Proje çocuklar / Projeci devlet

Çünkü projeci anne ve projeci devlet her şeyi bizden daha iyi biliyor. Dahası her şeyi bizlerin iyiliği için istiyor! Ama olmuyor...

Dün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açılış konuşmasını yaptığı ilginç bir toplantıya katıldım:

1. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi tanıtım toplantısı.

Ne yalan söyleyeyim davete giderken endişeliydim…

Herhalde devlet büyüklerimiz şimdi de çocuklar üzerinden medyaya yeni birtakım yasal sınırlamalar getirecekler diye düşündüm.
Neyse ki öyle olmadı.

Aksine Çocuk Vakfı’nın öncülüğünde gerçekleşen toplantıda önce Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin ardından Arınç çocuk ve medya ilişkisinin tartışılacağı kongrenin neden sivil bir girişim olması gerektiğini anlattı:

‘‘Bu kongre sivil bir girişim. Resmi bir devlet görüşü, bir hükümet programının gereği olarak bu kongreyi yapmıyoruz. Bu kongre, sivil hareketin kendi inisiyatifiyle ortaya koyabileceği büyük bir çalışma olmalı; biz ondan istifade etmeliyiz.”

Umalım öyle olsun…

Çünkü çocuklara başta aileleri birçoğumuz ‘proje’ olarak bakıyoruz.

Çocukları kendi seçimleri ve kişilikleri olan özgür bireyler olarak değil baştan programlanması gereken projeler olarak görüyoruz.

‘Proje çocuklar’ diye utanç verici bir kavram bile var…

Çocuk değil sanki makine…

Kendi hırslarını çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışan o kadar çok aile var ki…

Nuran Çakmakçı Hürriyet’te ‘Proje çocuklar’ diye bir haber yapmıştı. Okurken ürkmüştüm.

Mesela tüp ikizleri olan bir anne çocuklarını her hafta nasıl programladığını gururla anlatıyordu…

* * *

Neler mi yapıyorlar?

Piyano: Çarşamba günleri eve hoca geliyor.

Tenis: Cumartesi-Pazar 10’da özel ders.

Jimnastik: Pazartesi-Perşembe okul çıkışı özel ders.

Voleybol: Cumartesi 12-14 arası okulda özel ders.

Binicilik: Salı okul çıkışı K-9’da özel ders.

Buz Pateni: Cuma akşamı, pazar öğleden sonra.

Yüzme: Cumartesi-pazar.

Dans: Haftada 2 gün özel hoca.

Kayak: Kış mevsimi Uludağ, yazın Dubai’ye gittiler özel ders için.

Dikkat ettiyseniz bunlar daha çok hobi düzeyinde kişisel gelişim programları. İkizlerin okul ve özel derslerinin listesini ne siz sorun ne de ben söyleyeyim.

Yanlış anlaşılmasın imkânı varsa her çocuk sanat ve sporla büyümeli ilgilendiği alana yönelmeli ama burada mesele çocuğun ilgisi değil çocukların bir deneme tahtası olarak görülmesi ve tüm hayatlarının buna göre programlanması.

Bu yüzden bu kadar deneme yetmezmiş gibi “Tiyatro yeteneğimiz çok fazlaymış annem öyle söylüyor şimdi dram dersi alacağız diyor” aynı çocuklar.

Ve anneleri gururla anlatıyor:

“Çocukları ben projelendirdim. 3.5 yaşından itibaren onların ne yapacağını düşündüm, planladım ve sonra da bu planı uyguladım. Çocuklar, kurslara gitmeyi, özel ders almayı doğal kabul ediyor. Sadece arada sırada bazı derslerden vazgeçiliyor ama yerine yenileri geliyor.’’

Peki çocuklar memnun mu bu durumdan?

“Başka türlü bir hayat bilmiyorlar ki” diyor onlar adına anneleri.

* * *

Siyasetçilerin gözünde toplumlar da çocuklar gibi…

Projeci devlet adamları toplumu tepeden istedikleri gibi dizayn edebiliriz zannediyorlar.

Toplum için proje yapmıyorlar toplumu bir proje olarak görüyorlar.

Kendi başarı ve başarısızlıklarını, hayallerini ve hırslarını toplum üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Sonra çocuğu, aileyi, toplumu, devleti koruma adına başlıyor yasal düzenlemeler.

Çünkü projeci anne ve projeci devlet her şeyi bizden daha iyi biliyor. Dahası her şeyi bizlerin iyiliği için istiyor! Ama olmuyor…

Ne projeci anne istedi ve çocukları deneme tahtasına çevirdi diye o çocuklar sanatçı ya da sporcu oluyor…

Ne de projeci devlet istedi ve habire tepeden dizayn etti diye bütün toplum dindar ya da muhafazakâr.

Ama gelin de anlatın bunu projeci anne ve devlete!