Sınanmadığın günahın masumu değilsin

Gölcüklü kadının ciddi gözetimden geçirilip tedavi görmesi mi gerekir, yoksa medyada 'canavar' ilan edilip hapishanede çürütülmesi mi?

Ne oldu şimdi?
Bir kadını daha ilk günden bu kadar kolay ‘canavar’ ilan edince mesele çözüldü mü?
‘Canavar anne’ manşetleri atınca içimizin yağı eridi mi?
E tabii malzeme uygun.
“Gölcük’te bir anne 2 aylık bebeğini evde bırakıp 9 günlük bayram tatiline çıktı, minik bebek açlık ve susuzluktan öldü!”
Şok, şok, şok...
Hem de öğretmenmiş!
Yapma ya...
Ayrıca evli de değilmiş!
Vay ahlaksız vay...
Olayın kendisi öylesine sarsıcı ki üzerine bırakın bir şey eklemeyi, okurken bile insanın eksiltesi geliyor.
Ama olmaz...
Fotoğraf yeterince dramatik değilmiş gibi günlerdir medyada illa ‘canavar anne’ portresi çiziliyor.
Yetmezmiş gibi bir de üzerine...
“Zaten kadın evli değilmiş!”
Yani bebek gayri meşru...
“Ayrıca kılık kıyafetinden dolayı öğretmenlik yaptığı okulda hakkında şikâyet varmış!”
Yani kadın ahlaksız...
Bir adım sonrası: Şeytan.
Bir taş da biz atalım bari!
İnsanda biraz merhamet olur, vicdan olur, utanma olur...
Hasta olduğu apaçık bir kadını, bilinç kayması yaşayan yaralı bir anneyi içine düştüğü derin çukurda diri diri gömmeden önce şöyle bir irkilir...
Anlamaya çalışır...
Çarmıha germeden önce uzmanlara danışır...
Allah aşkına hangi sağlıklı anne 2 aylık bebeğini evde tek başına bırakıp 9 gün tatile çıkar?
Normal bir anne bebeğini bırakın 9 gün, 9 saat bile evde tek başına bırakmaz, bırakamaz. Yüreği elvermez...
2 saat bile bebeğinden uzak kalsa suçluluk duyar.
Belli ki doğum sonrası ağır bir depresyona girmiş, gerçeklikle ilişkisi kopmuş.
Ve yine belli ki başta polis sevgilisi, ailesi, çevresi ve bugün onu tedavi etmek yerine ikiyüzlü ahlak anlayışıyla yargılayanların, diri diri toprağa gömmeye çalışanların kurbanı olmuş.
‘Canavar katil’ bir anne evden çıkmadan önce çocuğa iki biberon mama verir mi?
9 gün sonra dönünce ilk iş mutfağa gidip mama hazırlar mı?
Mama verirken bebeğinin hareket etmediğini fark edip hemen hastaneye koşar mı?
Katil bir anne kendi eliyle öldürdüğü bebeği hastaneye götürür mü?
Hastanede ‘bebek ölmüş’ haberini alınca şaşkınlık geçirir mi?
Hele de o bebek istemeden dünyaya gelmişse...
Ailesi ve çevresinden bile korktuğu için bir bebeği olduğunu gizlemişse...
Elbette o bebeğin doğumundan da ölümünden de anne olarak sorumlu...
Peki ya eski kocasının, bebeğin babasının, ailesinin, çevresinin, okulunun sorumluluğu...
Belli ki ilk evliliğinden başarısızlıkla çıkmış yalnız bir kadın hayata tutunmaya çalışmış. Ama tutunamamış. İstenmeyen bir ilişki, geç fark edilen bir hamilelik, erken doğum, babası tarafından reddedilen bir bebekle baş başa kalmış.
Bir yanda aile korkusu, diğer yanda okul baskısı...
Günlerce küvözde kalan bir bebek. Hamilelik süreci bir travma, doğum sonrası bin travma.
Uzmanlara göre çok ağır postnatal depresyon...
Ve bu süreçte ne yardım eden ne bir el uzatan...
Öyle ki kendine hayali arkadaşlar uydurmuş...
Hale adlı bir arkadaşının zaman zaman bebeğe bakmaya geldiğini söylemiş ifadesinde.
Ama polis böyle birini bulamamış.
Belli ki hayalle gerçek çok acı bir biçimde birbirine karışmış.
Peki, tüm bunlar olayın vahametini ve bir anne olarak şu an cinayetten tutuklu bulunan öğretmenin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?
Elbette kaldırmaz...
Ama bu durumda bir insanın soruşturma sürerken uzmanlar tarafından ciddi gözetimden geçirilip hastanede tedavi görmesi mi gerekir, yoksa medyada ‘canavar’ ilan edilip hapishanede çürütülmesi mi?
Cevabınız ne bilmiyorum...
Sadi Şirazi’den tek bir hatırlatma yapmak istiyorum...
“Sınanmadığın günahın masumu sanma kendini.”