Arkadaşımı tutukladılar, çözüm sürecine hayırdır?!

"Örgüt üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek" adlı esnekliği ve absürtlüğüyle herkesi içine alabilecek o suçtan bir çok kişi cezaevine gönderiliyor. Diyarbakir 9.Yargıtay Ceza Dairesi 'bas-geç' mi yapıyor?!

Hani ‘90’larda Diyarbakır’da çocuk olanlardan’ sözediyoruz.

Savaşla büyümüş, ailesinden birileri mutlaka dağa çıkmış, mutlaka hapse girmiş, mutlaka dayak yemiş, mutlaka gaz solumuş, mutlaka acı çekmiş, öfkelenmiş, kalbi kırılmış bir nesilden bahsediyoruz, hani.

Müthiş politize olmuş, iyi okuyan, iyi analiz yeteneği olan, derdini tasasını kara mizahla anlatmayı beceren son model bir Kürt gençliği…

Özgür Amed, -ki kendisi ‘Kürt 2.0’ adlı mizah kitabının ve bir çok yerel gazetenin yazarıdır- bu gençliğin çok sahici bir temsilcisi bir bakıma…

Heyecanları, sevinçleri, öfkesi, hüznüyle…

Çözüm sürecinin başladığı iki yıl önceki Newroz’u da, süreci de kucak açarak karşıladı.

Kucak açtı ama gözlerini de kapamadı. Sıkıntıları çok iyi anlatan yazılar yazdı, Kobani’ye gidip haftalarca neler olduğunu bizzat izledi. Bu arada Batman ve Diyarbakır’da gıda bankası gibi hem HDP’nin hem de AKP’nin desteklediği yoksullara gıda bağışı yapan (her ay 15 temel gıda maddesi) sivil toplum hareketlerini yönetti.

Yıllardır tanıdığım, çok sevdiğim, kalbinin kuvvetli ve pür-i paklığı yüzüne yansıyan tatlı arkadaşım şimdi ne yapıyor?

**

23 Şubat 2015 gününden beri Diyarbakir D Tipi Cezaevi’nde.

Bana gönderdiği mektup şöyle başlıyor:

“Franz Kafka’nın en sıradışı eseri kabul edilen “Dava” romanı “Biri iftira atmış olacaktı Josef Kafka’ya; çünkü bir sabah durup dururken tutuklandı” diye başlar. İlk cümle budur. Hukuk ve adalet sistemine olmayan inancın adeta ilanıdır bu ilk satırlar. Çünkü Josef K. asla sebebini bilmediği bir suçtan tutuklanır ve idama kadar gider. Öyle korkunç bir bürokrasi ve sistem vardır ki, mahkemeler değil Josef K. onların peşine düşer. Cezaevinde kimin hikayesini dinlesem adeta etraf Josef K. dolu diye düşünürdüm. Hatta ucu açık bırakılan ‘K.’ bu aralar, ‘Kürt’ diye okunabilir. Gerçi bugün değil, doksan yıllık ilişkimizin özeti Josef K.’nın kimliğinde saklı.

Özgür Amed niye hapiste?

Şu yüzden: 31 Aralık 2011’de, bitmiş bir Roboski protestosundan yaklaşık 45 dakika sonra ve protestonun olduğu yere gayet uzak bir yerdeki çay ocağında arkadaşı ile birlikte oturuyordu. Polis geldi, herkesi topladı aldı. Sorgusuz sualsiz. Aralarında sınavdan yeni çıkmış 8 - 10 dershane öğrencisi de var. Öyle bir topluca ve keyfi gözaltı yani…

Emniyete gittiklerinde Özgür ve arkadaşı ayak üstü komisere durumu anlattı. Komiserde ‘Kusura bakmayın’ onları bıraktı. Fakat tam emniyetten çıkacakken başka bir memur tarafından durduruldular ve GBT’lerine bakıldı. İkisi de –Diyarbakır’da yaşayan bir çok insan gibi – daha önce bu tür protesto eylemleri nedeniyle gözaltına alınmıştı. Dolayısıyla ‘sistemde’ çıktılar! Potansiyel suçlu olarak 4 gün nezarette tutuldular. Sonuçta o gün gözaltına alınan 18 kişiden savcılık 3 kişiyi mahkemeye sevk etti. Özgür de dahil, geri kalan diğerleri salıverildi. Film burada bitse, yine iyi…

Mahkeme süreci başladı. Özgür anlatsın duruşmaları: ‘Dosyada tek bir delil yok ama hakime göre biz dehşet saçmışız. Çay ocağı sahibi gelip şahitlik etti. Para etmedi... Görüntü ve fotoğraf istendi. Hiçbiri çıkmadı. Çünkü orada değildik. Polis tarif etti, tarif ettiği kişi ile zerre uyuşmadık. Tüm bunlara rağmen hakim açık açık sizi cezalandıracağım deyip cezayı verdi. Unutmadan! Polis ben ve arkadaşım üzerine düzmece ifade vermiş dosyada hiçbir şey olmayınca. Fakat bir polis beni ayrı bir yerden, diğeri ayrı bir yerden aldığını söylemiş. Yani aynı anda iki ayrı yerden alınmışım. Bu özellik bir Kuantum’da bir de bende var. Gördüğüm üzere bilim de çaresiz.

Aynı dosya kapsamında, aynı suçtan (örgüt üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek) yargılanan 14 kişi serbest kaldı, Özgür, arkadaşı ve iki kişi daha tutuklandı.

Sonuç itibariyle niye?

Son dönemde Türkiye devletinin en büyük katliamlarından biri olan Roboski’yi protesto etti diye!

Roboski’ye sessiz kalanı incelemeye tabi tutmak lazımken, sokağa çıkıp ses edeni hapse atıyor.

Bu mantığı anlayan devlet mantığını anlamaya namzettir.

**

Özgür’ün başına gelen münferit bir hadise değil. Tanıdık bildik ve bu aralar Kürt illerinde (özellikle Batman ve Diyarbakır’da) tuhaf biçimde yeniden tedavüle sokulan bir hikaye: 

“Örgüt üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek” adlı esnekliği ve absürtlüğüyle herkesi içine alabilecek o suçtan bir çok kişi cezaevine gönderiliyor. Diyarbakir 9.Yargıtay Ceza Dairesi şimdilerde önüne gelen her dosyayı, kuvvetle muhtemel yüzünü dahi açık bakmadan, onaylıyor. Bas-geç!

Bas-geç de, hayırdır beyler?!

Çözüm süreci diye birşey vardı.

O çözüm süreci bir kısım laci takım elbiseli adam kameralara poz versin diye mi yürütülüyor?

Bir yandan İmralı’yla müzakerelere başlıyor, öte yandan Kürtleri içeri tıkmaya devam ediyor.

Eli kalem tutuyor, ayağı insanları tekmeliyor.

Özgür, Roboski protestosu nedeniyle 3 yıl 1.5 ay içeride yatacaksa, bu süreç neyi çözmüş olacak? Ha bi deyiverin bakayım.