da kulak asmayın.

Barış tek başına çekilmeyle gelmeyecek amenna ama PKK Öcalan’ın isteği doğrultusunda ‘koşulsuz’ çekildiği için barış yolunda olmazsa olmaz çok önemli bir viraj dönülmüş olacak.

Bunu anlamak bu kadar mı zor!

Aylardır tek bir çatışma olmadı, kan akmadı, bu bile başlı başına sürecin ne kadar önemli olduğunu göstermedi mi? PKK’nın sınır dışına çıkması demek herhangi bir provokasyon olmazsa artık kan akmaması demek, bu mudur küçümsenen?

Bence en doğru tespiti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yapmış.

Murat Yetkin’e “Akıntılı nehrin ortasına kadar geldik, artık bu noktadan sonra geri dönüş yok” demiş.

* * *

Hükümet kararlı, Öcalan “Silahlı mücadele dönemi bitmiştir” diyerek çözüm iradesini geri dönülmeyecek birçok açık koydu ortaya...

Örgüt üzerine düşen en önemli adımı bugün atıyor...

Kolay gelinmedi bu noktaya...

Bundan sonrasının kolay olacağını da hiç kimse söylemiyor.

Ama süreç şimdiden ‘en şahin’ diye bilinenleri bile normalleştiriyor.

Buyurun son örnek. Ruşen Çakır iki gündür Vatan’da PKK’nın kurucularından Duran Kalkan’la yaptığı söyleşiyi yayımlıyor.

Tavsiye ederim, okuyun.(Ruşen Çakır'ın Duran Kalkan söyleşisi için tıklayın: bölüm-1, bölüm-2)

Çünkü Duran Kalkan hem “Süreçte PKK’ya ne verildi?” sorusuna hem de Kandil’de bulunan PKK yöneticilerinin ruh haline dair çok önemli tespitler sunuyor.

* * *

Özeti şu...

Bir, silahlı mücadeleden sırf Öcalan (o önderlik diyor) istedi diye vazgeçiyoruz.

İki, Öcalan’ın yazdığı mektupların hepsini okuduk, AK Parti hükümetinin çok net bir planı olduğunu zannetmiyoruz. Türkiye’nin demokratikleşmesi sözü dışında hiçbir şey almadık. Bu yönde adımların atılmasını bekleyeceğiz.

Üç, yeni dönem bizim için siyasi mücadele dönemi. Hepimiz bu sürece hızla adapte oluruz. Bakarsınız köşe yazarı olurum.

Kalkan ayrıca İran’ın provokasyonlarına karşı dikkatli olmak gerektiğini, Kürt hareketi içerisinde alternatif seslerin çoğalmasını, hatta Hizbullah’la da demokratikleşme yolunda ortak platformlarda buluşabileceklerini söylüyor.

Duran Kalkan kim?

Yıllarca PKK’nın ‘en şahinlerinden’ olarak lanse edildi.

Buyurun size şahin... PKK’nın en şahin kurucusunun geldiği nokta...

“Demokratikleşme yolunda adımlar atılsın, ben de yazarlık yapayım. Mücadelemi yazarak sürdüreyim.”

“Efendim, bu bir aldatmaca. Amaç bölünme, federasyon, özerklik vs.” diyenleri duyar gibiyim.

Efendim, kimsenin kimseyi aldattığı yok. Silah bırakıldıktan sonra isteyen istediğini savunur.

Duran Kalkan silahı bıraktıktan sonra istediğini yazsın, istediğini savunsun.

‘Eli silahlı şahin bir örgüt lideri’ olacağına ‘eli kalem tutan şahin bir köşe yazarı’ olsun.

Çözüm sürecinin en önemli aşaması olan PKK’nın çekilmesini küçümseyenler elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin...

Allah aşkına daha ne olsun?