Türkiye'nin ikinci kurucu babası kim?

Atatürk, 'cumhuriyet'in ilk 'kurucu babası'; Tayyip Erdoğan, 'ikinci kurucu baba' olmak istiyor.

Şu satırların altına imza atmayacak olan var mı?

"Siyaset ve demokrasi, intibak ve taviz sanatıdır. Liderler bir gün aynı oy oranını alamayıp iktidardan düştüklerinde nasıl bir hukuk sistemi bıraktıklarını, bu hukuk sisteminin gün gelip kendilerini tehdit edip etmeyeceğini hesaplamalılar. Sırf bu nedenle bile muhalif düşüncelere, azınlıklara iyi bir hayat sunacak sistemi kurmalılar. Ya da o sistemi bozmamalılar. Hiçbir siyasi hareketin arkasında ebedi bir çoğunluk yoktur, dolayısıyla ebedi bir çoğunlukçu demokrasi de!"

Tespiti yapan Amerika’nın en saygın anayasa hukukçularından Prof. Heather Gerken.

Harvard’da hoca.

Geçen hafta demokrasi ve anayasa hukuku üzerine bir sunum yapmak için İstanbul’a geldi.
Hazır Türkiye hararetli bir biçimde sistem ve hukuk tartışması yapıyor Ezgi Başaran kendisine yargısal krizlerin nelere yol açabileceğini sordu. Dün Radikal’de çıkan söyleşisi tek kelimeyle zihin açıcıydı.

Kaçıranlara tavsiye ederim, şu linkten girip okuyun: 

Ezgi Başaran yazdı. "MİT Yasası'yla Türkiye başka bir yer olur"


* * * 


Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu durumu dışardan bir gözle gayet net özetliyory.

"Yargı konusunda hayati bir eşiktesiniz" diyor.

"MİT yasasıyla Türkiye başka bir yer olur" diye uyarıyor.

Uyarısı dostça.

Bilmediği konularda ahkâm kesmiyor.

Tepeden bakmıyor.

Snowden’in ortaya çıkardığı dinleme skandalından dolayı Amerika’yı şiddetle eleştiriyor:

"Bu, büyük bir skandaldı; dolayısıyla büyük gürültü kopardı. Sistem şimdi daha da şeffaf biçimde yeniden kuruluyor." 

* * * 

Türkiye’de de uzun bir zamandır sistem yeniden kuruluyor.

Ama sorun şu ki kim iktidardaysa o, ‘kurucu baba’ olmak istiyor.

Atatürk 'cumhuriyet’in ilk ‘kurucu babası.’

Tayyip Erdoğan ‘ikinci kurucu baba’ olmak istiyor.

Sorun şu ki Türkiye bir ‘kurucu ideolojiden’ kurtulmaya çalışırken ‘ikinci bir kurucu ideolojiye’ sürükleniyor. Seçimlerde başarıdan başarıya koşan Erdoğan’ın sistemi değiştirme arzusu, başkanlık ısrarı bundan.

Cumhuriyet’in ‘ikinci kurucu babası’ olmak istiyor.

Oysa Türkiye’nin bu yüzyılda ne ülkeyi demir yumrukla yönetecek yeni kurucu babalara ne de tek bir dünya görüşünden beslenen kurucu ideolojiye ihtiyacı var.

Bu ülkenin hamurunda din de var laiklik de…

Türk de var Kürt de.

Alevi de var Sünni de.

Kemalist de var Nakşi de.

Liberal de var sosyalist de.

Ya bunların hepsini özgür ve eşit birer vatandaş kılan, devlete karşı bireyi koruyan, muhalif düşüncelere iyi bir hayat sunan kucaklayıcı bir sistem kuracağız ya da yeni bir ‘kurucu baba/kurucu ideoloji’ adına çoğunlukçu demokrasi dayatacağız. 

* * * 

Dayatınca olur mu?

Bir süre olur gibi gözükür ama eğer gerçekten kalıcı olsaydı bugün Atatürkçülük adına geliştirilen askeri vesayete dayalı kurucu ideoloji hâlâ ayakta olurdu…

Hani nerde?

Cumhuriyetin kurucusu olarak Atatürk hâlâ ayakta ama onun adına oluşturulan ideoloji yerle bir…

Bugün HSYK’dan MİT yasasına, TİB’den başkanlık sistemine her şeyi çoğunlukçu bir anlayışla değiştirmeye çalışanların kendisine sorması gereken soru bu: Siz yarın nerede olacaksınız?

‘Milli irade’ diyerek kurduğunuz çoğunlukçu sistem nerede?

Azınlıkken, muhalifken demokratlık testinden geçmek kolay; esas olan, muktedirken demokratlık testinden geçebilmek.

O da zor!

Zor ama düşmez kalkmaz bir Allah…

Hiç değilse Prof. Gerken’in şu sözlerine altına imza atmasanız da iyi kulak verin:

"Liderler; bir gün aynı oy oranını alamayıp iktidardan düştüklerinde nasıl bir hukuk sistemi bıraktıklarını, bu hukuk sisteminin gün gelip kendilerini tehdit edip etmeyeceğini hesaplamalılar. Sırf bu nedenle bile muhalif düşüncelere, azınlıklara iyi bir hayat sunacak sistemi kurmalılar."