Şimdi bu oldu mu?

Bir yanda yıllardır süren kamuda kadınlara dönük ayrımcılığın son bulmasını alkışlıyoruz diğer yanda işini kaybeden bir başka kadın sunucuyu konuşuyoruz.

Dün kamuda başörtüsü yasağı resmen kalktı.
Türkiye büyük bir ayıptan nihayet kurtuldu.
En önemlisi yıllardır işlerini kaybetmemek için adeta şizofren bir durum yaşamak zorunda bırakılan başörtülü kadınlar dün ilk defa inandıkları gibi özgürce işbaşı yaptı.
Anadolu Ajansı, Türkiye’nin dört bir tarafından söyleşiler geçmiş.
Özellikle Din Kültürü hocası Gülderen Gültekin’in söyledikleri beni çok etkiledi.
Çünkü meselenin özünü, insani yanını o kadar yalın ifade etmiş ki…
“16 yıllık öğretmenlik hayatımın en değerli gününü yaşıyorum” demiş.
Peki neden?
“Çünkü” demiş…
“Kendimi çok özgür hissediyorum. Okula girerken başörtümü çıkarmamak ve okul bitişinde yeniden takmak zorunda kalmamak büyük nimetmiş…”

* * *

Öylesine önemli ki bu sözler.
Yıllarca saçma sapan ideolojik sebeplerle insanlara resmen şizofreni yaşattık.
Yurtdışında serbest ülkende yasak!
Dışarıda başka, içeride başka!
Sokakta tak okula girerken çıkart!
“Oysa” diyor Gültekin…
“Başörtümü taktığım zaman da çıkardığım zaman da aynı insanım.”
Ama sanki aynı insan değilmiş gibi davrandık.
Kendi ikiyüzlü ideolojik yaklaşımımızın acısını onlardan çıkardık.
Dün Türkiye’nin dört bir tarafında başörtüleriyle ilk kez işbaşı yapan kadınların tamamı zaten başörtülüydü.
Ama biz onlara yıllarca “İşyerinde başörtülü değilmişsin gibi davran” dedik.
Bu yüzden 16 yıllık Gülderen Hoca, “En değerli günümü yaşıyorum çünkü özgüvenim yerine geldi. İçeride başka dışarıda başka biriymiş gibi davranmamak ne büyük bir nimetmiş. Öğretmenliği daha bir keyifle yapar hale geldim” diyor.
Mutluluğu yüzünden okunuyor…

* * *

Ama aynı gün medyaya bir haber daha düştü.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik önceki akşam Beyaz TV’de isim vermeden bir televizyon sunucusunu ‘aşırı dekolte’ kıyafet giydiği için eleştirmiş.
Yapımcı firma da dün ATV’de yarışma programı sunan sunucu Gözde Kansu’nun işine son vermiş.
Gerekçe?
“Kıyafeti değil performansı kötü!”
Bari insan biraz dürüst olur; “Evet dekoltesini aşırı bulduk ve Hüseyin Çelik’in uyarısından sonra işine son verdik” der.
Hüseyin Çelik de “Olmaz bu yani” dedikten sonra “kimsenin kıyafetine karıştığımız yok” diye devam eden cümlesinin nelere sebep olduğunu daha iyi görür. Hüseyin Bey, Kansu’nun kıyafetini şahsen ‘aşırı dekolte’ bulabilir.
Ama AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olarak çıkıp “Bu olmaz” derse o zaman kıyafete siyaset karışır.
Nitekim karıştı; kanal ve yapımcı firma, anında gereğini yerine getirdi.
Hem de bir yalanın arkasına saklanarak.
Madem öyle Kansu’yu hiç çıkarmasaydınız.
Kıyafetini kanalın standardına uygun bulmadınız, başka bir kıyafet önerseydiniz.
Bunların hiçbiri yapılmamış, Hüseyin Çelik “Olmaz bu yani” dedikten bir gün sonra genç sunucunun işine son vermişsiniz.
E hani insanların ne giyip giymeyeceğine devlet-siyasetçi karışmamalıydı!
Bir yanda Türkiye’de yıllardır süren kamuda kadınlara dönük ayrımcılığın son bulmasını alkışlıyoruz diğer yanda ‘aşırı dekolte’ kıyafetle program sunduğu için eleştirilen ve ertesi gün özel sektörde işini kaybeden bir başka kadın sunucuyu konuşuyoruz…
Şimdi bu oldu mu?