Aaa dayım? Yok yengen!

Ne kadar kadın, o kadar pratik zeka. Ne kadar kadın, o kadar cesaret. Ne kadar kadın, o kadar demokrasi. Ne kadar kadın, o kadar adalet. Ne kadar kadın, o kadar basiret. Ne kadar kadın, o kadar dirayet.

Bugün göreceğiz niyetleri.

Siyasi partiler 7 Haziran’daki genel seçimlerde karşımıza çıkaracakları milletvekili adaylarını açıklayacak.

İşte o zaman bileceğiz zihin dünyalarını. Adayların belki bir kısmını tanıyor, çoğunu tanımıyor olacağız.

Ama şıp diye anlayacağız Türkiye’deki bu siyasi seçeneklerin medeniyetle aralarındaki mesafeyi.

Nasıl?

Adayların ne kadarının kadın olduğuna bakarak.

Ne kadarının ‘dostlar alışverişte görsün’ şeklinde, ne kadarının meclise kesin girecek yerlerden gösterildiğine bakarak.

Niye?

Çünkü devlet gibi doğası gereği vatandaştan önce kendi bekasını düşünen, varlığını sağlama almak için gözü hiçbir şey görmeyen bir aygıtta ne kadar kadın, o kadar merhamet olur.

Ne kadar kadın, o kadar pratik zeka. Ne kadar kadın, o kadar cesaret. Ne kadar kadın, o kadar demokrasi. Ne kadar kadın, o kadar adalet. Ne kadar kadın, o kadar basiret. Ne kadar kadın, o kadar dirayet.

Ne kadar kadın, o kadar az tabu. Ne kadar kadın, o kadar az sorun.

Ne kadar kadın, o kadar çözüm.

Bu önermelerin hepsini ayrı ayrı herkesle tartışırım ve galip çıkarım.

Kadının eşit ya da daha çok temsil edildiği bir devlet ve hükümet yapısının daha önce hiç denenmemiş olmasından kaynaklanan bir galibiyet olur benimkisi.

O yüzden birkaç tane sersem ya da kötü kalpli kadını örnek gösterip, ‘Bu kadınlarla mı demokrasi gelecek’ argümanlarının da mesneti olamaz. Sersemlik ve kötü kalplilik cinsiyetler üstü melanetlerdir.

Halbuki, erkeklerin çoğunlukta olduğu bir evrende türeyecek fecaat ile, kadınların çoğunlukta olduğu bir evrende önlenebilecek fecaattir, benim altını çizmek istediğim.

İşte biz bunu hiç denemedik.

**

Öyle bir denememek ki bu… 2015 yılı itibariyle…

36 kişilik kabinede 1 adet kadın var. Bir.

Adalet Bakanlığı’nda sıfır, AB Bakanlığı’nda sıfır, Başbakanlık’ta sıfır, Bilim Teknoloji Bakanlığı’nda sıfır, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda sıfır, Kültür Bakanlığı’nda sıfır, Milli Eğitim Bakanlığı’nda sıfır, İçişleri Bakanlığı’nda sıfır, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda sıfır, Sağlık Bakanlığı’nda SIFIR KADIN MÜSTEŞAR bulunmaktadır. Sıfır, sıfır, sıfır.

25 müsteşardan sadece 1’i kadındır. O da tahmin edeceğiniz üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na mensup.

Nasıl? Güzel, güzel.

30 Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan sadece 3’ü, 81 validen sadece 2’si kadın.

Anayasa Mahkemesi’nin başkanı erkek. Yargıtay başkanı erkek. Sayıştay başkanı erkek. HSYK başkanı erkek. YSK başkanı erkek. Askeri Yargıtay başkanı erkek.

Evet, Danıştay başkanı bir kadın. Şükür mü edeceğiz?

Bürokrasideki üst düzey memurların sadece yüzde 8’i, kamu personelinin yüzde 36’sı kadın.

CHP’de il başkanı olan kadın sayısı 5, MHP’de 1, AKP’de 0. Sıfır.

Meclisteki kadın oranı zaten biliyorsunuz: Yüzde 14.

Yani: HDP’nin yüzde 70’i, AKP’nin yüzde 85’i,CHP’nin yüzde 86’sı, MHP’nin ise yüzde 94’ü erkek.

Çaktık mı köfteyi?

**

Yine çakmakdıysak, KA.DER’in (Kadın Adayları Destekleme Derneği) billboard’lara taşıdığı “Biz Ne Diyoruz, Siz Ne Anlıyorsunuz” kampanyasına bakacağız:

Kadın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “Seçilebilirim” diyor, Kılıçdaroğlu “Seçil’i bilirim” anlıyor.

Kadın MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye “Oy alırım” diyor, Bahçeli “Oyalarım” diye yanıt veriyor.

Kadın AKP Genel Başkanı Davutoğlu’na “Adayım” diyor, “Davutoğlu “Aaa dayım” diye anlıyor.

Yani anlamazdan geliyor. Hepsi.

Biz kadınlar… “Aa dayım” diyene “Yok yengen!” demesini biliriz de, sabırla bekliyoruz işte.

Bugün göreceğiz, siyaset bunu duymamaya görmemeye devam edecek mi, etmeyecek mi…

NOT: Paylaştığım vahim tablonun rakamlarını bu nefis kampanyayı yapan KA.DER’den aldım.