AKP-HDP meydan muharebesine hoş geldiniz!

Ve daha can alıcı soru... Böylesine hazırlıklı ve planlı bir 'seçim güvenliği' operasyonunun ardında neden yaralı askerler bölgede kaderine bırakılmıştı?

Haftasonu Ağrı Diyadin’de yaşanan olay ‘bekleniyordu.’

DHKP-C savcıyı rehin aldı, şehit etti. Fenerbahçe otobüsü tam da şarampole yuvarlanacağı noktada silahlı saldırıya uğradı.

PKK askerle karşılaşmasa olmazdı!

KCK başkanının “Biz artık Türkiye’yle savaşmayacağız, yeter. Bu şekilde bir yere varılamadığını iki taraf da gördü, bizi artık terör listesinden çıkarın” diye Almanya’ya seslendiği, hatta mazideki eylemleri için özür dilediği demecinin ertesi gün… Karşılaşmasa, bir çatışma yaşanmasa olmazdı!

Neyse ki artık gözün gördüğünü, kulağın duyduğunu çok da uzun süre saklamak mümkün olmuyor.

Olayın muhteviyatını anlatan fotoğraflar, videolar, kayıtlar, açıklamalar elimize ulaşıyor.

Ağrı Diyadin’de ne oldu?

PKK’liler geçen sene de, bir önceki sene de çeşitli köylerdeki şenliklere, pikniklere katılmıştı. Asker de jandarma da bunun farkında. Herkesin bildiği, görmezden geldiği bir ‘bölge gerçeği’ diyebiliriz buna.

Ha, olur mu böyle iş kardeşim, bu PKK’lilerin şehirde ne işi var? Diye sorabilirsiniz, ki tüm şartların ideal olduğu bir dünyada son derece mantıklı bir soru olur.

Fakat çözüm sürecinin gel-git’li, güven kırıcı bir yolda ilerlediğini, çoğunlukla yerinde saydığını hesaba katarsak… Nasıl ki TSK, Kandil ve mücavir alanlarını bombalamaya devam etti, kalekollar inşa etmeyi en büyük iş gördü, İmralı’da el sıkıştığı hiçbir adımı pratiğe dökmedi… Bir kısım PKK’li de geri çekildi, bir kısmı çekilmedi, geri çekilenlerin bir kısmı geri döndü… Ve bu mesele tavsadı.

Bunu tartışalım, eleştirelim, ki yapıyoruz… Lakin bu konunun başka bir yanı. Hem de hiç de yeni olmayan bir yanı.

Şimdi mi aklınıza geldi, diye sorarlar adama. Tam olarak, şimdi mi, seçim öncesi, HDP’nin barajı geçmesi tartışılırken mi aklınıza geldi bu ‘şenlikler’…

**

Şunları da sorabiliriz: 45 seçmeni olan bir köyde yapılan fidan dikme şenliği, nasıl ve neden TSK’nın ‘halkı bir partiye oy vermeye zorlayacaklardı’ gerekçesiyle çatışmaya dönüştü? Köylülerle buluşan PKK’liler neden şimdi TSK’nın dikkatini çekmişti? 45 seçmenli bir köydeki ‘seçim güvenliği’ için neden komando birlikleri sevkedilmişti?

Ve daha can alıcı soru… Böylesine hazırlıklı ve planlı bir ‘seçim güvenliği’ operasyonunun ardında neden yaralı askerler bölgede kaderine bırakılmıştı?

Neyse ki köylüler ve HDP’liler yaralı askerleri şehre indirdi. Ama işin orası da ilginç bir biçimde zorlu olmuştu. Milliyet muhabiri Namık Durukan’ın haberine göre HDP il başkanı Sabri Tayfur şöyle anlatıyor: “Bizim önümüzü açmış olsalardı çatışmalara engel olabilirdik ve kimsenin burnu dahi kanamazdı. Valiyi aradım, müsaade edin biz gidelim dedik; bana, ‘güvenli bölge değil, biz sizi ölüme göndermek istemiyoruz’ dedi. Askerlerin orada ölmesine göz yumamayız diyerek, arkadaşlarımız ölümü göze alarak yaralı askerlere derman oldular. Yoksa kan kaybından öleceklerdi. Arkadaşlarımız kendilerini riske atarak yaralı askerlere ulaştılar, yaralarını sarıp aşağıya kadar indirdiler.”

Bu ifadenin doğru olduğunu biliyoruz. Dediğim gibi video görüntüleri var. Zaten o görüntüler olduğu için TSK da bu yönde bir açıklama yapmak durumunda kaldı. “Askerlere yardım eden halka teşekkür” etti.

Yalnız bu durumda Selahattin Demirtaş’ın çatışmanın ardından yaptığı şu açıklama da maalesef tabloya oturuyor: “15 askeri çatışma bölgesinde bırakıp terk ettiler. Bunlardan 8'i yaralıydı. O yaralı askerler yaşamını yitirsin, AKP oyunu artırsın, istediler. HDP'li yönetici arkadaşlarımız, yaralı askerleri çatışma bölgesinden çıkardı. Arkadaşlarımız yaralı askerleri çarşaflarla taşımak zorunda kaldı. Fotoğrafları var. Ülkeyi yönetenler lüks jetlerle, seçim çalışması yaparken, yaralı asker için ambulans helikopter bile göndermediler.

**

Savunma Bakanı’nın, ‘seçim yaklaştıkça bu tür olayların artacağını’ söylemesi…

Listedeki yerini beğenmediği için istifa eden adayları rahatlatmak için AKP’nin haftasonu teşkilatlarına “İstifanızı geri alın çünkü HDP kesinlikle barajı geçemeyecek” şeklinde bir mesaj göndermesi…

İki şeyi gösteriyor:

BİR: Önümüzdeki günlerin bir nevi AKP-HDP meydan muharebesine dönecektir.

İKİ: Eğer ortada bir güç fırsatı ya da güç kaybetme ihtimali var ise, peşindekiler için insan hayatı tali bir mesele haline gelecektir.

NOT: Genelkurmay’ın “11-12 Nisan 2015 tarihinde Ağrı İli Diyadin İlçesi Yukarıtütek Köyü bölgesinde Bölücü Terör Örgütü mensupları tarafından organize edilen ve “Bahar Şenliği” olarak isimlendirilen etkinlikte Bölücü Terör Örgütü’nün propagandasının yapılacağı, vatandaşlarımıza seçimde destekledikleri adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı yönünde bilginin alınması üzerine” diye başlayan açıklaması yeni askeri vesayetimizin ilk açıklamasıdır. Hayırlı olsun!