Yeni bir haber/Yeni bir kader

Madem yeni bir süreç başladı. Sorunlarını müzakere yoluyla çözen ülkelere de çözemeyenlere de yakından bakmakta fayda var.

Terör ve şiddet sadece Türkiye’nin sorunu değil.

Dünyada benzer sorunlarla boğuşan onlarca ülke var.

Bu ülkeler ikiye ayrılıyor…

Bir, müzakere yoluyla şiddete son verenler yani çözenler.

İki, silah ve şiddete sarılıp çözemeyenler.

IRA, İngiltere ile 30 yıl savaştı ama sonuçta terör ve şiddet müzakere yoluyla bitti.

ETA, İspanya ile 40 yıldır savaşıyor, tamamen bitmiş değil sorun ama terör ve şiddet boyutu büyük ölçüde minimize edildi.

Güney Afrika Mandela önderliğinde ırkçı Apertheid rejiminden demokrasiye geçti.

İç savaşın eşiğinde bir ülke tüm sorunlarını çözemese de iç barışı büyük ölçüde sağladı.

Ama bir de Sri Lanka gibi çok kanlı örnekler var.

Onca barış görüşmesine, ateşkese ve müzakereye rağmen sorunu müzakere yoluyla çözemeyen, silahla ve topyekûn savaşa yaslanan ülkeler.

Açılımın ilk başladığı dönemde Radikal’de çok kapsamlı bir ‘onlar nasıl çözdüler’ dosyası yayımlamıştık. Meraklılarına tavsiye ederim radikal.com.tr’den girip okusunlar. Elbette her ülkenin sorunu kendine özgü.

Kimse PKK ile IRA, ETA ya da Tamil Kaplanları’nı bir tutmuyor.

Zaten tutmamak da gerekiyor.

Ama madem çok kapsamlı entegre bir strateji eşliğinde yeni bir süreç başladı, bu sorunu müzakere yoluyla çözen ülkelere de çözemeyen ülkelere de yakından bakmak da fayda var.

Her birinin hikâyesi farklı.

Fakat çözenin de çözemeyenin de ortak bir konusu var.

O da yeni bir dil yaratma ya da yaratamama sorunu.

Müzakere yoluyla barışa ulaşan ülkelerin hepsi müzakere sürecinde yeni bir dili nasıl oluşturduklarını anlatıyorlar.

Ama bir de yeni bir dil oluşturamayanlar var.

BBC bu örneklerden yola çıkarak çok hoş bir dizi hazırladı.

Yıllarca ayrılıkçı Tamil Kaplanları sorunuyla uğraşan Sri Lanka’nın on yıl önceki müzakere sürecini yürüten Savunma Bakanı Austin Fernando, BBC’ye yaşadığı deneyimi ve hatalarını anlatmış mesela.

İki yıl boyunca başarıyla yürütülen müzakerelere rağmen başarısızlığa uğrayan Fernando bakın yapılan yanlışları nasıl anlatıyor…

Birinci eksik: “En önemlisi yeni bir dilin kurulması. Oğlunu savaşta kaybetmiş bir asker annesine şunun söylenmesi gerekir: Savaşı bitirmemiz gerekiyor. Eğer savaşı bitirirsek diğer oğlun hayatta kalabilecek. Teröristler tarafında da aynı anlayışın gelişmesi gerekir. Bu anlayışın oturmasında medyanın rolü çok önemli.”

İkinci eksik: “Devlet yönetiminde ve kurumlar arasında barış konusunda bir birliğin sağlanamamış olması. Siyasi sistem nedeniyle devlet başkanı ve başbakanın barış görüşmelerine çok farklı yaklaştığı bir durumda kaldık. Başarısızlığın en önemli nedenlerinden biri ordunun müzakereler konusunda gönülsüz olmasıydı.”

Yeni bir barış dili kuramadık, kurumlar arasında birlik oluşturamadık ve sonuçta müzakereler bitti diyor Fernando.

Her ne kadar Tamil Kaplanla-rı’nı topyekûn yok etmeye dönük korkunç bir operasyon yapılmış, ordu zafer ilan etmiş olsa da Savunma Bakanı Fenando maalesef hâlâ ‘savaş bitmedi’ diyor.

Savaşarak kalıcı barışın asla gelmeyeceğini gerçek ve kalıcı barışın ancak yeni bir barış dili oluşturulmasıyla mümkün olduğunu anlatıyor.

Türkiye yeni yıla yeni bir barış umuduyla girdi.

Elbette süreç çok zorlu.

Bu zorluğu aşmanın en önemli yolu korku siyaseti yapanlara inat yeni bir dil.

Bu dilin yaratılmasında en büyük görev başta siyasetçiler biz medya mensuplarına düşüyor. Nasıl mı? Şu asabiyet ve korkuları bırakıp güne Sertab Erener’in ‘Kendime yeni bir ben lazım’ şarkısını dinleyerek başlayabiliriz…

Ne diyordu o billur sesiyle Sertab Erener:
Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım!