Ali Amca'ya şahaneeee masal!

Buyurun bereketli bir masal size. Ali Amca'ya malum oldu, bir ışık huzmesi halinde içini ılık ılık rahatlatacak gerçeği gördü.

Eveeeet. Şahane. İnci Ablan yine gündemi belirledi. Hemen her yerde haber olduk. Yine gündem oluşturduk. Şahaneeee. Tebrik edenleri okudukça haberi yapanı alnından öpesim geldi.”
Vatan’daki haberi okuyunca evlilik danışmanı İnci Yeşilyurt bir öfori içerisinde Twitter’a böyle yazmış. 

***

Haber özetle Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin evlendirme dairesinde vatandaşa dağıtılan ‘Evlilik Vizesi’ adlı kitapçığın içeriğinden söz ediyordu. 1 yıldan fazla süredir evlenmeye niyetlenen çiftlere seminerler de veren İnci Abla’nın kitapçıktaki tavsiyeleri şöyle: 

***

1- Çalışmıyorsanız, özel durumlar haricinde kocanızdan önce kalkıp onun kahvaltı, kıyafet vs. (bu vesaire nedir acaba, ayrıca merak konusu) gibi ihtiyaçlarını karşılayın. Yoksa tembel, işe yaramayan ve para yiyici olarak algılanırsınız. 

2- Problemin çözümünde konuşmak ama asla vıdı vıdı yapmamak gerekir. Yaşadığınız problem o anda çözülecek diye bir kural yoktur. 

3- Katiyen kocanıza rest çekmeyin. Rest bir poker hamlesidir. Poker de kumardır. Yani kocanıza rest çekerseniz günaha girersiniz. 

***

Şimdi... İnci Abla’nın mantığını, amacını, sözlerinin sonuçlarını irdeleyip eleştirebiliriz. Sert eleştirebiliriz, dalga geçebiliriz. Yahut da... Onun bu tavsiyelerini pek beğenen ‘alnından öpülesi’ vatandaşların sayısını tahayyül edip ahlanabilir, vahlanabiliriz. Fakat bir düşünün, yakın zamanda bu kaçıncı İnci Abla vakamız. Erkeği dişisi, ne çok ‘şahaneee’ uzman, danışman, profesör, siyasetçiyle karşılaştık. Eh tabii özel iklim yaratırsanız böyle nadide ve arkaik bitkiler de örtü örtü yayılır.
Buyurun, bu iklimden, bu bitki örtüsünden bereketli bir masal size: Ali Amca, sedirinde oturup camdan dışarı baktığında mahallesindeki ‘dönüşüme’ sövüyordu. “Başörtülü kadınlar etrafta fıldır fıldır dolaşıyor, pabuç kadar dilleriyle konuşuyor. Olmaz, olamaz, evde otursunlar, pergel gibi dursunlar” diye sayıklıyor, çıkan tansiyonunu kafasına bağladığı soğanla indirmeye çalışıyordu. 

***

Fakat bir anda Ali Amca’ya malum oldu, bir ışık huzmesi halinde içini ılık ılık rahatlatacak gerçeği gördü: Onun münasip bulduğu kadınlık hali, örgütlü biçimde büyük abileri tarafından ülkeye yayılıyordu. Sibel Ablalar, İnci Ablalarla el ele tutuşup mutlu evlilik formülleri veriyordu. Hemen aynı İbrahim Amcam, bir kadın sanatçıya aşüfte diyordu. Konsomatrisin polis tarafından döve döve öldürülebileceği, dekolte giyen kadının tecavüzü çağırdığı bilgileri kafalara yerleşiyordu. Kadının ancak uygun görülen aile tarifi içinde sayılıp korunacağı, sevgilisi tarafından darp edilmesi durumunda elden bir şey gelmeyeceği, dolayısıyla bir kadının öyle uzun uzadıya sevgili edinmesinin iyi fikir olmayacağı yasayla sabitlenmişti. 

***

Ali Amca, tüm bunları gördü ve gülümsedi. Artık soğana ihtiyacı yoktu, sıhhat ve moral dolmuştu. Uzaklardan kadın hakları savunucusu avukat Hülya Gülbahar’ın yorgun argın sesi geliyordu: “Her gün 5 kadın, sevgilisi, kocası, nişanlısı tarafından öldürülüyor. Bu bir iç savaş, bu bir iç savaş...” Evet sesi geliyor ama bu masalda duyulmuyordu.