Sinop testi

Bırakın Türk milliyetçiliği ya da hassasiyetini, yaşananlara 'Sinop hassasiyeti' denilebilir mi?

Önceki gün yaklaşık bin kişi Sinop’tan başlamak üzere Karadeniz’de barış turuna çıkan BDP’li milletvekillerine saldırdı. Gelin bir test yapalım... Sinop’ta yaşananları neyle açıklayacağız?

A)Türk hassasiyeti?
B)Provokasyon?
C)Güvenlik zafiyeti?
D)Sorumsuzluk
E)Hiçbiri

Hangi şıkkı işaretlediniz bilmiyorum ama gelin tek tek tüm şıkların üzerinden gidelim.

Kendisini milliyetçi olarak tanımlayanlar arasında A şıkkını işaretleyenler çıkabilir.

Ama Allahaşkına söyleyin, Sinop’ta yaşanan linç girişiminin milliyetçilik ya da Türk hassasiyeti ile ilgisi var mı? Bırakın Türk milliyetçiliği ya da hassasiyetini, yaşananlara ‘Sinop hassasiyeti’ denilebilir mi?

Asla. Çünkü gözü dönmüş bir biçimde o saldırıya katılan bin kişi, bırakın Türk hassasiyetini, tek başına Sinop’u temsil etmekten bile çok uzak.

Dolayısıyla Sinop’ta BDP’lilere dönük saldırı ne Türk hassasiyetinin göstergesi ne de Sinop. Şehit aileleri ya da Türk milliyetçilerinin toplantı salonu dışında demokratik haklarını kullanarak şehirlerine gelmiş BDP’lileri protesto etmelerine kimse bir itirazda bulunamaz.

Söz konusu olan demokratik protesto olsa bunu Türk hassasiyetiyle açıklayabiliriz.

Ama önceki gün Sinop’ta yaşananlar tam anlamıyla bir vandalizm.

Kaba, vahşi bir saldırganlık. Gözü dönmüş bir linç girişimi. Bu yüzden A şıkkını geçelim. En çok alıcısı olan B şıkkı. Fakat provokasyonu kimin yaptığına dair rivayet muhtelif. Herkes birbirini provokasyon yapmakla suçluyor. MHP böyle bir tura çıktığı için BDP’yi provokasyon yapmakla suçladı mesela. MHP Genel Başkanı’nın bu açıklamasına rağmen heyette yer alan Sırrı Süreyya, dün CNN Türk’te katıldığı programda “MHP Sinop teşkilatı bu işin içinde yok” dedi. Ama CHP Sinop Belediye Başkanı’nı basına verdiği demeçlerden dolayı açıkça suçladı. Dahası, Sinop’ta yaşananların organize bir iş olduğunu, günler öncesinden hazırlıklar yapıldığını, bir çeşit Gladyo operasyonu ile karşı karşıya olduğumuzu anlattı.

CHP Sinop Belediye Başkanı’nın verdiği demeçlerle provokasyona çanak tuttuğunu özellikle belirtti. Ama CHP bu konuda tuhaf bir sessizlik içinde. Başbakan Tayyip Erdoğan ise provokasyon olarak nitelediği olayların içinde CHP ile MHP’nin olduğunu açıkladı. Dolayısıyla B şıkkını işaretleyen çok.

C şıkkına gelince; güvenlik zafiyetine dikkat çeken de çok. Valinin şehir dışında olması. Güvenlik güçlerinin yetersizliği sıkça dile getirildi. Görüntüleri izleyince güvenlik güçlerinin olayları engellemek için çaba gösterdiği görülüyor. Yani Sivas’taki gibi güvenlik güçlerinin de içinde olduğu kasıtlı bir zafiyet yok. Ama maalesef günler öncesinden bilinmesine rağmen gerekli hazırlığın yapılmamasından kaynaklanan bir yetersizlik var.

Gelelim D şıkkına... BDP’nin böyle bir dönemde Karadeniz turuna çıkmasını ‘sorumsuzluk’ olarak niteleyenler var. Ama onlara en esaslı cevabı bizzat Başbakan verdi.

“Dün BDP’li milletvekilleri Sinop’a geçiyorlar. CHP ve MHP’den oluşan gruplar orada provokasyonun içinde yer alıyor. Beğenirsin beğenmezsin, onlar milletvekilleridir. Saygı duymak zorundasın. Bunların ruh kökünde toplantılara saygı yok. Saygısızlık var.” Başbakan’ın bu esaslı duruşu D şıkkını da ortadan kaldırıyor.

Olayların sıcaklığı içinde hangi şıkkı işaretlediniz bilmiyorum ama ben tüm bu ortamda hepimizin üzerinde durması gereken şıkka Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in dikkat çektiğini düşünüyorum. Aktarıyorum...

“30 yıllık zaman dilimi içerisinde Türkiye’nin batı ve doğu, güney ve kuzey yakası arasında, algıda sorunlar oluştu, algıda problemler oluştu. Sorunların aşılması için yerel yönetimlerin sık sık bir araya gelmesi gerekiyor. En nihayetinde Türk’üyle, Kürt’üyle birbirimize dokunmamız gerekir. Biz aslında Diyarbakır-Trabzon arasında, İzmir, Ankara, Mersin ve Şırnak arasında barış, dostluk ve birlikte yaşam köprüleri oluşturmak istiyoruz. Saldırı da gösteriyor ki bu köprülerin inşasında daha fazla geç kalmamamız gerekiyor.”