Soysuz tarife!

Peki bu gizli soy kodu ne işe yarıyor? En hafif tarifesini anlamak için askerde Sinan'ın başına gelenleri okumanız yeter.

Onu yıllar önce Diyarbakır’da tanıdım.
Adı Sinan.
12 Eylül öncesi lise yıllarında hem sol hem de Kürt hareketinin içinde bulunmuş.
Ailesi dindar haliyle hayli tedirgin… Gözbebekleri gibi gördükleri evin tek oğlunun başına bir şey gelsin istemiyorlar.
Sinan ise heyecanlı devrim hayalleri kuruyor. Okul bitince anne ve baba bastırıyor:
“Ya evlen ya askere git!”
Sinan ikisini de istemiyor.
Baba çaresiz örgüte katılmasın diye gidip oğlunu askerlik şubesine ihbar ediyor.
Sinan kargatulumba kendisini askerde buluyor.
Buluyor ama bir tuhaflık var.
Daha ilk gün sorguya çekiliyor.
Aç, susuz günlerce sürüyor sorgu…
Tek korkusu var:
“Örgütteki arkadaşlarımın ismini isterlerse ne yapacağım?”

* * *

Bir, iki, üç sorular hep aynı…
Önce kimlik bilgileri, sonra kimlik bilgileri sonra yine kimlik bilgileri…
Doğum yeri?
Doğum tarihi?
Annesi?
Babası?
Dedesi?
Ninesi?
Bir de din ve mezhebi…
Her defasında nineye gelip duruyor sorguyu yapan subay…
Tekrar tekrar soruyor nineyi…
O da tekrar tekrar aynı cevabı veriyor.
Adı? -Fatma.
Adı? -Fatma.
Adı? –Fatma.
Başka bir adı var mı? -Yok!
Dini? -Müslüman.
Emin misin?
-Elbette eminim hacı ninem, beş vakit namaz kılar, üç ayları tutar.

* * *

Sonunda bir gün dayanamayıp “Bu işte bir yanlışlık olmalı günlerdir bana niye ninemi sorup duruyorsunuz” der.
“İtiraf etmeni bekliyoruz” der subay.
‘İtiraf!’ Ürperir.
Neyi itiraf edeceğini bilemez! Arkadaşlarını sorsa anlayacak.
Gerçi onların adını vermemek için kendi kendisine yemin etmiş.
Ama zaten onları soran yok.
Sonunda daha üst rütbeli bir komutan gelir ve Sinan’a Fatma diye bildiği hacı ninesinin aslında Siranuş isimli bir Ermeni olduğunu söyler.
Sinan’ın gözü döner, öfkeyle “Yalan söylüyorsun” diyerek komutanın üzerine yürür.
Askerler zor zapt eder. Üstüne itaatsizlikten bir süre hücrede tutulur.
İnanmaz, inanmak istemez.
Ta ki anne ve babası oğullarını görmek için ziyarete gelene kadar.
Aile de şoka girer.
Çünkü bu, ailede asla konuşulmayan bir sırdır. Siranuş genç bir kızken 1915’te tüm ailesi katledilir.
Sinan’ın dedesi bu yeşil gözlü güzel kızı himayesine alıp Müslüman yapar ve evlenir. Ama bu bilgi ailede sır olarak kalır.
Aile oğullarının karşısına bu bilginin askerde çıkabileceğini asla tahmin etmez. Herkes perişan…
Yıllar sonra bana bu hikâyeyi anlatırken bile gözleri boncuk boncuktu.
“Hacı Fatma ninemin aslında Ermeni Siranuş olduğunu öğrenmiş olmama mı yanayım?Ailemin yıllarca bu bilgiyi benden saklamış olmasına mı yanayım? Yoksa Askerde Ermeni dönmesi olarak sorgulanmış olmama mı yanayım?”
İnsan yaşamadan ya da yaşayan birinden dinlemeden bazı şeyleri anlayamıyor.
İlk Agos yazdı.
İki gündür Radikal’in manşetinde.
Meğer yüce devletimiz Lozan’dan bu yana ‘gizli soy kodu’ tutarak vatandaşlarını resmen fişliyormuş.
Rumlar 1, Ermeniler 2, Yahudiler 3, Süryaniler 4, Diğerleri 5…
Hani azınlık-çoğunluk, Müslüman-Yahudi, Alevi-Sünni, Kürt-Türk herkes eşitti?
Fiilen eşit olmadığını biliyorduk, bu sayede resmen öğrendik.
Peki bu gizli soy kodu ne işe yarıyor?
Yetkililerden tek kelime açıklama yok…
Ama en hafif tarifesini anlamak için askerde Sinan’ın başına gelenleri okumanız yeter. Soy kodunuza bağlı her şey?
Okulda, işte, sokakta, mahkemede, askerde soy numaranız neyse tarifeniz o!
Lozan’dan bu yana vatandaşını potansiyel düşman gören bir devlet zihniyeti.
Ne soysuz bir tarife!