'Alkışlıyoruz' kampanyasının önü arkası budur!

Hedef gösterme, mağduru oynama ve öcü gösterme taktiklerine alıştıkları için, siyasetin anlamını bilmiyorlar bunlar. Kitabın, filmin, sanatın, şakanın ne olduğunu bilmedikleri gibi.

Olay oldu. Birkaç kişi dışında kimse beğenmedi.

CHP seçmeni olan veya olma potansiyeli olanlar beğenmedi.

“Bu ne biçim seçim kampanyası, protesto üzerine seçim mi kurulur, ne vaat ediyor bize CHP” dediler.

AK Parti’nin, okumayı sevmekten öteye geçerek, manşetinden köşe yazılarına kadar tasarladığı gazetelerde ise orantısız bir endişe gark oldu.

Yıllarını partilere, iyi zeytinyağı, pembe domates, Ege mezeleri ve en iyi Mojito’ya vermiş bir beyefendi işi ‘provokasyon’a kadar vardırdı mesela.

Dedi ki… CHP’nin alkışlıyoruz kampanyası çok kötü. Ama daha da kötüsü provokasyon kokuyor.

O kadar kötüyse, halkta karşılığını bulmaz, etkisiz kalır. Oradan da provokasyon filan çıkmaz. Ayrıca “eğilmiş Türk bayrağını memleketin dört yanından koşarak dikeltenleri” konu edinmek vatandaşı kışkırtmadıysa, üç beş alkıştan da bir şey çıkmaz. Sakin olun. (Keep calm, carry on filan.)

Fakat sakin olunamıyor. Vergilerimizle ayakta tuttuğumuz devlet kanalı TRT, hükümete amade olduğunu bir kez daha kanıtlamak istercesine CHP’nin reklamını yayınlamayacağını bildirdi.

**

Sebep: İktidar partisi hedef alınıyor!

Ya ne hedef alınacaktı? Reklamını yaparken nedamet getireni gördünüz mü? Uyduya bağlanıp saçmalıklar kanalından yayın yapmayalım lütfen.

Bir vatandaş (kendisinin AK Parti ve Diriliş Gazetesi’nde çalıştığını öğrendik sonradan), bu reklamın sokak eylemlerine dönüşeceğini iddia ederek savcılığa suç duyurusu yaptı.

Filmlerden, köşe yazılarından, romanlardan nem kapan örgütlü vatandaşlar vardı. 301’i kullanırlardı. Sonra dindar nem kapıcılar türedi. Daima birilerinin dinlerine hakaret ettiği fikrine kapılıp soluğu mahkemede alıyorlardı. Yine yazarlar, karikatüristler, avukatlar hedefteydi.

Nem kapma eylemi genişleye genişleye siyasi parti reklamına kadar vardı.

Hedef gösterme, mağduru oynama ve öcü gösterme taktiklerine alıştıkları için, siyasetin anlamını bilmiyorlar bunlar. Kitabın, filmin, sanatın, şakanın ne olduğunu bilmedikleri gibi.

**

Açıkçası tüm bunlar nedeniyle pek de hoşuma gitmeyen bu reklamın ‘iyi’ olduğuna kanaat getirdim: Reklam, sonuç itibariyle, amacına uygundur. CHP’ye dikkati çekti, CHP’ye, söyleyecek sözü varsa (bu bende hep bir soru işareti olarak kalıyor, affedersiniz) alan açtı ve rakipleri feci şekilde rahatsız etti.

Demek ki, evet, iyi ve amacına uygun.

Peki, başta yöneltilen ve bence makul olan eleştiriye ne demek lazım?

“Protesto üzerine seçim kampanyası mı olur?”

Öğrendiğim kadarıyla reklamın mimarı Ali Taran, herkesi ekarte ederek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrudan ulaşmış. Ve birebir görüşmede ona bu reklamın iyi bir başlangıç olacağını anlatmış.

Demiş ki… Şu anda kimse CHP’nin ne dediğini duyacak halde değil memleket. Önce kulakları bizim tarafa çekmeliyiz. Sonra siz projelerinizi anlatırsınız.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kafası da bu mantığa yatmış olacak ki, inisiyatif alıp olur vermiş.

Tabii böylelikle CHP’nin tüm seçim kampanyasına da ‘imzasını’ atmayı başarmış. Ali Taran’dan söz ediyorum. İşte bu benim nezdimde çok da makbul bir durum değil ama bunun pek bir önemi yok.

Beni bir gazeteci ve vatandaş olarak ilgilendiren CHP’nin sahiden de söyleyecek başka sözünün olup olmadığı… Bu alkışın ardından ne gelecek?

20 Nisan’dan itibaren ‘Milletçe Alkışlıyoruz’ serisinin ikinci bölümü yayına girecekmiş. 180 sayfalık seçim beyannamesinde ortaya konan projelerden 6 ila 8 tanesi sırayla öne çıkarılarak halka anlatılacakmış. Emeklilik ikramiyesi, temerrüt faizinin sıfırlanması gibi plan projeler söz konusu olan…

Bakalım Ali Taran’ın bu diğer reklamları hangi suç duyurularına yol açacak, hangi tropikal mevsimin nem kapıcılarını kaşındıracak?

Ama daha önemlisi… Bakalım CHP’nin bu projelerinin halkta bir karşılığı olacak mı?

Seçimler, Gezi’ye gönderme yapan stencil’lerle kazanılamayacağı gibi, 21’inci yüzyılda ‘malum zihniyete karşı olmak’la bu köklü memleketi yönetmek de mümkün olmayacaktır.