ABD Hazine Bakanlığı, 1 terörist, 1 sessiz Türkiye

Perşembe gecesi, uzun süre ABD Hazine Bakanlığı'nda 'terörizmin finansmanı' dalında uzman olarak çalışmış Jonathan Schanzer, Twitter hesabından şu mesajları paylaştı.

Her gün kalbimize kazık saplanıyor. Vatandaşlarımız ölüyor, askerler, polisler şehit oluyor.

Şiddetin her türlüsünü kınıyoruz. PKK’yı kınıyoruz. Terörü lanetliyoruz.

Bunların hepsinde hemfikiriz.

Fakat hiçbir sorun, hiçbir dert, hiçbir facia, hiçbir katliam bir gece ansızın ’Tanrıların arabalarına’ binip karşımızda belirmiyor.

Örneğin Ortadoğu’yu kapsayan dış politikamızın bugünkü acılara yol açan tüm yolların kavşağında durduğuna emin olabilirsiniz.

Suriye politikamızın, ardından Suriye muhalefetini, Ahraruş Şam ve El Nusra Cephesini destekleme yöntem ve araçlarının, IŞİD’le mücadeledeki rötarın, Rojava, Kobane ve PYD ile ilgili tavrımızın bugünkü krizde payı olduğuna emin olabilirsiniz.

Şimdi size bir ‘terörle mücadele’ hikayesi anlatacağım. Bu hikaye de maalesef sözünü ettiğim o kavşağa çıkan bir yol üstündedir.

**

İddia son derece ciddi ve ürkütücü.

Perşembe gecesi, uzun süre ABD Hazine Bakanlığı’nda ‘terörizmin finansmanı’ dalında uzman olarak çalışmış Jonathan Schanzer, Twitter hesabından şu mesajları paylaştı:

“Hazine, sonunda Hamas’ın Batı Şeria askeri şefi Salih Arouri’yi tespit etti. (Arouri) son üç yıldır Türkiye’deydi.”

“Biz yıllardır onun peşindeydik. Birkaç hafta önce bazı raporlara göre Türkiye’yi terk etmişti. Şimdi sebebini biliyorduk. Türkler bunun olacağını görmüştü.”

“Arouri, geçen yaz, 50 günlük Gazze savaşını başlatan 3 gencin kaçırılması ve öldürülmesi olayını üstlenmesiyle biliniyor.”

“Türkiye’yi takip edenlere söylüyorum… Arouri’nin tespit edilmesi Erdoğan için kötü oldu. Bir NATO üyesinin bir Hamas şefini barındırması artık mümkün değil.”

Bu tweet’lerin hemen ardından Jonathan Schanzer’a ulaştım ve görüştüm. Bu görüşmenin detaylarını sizlerle paylaşacağım.

Ama önce bu Arouri kimdir nedir, kısaca bakalım.

Al Monitor’da “Türkiye’deki Hamas bürosu” başlığıyla Aralık 2014’te çıkan yazı şöyle diyordu: “Son dönemde Hamas’ın lider kadrosuna yeni bir isim eklendi: Salih El Aruri. Hamas’ın bilinen yapısı içinde önemli bir güce kavuşan Aruri, hareketin işleyişi üzerinde de kayda değer bir etkiye sahip. Hamas liderlerini kendi iradesi doğrultusunda yönlendiren bir etki… İstanbul’da yaşayan Aruri, Gazze’deki silahlı kanada benzer şekilde özerk hareket etmeye meyilli.

Hamas’ın Batı Şeria’daki silahlı kanadının kurucularından olan Aruri, daha önce Ramallah’ta yaşıyordu. Mayıs 2007’de İsrailli makamlar tarafından tutuklandı ve Nisan 2010’da sürgün edildi. Aruri Şam’a gitti ve orada Hamas Siyasi Bürosu’na katıldı. Suriye iç savaşı patlak verdiğinde Hamas lideri Halid Meşal önderliğindeki lider kadrosu Şam’dan ayrılınca Aruri Türkiye’ye gitti ve orada alternatif bir siyasi büro kurdu. O günden bu yana Aruri önderliğindeki Türkiye kanadı güç ve statü sahibi oldu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas’a yönelik destekleyici tutumu bunda etkili oldu. Zira Hamas’ın Türkiye’deki bu üssü, bir nevi Hamas elçiliği olarak kuruldu. Bunun yanı sıra Aruri, kendi “bürosunu” ve genel olarak Hamas’ın faaliyetlerini finanse etmek için Türkiye’deki ve dünyadaki çeşitli İslami kuruluşlardan para toplama konusunda özel bir maharet ortaya koydu.”

**

Bu yazıdan yaklaşık 1 ay kadar önce o dönem CHP milletvekili olan Faruk Loğoğlu TBMM’ye bir soru önergesi vermişti: “İsrail ve Hamas arasındaki gerginlik 12 Haziran’da kaçırılan üç İsrailli gencin 30 Haziran’da ölü bulunmasıyla tırmandı. Söz konusu gerginlik ile ilgili bazı yabancı haber kanallarının iddiasına göre İsrail resmi makamlarının bu gençlerin ölümünden sorumlu tuttukları Salih El Arouri isimli Hamas yöneticisi Türkiye’de yaşamaktadır. Bu doğru mudur? Doğru ise gerekçesi nedir?”

Faruk Loğoğlu’nu arayıp, bu soru önergesine cevap gelip gelmediğini sordum: Hayır hükümet buna cevap vermemişti.

Devletin resmi makamları bu iddiayı hiçbir zaman kabul etmedi. Zaten etmesi de beklenemezdi.

Geçtiğimiz Ağustos ayında başka bir haber yayıldı: IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon ve İncirlik üssünün açılması görüşmeleri sırasında ABD Salih El Arouri’nin sınırdışı edilmesiyle ilgili Türkiye’ye baskı yapmış ve Arouri sınırdışı edilmişti.

Lakin yazının başında dikkat çektiğim üzere başka bir iddia daha var.

ABD Hazine Bakanlığı dün itibariyle Salih El Arouri’yi terör finansörü olarak tespit etti ve tüm hesaplarının dondurulması kararını aldı.

Buna binayen, Salih El Arouri’yi barındıran ülkeler de ‘terör finansmanı yapan ülkeler’ listesine girme tehlikesiyle karşı karşıya olacaktı.

Jonathan Schanzer da Twitter’da bunu ima ediyordu!

**

Kendisine sorduğum sorular ve cevapları şöyle:

Size göre ABD Hazine Bakanığı’nın Salih El Arouri ile ilgili aldığı kararın en mühim tarafı nedir?

-Arouri artık resmi olarak Hamas lideri olarak tanımlanmış ve ABD finansal sistemi tarafından engellenmiştir. Bakanlığın bu kararı Arouri’ye finansal olarak yardım edilmesini de yasadışı saymıştır.

Arouri’nin 3 yıl boyunca Türkiye’de yaşadığını iddia ettiniz. Türkiye’de nerede?

-Raporlar Ankara’da olduğuna işaret ediyordu ama bunu teyit edemem.

ABD ya da İsrail hükümeti, Türkiye’den resmi olarak Salih El Arouri ile ilgili bir girişimde bulunmasını istedi mi?

-Hem ABD hem de İsrail bu kişinin Türkiye’de bulunduğunun son derece farkındaydı. Hatta İsrail ve Türkiye arasındaki gerginliğin temel kaynaklarından biri bu konuydu. Durum ABD için de son derece zordu. Çünkü Arouri’nin Türkiye’de bulunduğu bu kadar alenileşmişken Türkiye ile iyi ilişkiler kurması ABD’yi zorluyordu. Bir NATO üyesinin bir terörist lidere barınak sağlaması küçük bir şey değildir.

2013’te Foreign Policy dergisine Arouri ve Türkiye ilişkisiyle ilgili bir makale yazmıştınız. Onun sonunda ürkütücü bir iddianız vardı. Arouri’nin Türkiye’de bulunması onu uluslararası hukuk nezdinde ‘teröre destek veren ülke’ listesine yerleştirebilir diyorsunuz. Gerçekten böyle bir tehlike var mıydı Türkiye için?

-Hazine Bakanlığı’nın yaptığı tespit ile Türkiye artık Hamas liderinin eylemlerinden bihaber olduğunu iddia edemez. Türkiye hukuki olarak sorumlu tutulabilirdi ama şimdi anlıyoruz ki ABD Hazine Bakanlığı’ndan böyle bir karar çıkacağını tahmin ettiği için Arouri’yi açıklanmayan bir ülkeye gönderdi.

Bir ülkenin ‘teröre destek veren ülke’ tanımlamasına girmesi ne manaya gelir?

-O tanımı alan bir ülke hem finansal hem de diplomatik ilişkiler bakımından kara listeye girer. Türkiye hiçbir zaman o noktaya gelmedi. Halbuki gelebilirdi. Sadece Hamas nedeniyle değil, El Nusra Cephesi’yle ilişkileri nedeniyle de.

Tam olarak anlayamadığım bir şey var… Sözkonusu Hamas lideri Türkiye’den kaçtı mı yoksa sınır dışı mı edildi?

-ABD ve İsrail’li yetkililerin ağzını bu konuda bıçak açmıyor. Tek bildiğimiz Türkiye’den gittiği ve bu durumun Hamas’ın hiç hoşuna gitmediği… Ama şundan emin olabiliriz: Türkiye, ABD’den Arouri ile ilgili böyle bir karar çıkacağını biliyordu ve onu daha fazla tutamazdı. Bu haliyle bile durum ciddi bir halkla ilişkiler enkazı.

**

Evet durum bu.

Dün akşam bir yemeğe katılan Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun sarfettiği bir cümle sanırım bu yazının sonuna da münasip olacaktır: “Azdırılan bir terör belasıyla mücadele ediyoruz.”