Ali Koç'tan başka kimse yok

Bir Galatasaraylı olarak Fener taraftarının isyanını haklı bulan Hayri Kozak, GS Başkanı'nın "Ateş üflemekle sönmez" sözünü ise eleştiriyor. Kozak, "Fenerbahçe dünyanın en iyi avukatlarını tutmalıydı" diyor.
Ali Koç'tan başka kimse yok

Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Niye
Hayri Kozak, Galatasaray Divan Kurulu üyesi. Ama öyle herhangi bir üye değil. Özellikle şu anda orta yaşlarını yaşayan GS Liselileri arasındaki nüfuzu yadsınamaz. Kulüp içinde sözü geçer, hatta yeni başkan seçimindeki en etkili isimlerden biridir. Lafını sakınmadığı için Arena Stadı’nda yaşanan yuh çekme hadisesi gibi en netameli konularda çıkıp kulübünü savunur. En önemlisi, yıllardır Türkiye futbolunun içindedir.

Galatasaraylılar mı ‘jurnalledi’ Fener’i UEFA’ya?
Çok ağır bir söz. UEFA eğer Türk medyasını yakinen izlediyse zaten Galatasaraylıların bir şey yazıp UEFA’ya göndermesine gerek yok. 

Yazdılar mı?
ımza kampanyaları açıldığını biliyorum. UEFA’ya birtakım metinler de göndermiş olabilirler. Kaç kişi yaptı bunu, kesin olarak bilemem. Ama Galatasaraylıların bir kısmı çok eğitimli ve kültürlü insanlar olduğu için onların yazacağı metinler, içeriği itibariyle etkileyici olabilir. 

Açık konuşalım: Öyleyse GS’liler UEFA’ya mektup gönderdi?
Forumlarda dolaşan taslak metinler gördüm ama gönderdiler mi bilmiyorum. Tabii burada taraftarlardan söz ediyorum, yoksa kulübün resmi bazda böyle başvurusu yok. 

Siz GS camiasını çok iyi biliyorsunuz. Fenerbahçe’nin başına gelenlerle ilgili ne hissediyorlar?
Camianın çok üzgün oldukları izlenimini almıyorum. Ama Fener’in yerinde biz olsaydık, onların da farklı hissedeceğini zannetmiyorum. Fakat şu anda Galatasaraylılar Fener’in haksızlığa uğradığını düşünmüyor. 

Ya siz?
Fener’in suçlandığı çerçeve son derece ağır. Adamları silahlı örgüte soktular. Olabilir mi?! Bir yerde silah bulunması, bulunduran kişiyi örgüt üyesi yapıyorsa benim de evimde ruhsatlı silahım var. Bu büyük haksızlıktır. şike kısmını bilmiyorum, telefonlar edilmiş filan ama şu anda hiçbir şey kanıtlanmış değil. Sadece şüphe var. Ve bu şüphenin oluşmasında belli kişiler rol oynadı. 

Kim?
İki başrol aktörü var. Spor programlarının yeni fotoğrafları onlar. Aynı zamanda Balyoz davasının filan da yaratıcıları. Balyoz ve Ergenekon konularına ilgi azaldığı için şike gibi fevkalade frapan bir mevzuya atlayıverdiler. Kimse ortada suç yok diyemez şu noktada ama Federasyon’un yargıyı bekleme kararı yüzde yüz doğruydu. 

Kaç yıl bekleyecek?
Ne demek bu şimdi… Dört ayda ancak bir iddianame hazırlanacakmış, sonra mahkeme yıllar sürecekmiş. Sürmesin! Juventus’un şike davası, temyiz dahil 83 günde bitti. Kimse mahkemeleri süratlendirmenin çaresi yok mu diye düşünmüyor bile. Bana göre şu anda suçlu yoktur, sanıklar vardır. 

Ama GS Başkanı değil miydi; bu ateş üflemekle sönmez diyen?
Büyük yanlış yaptı. Halbuki 5 Temmuz’da yaptığı açıklama altına imzamı atacağım türdendi: “Tüm GS camiasının gelişmeleri olgunlukla izlemesini dilerim. Hukuka aykırı bir davranış gerçekleştiyse, ki bunu düşünmek bile istemem, bunu kanıtlamak adalete düşer, bizlere değil. GS TV başta olmak üzere kulübümüzün tüm mecralarında konuyla ilgili yayın yapılmaması kararını aldık.” Mükemmel ve birleştirici…
E sonra ne oldu?
Bir hafta geçti, dünya değişti. Ne oldu ben de onu soruyorum. Niye koca başkan önce bunu söyleyip, sonra “Bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz” dedi? Bu kadar olur yani contradiction (çelişki)! Üfleyerek sönmez açıklamasıyla GS büyük bir fırsatı kaçırdı. Bütün Türkiye liglerinin doğal lideri pozisyonuna geçmişti. 

GS Başkanı’nın görüşünü ne değiştirmiş olabilir?
Son derece basit: Kulüp içinde fanatik biçimde Fenerbahçe’nin bir an önce ceza almasını isteyen kişilerden etkilendi. 

At değiştirme dediğiniz şey Federasyon’u nasıl etkiledi?
Federasyon buna çok sert tepki verdi çünkü hiç beklemiyordu. Zaten adamların kafası karmakarışık, bir de tam destek aldım diye düşündüğü Galatasaray’dan böyle bir tavır değişikliği görüyor. O şokla bu sefer GS’ye bindirdiler. 

Fenerliler Galatasaray’ın da aslında şike konusunda çok temiz olmadığını söylüyor. Ne dersiniz?
Her takım için dedikodular çıkmıştır. Bizim için de. Fiat otomobillerin dağıtıldığı söylendi. Bizim meşhur 8-0’lık maçımız vardır. Bunlar hep belleklerde… şimdi hakkında yıllar önce böyle iddialar geçmiş bir kulüpsün sen de. O yüzden böyle çıkışlar yapmadan önce bir derin nefes almak lazım. Açıklamayı takip eden Divan toplantısında Başkan Ünal Aysal, eski başkanlara temiz bir GS devrettikleri için teşekkür etti. Tabii bu da patırtı kopardı. 

Ne patırtısı?
Ne malum temiz olduğu diye. Zaten aradan üç gün geçti, polisler Florya’ya geldi. Bu tutum değişikliğiyle kendisine iş çıkardı GS. Hiç gereği yokken. 

Florya baskınında aranan 1 milyon dolarlık fatura bulundu mu bulunmadı mı?
Hayır, arıyoruz hâlâ. 

Song’un alacağıydı ve bunu belgeledik demediler mi?
Belgeleri verdik dediler ama onların yeterli olmadığı lafı çıktı. ıkinci defa savcının belge istediğini duyduk. Var mı yok mu o belge bilemem. GS’nin genel rakamlarını çok iyi takip ederim ama muhasebenin içinde değilim. O konu biraz havada. Zaten Şike Yasası’ndan önce olduğu için ceza kapsamında değil. Fakat ortaya çıkan mektup son derece rezil. Mektubu aldığı söylenen kişi almadım dedi ama yazan yazmadım demedi. O dönem ikinci başkan olan Adnan Polat’a Bülent Tulun’un böyle bir mektup yazması olacak şey mi… GS büyük yanlış yaptı, şimdi üzerinde durulmaz denen şeyden bile birileri savcılığa başvurabilir. Bir şey bulurlar, bulmazlar. Gerek var mıydı bu duruma gelmeye. 

Fenerbahçe süreci nasıl yönetti?
Fenerbahçe direnmiyor, Ali Koç’tan başka ortada kimse yok, görünmek istemiyorlar. Daha da önemlisi bir iş bilmezlik var: Arkasında çok büyük bir parasal hacim taşıyan koca Fenerbahçe bu şekilde mi kendini korumalıydı? Avrupa şampiyon Kulüpler’de oynayan tüm takımların o dünyayı çok iyi bilen, UEFA’nın bile dizlerini titretecek avukatları vardır. Böyle bir avukat grubu tutamazlar mıydı? Fenerbahçe’nin 2010 geliri 314 milyon lira. Ölüyorsun, gebertmişler seni, Türkiye’den iki, yurtdışından üç avukat tutamadın… Hatta üstüne UEFA başta olmak üzere yurtdışındaki karar mercilerine lobi yapacak başka bir ekip kurmalıydı. Bunun yerine Ali Koç, Samandıra’dan çıkarken ağladı. Halbuki o kadar kolay olurdu ki… 

Nasıl?
UEFA 1954’te kuruldu. Şikeyi içeren iç hukuk yönetmeliği ise 2007’de yürürlüğe girdi. Bre vicdansızlar, 53 yıl sonra hayata geçirdiğiniz bir yönetmelikle etiğin alikıran başkesenisiniz değil mi… UEFA’nın müfettişi nasıl geldi, elleri cebinde, gözünde gözlük… 1.5 saat kaldı, bir talimat verdi, Fenerbahçe bitti. Ve bunun üstüne Fenerbahçe, ‘sen kimsin’ diyemedi. 

Bir iddiaya göre zaten başka kanallardan şikeyi gösteren belgeleri edinmiş olduğuydu o müfettişin?
Olmaz. Madem öyle gitmeden basın toplantısı yapsaydı. Ama “Ne gibi belgeler gördünüz” , “Trabzonspor için de suçlamalar söz konusu, onu niye kabul ediyorsunuz” gibi sorulara muhatap olacaktı. 

TFF, Fener’in şampiyonlar Ligi’ne gitmesinde ısrar mı etseydi?
Elbette. Biz yargı sürecini bekliyoruz diyecekti. Bakın, başkanı hakkında yurtdışı yasağı olan Trabzonspor Fenerbahçe’nin yerine geçiyor ve geçtiği gün adamın yurtdışı yasağı kalkıyor. Bak sen şu işe! UEFA’nın böyle bir durumda yapılması gerekenleri belirten yazılı hukuk kriterleri yok. Fenerbahçe taraftarının haklı bir isyanı var. Mehmet Ali Aydınlar’a öfke tufanını da anlıyorum. Çünkü her ağzını açtığında başka bir şey söylüyor. Yetenek problemi var. 

Bu operasyon Fenerlilerin dediği gibi Fenerbahçe Cumhuriyeti’ni yıkmaya mı yönelik?
Bu mantıksız. Aziz Yıldırım’ın başına bu geldi diye güçler dengesi nasıl değişebilir anlayamıyorum. Ha bu operasyon Yıldırım’ın şahsına yönelik dersen, belki olabilir. 

Niye?
Aziz Yıldırım 13 yıldır kendine ciddi bir nüfuz sağladı. Genelkurmay Başkanı solunda oturuyor, gol oluyor, sarmaş dolaş hopluyorlar… Başbakan’ın yanına destursuz giriyor. Bu kombinasyonun getireceği ayrıcalıkları düşünebilirsiniz herhalde. O nedenle belki Yıldırım’ın şahsına bir operasyon olma ihtimalini eleyemiyorum. Ama şunu da söyleyeyim; Aziz Yıldırım bu noktaya gelmek için çok çalışmıştır. Yıldırım’ın tek hatası insanlara kendini sevdirememek oldu. Ama şu anda tutuklu yargılanmasına vicdanım katiyen el vermiyor.

GS’nin arkasında bir güç mü var?
Galatasaray’ın bu operasyondan ari kalmasıyla ilgili onu koruyan güçlü, siyasi bir aktörün olduğu söyleniyor.
Güçlü siyasi aktör olarak AKP’yi kastediyorsanız, bizim aramızın iyi olmadığını herhalde biliyorsunuz. En son Arena Stadı’yla ilgili hadise… Bizden sanki bedava mal almış gibi üç kuruş vermeden stat sahibi yaptım sizi ne demek? Buna da GS camiasından çıkıp bir tek ben cevap verdim. Hâlâ konu hallolmuş değil. Stadın çevresindeki yolları özellikle yapmıyorlar. 

AK Parti’yi kastetmemiştim.
Cemaati kastediyorsan, bizim eski bazı futbolcularımızın böyle bağlantıları olduğunu biliyorum ama yönetimin hayır. Bu mümkün değil çünkü böyle bağlantılar kurmak için gereken kabiliyet Galatasaray’da yoktur. ınan bana böyle.