Bakın hangi adaylar mal varlıklarını açıklamış

Bizde 'yiyor ama duble yol yapıyor' var. Bizde 'amaan hepsi yiyor zaten' var. Bizde 'montajdır' var. Bizde 'yemek bu işinde fıtratında' var.

Seçimlerle ilgili en yetkili kurumun hiç bir şeye yetkisi olmadığını da anlamış bulunuyoruz.

Miting yapan Cumhurbaşkanı mı olur? Ya da… Alooo! Devletin imkanlarıyla oy isteyen cumhurbaşkanına ses etmeyecek misiniz?

Diye soruyor muhalefet partisi.

YSK, bu sorulara cevap vermeye yetkim yok yanıtını veriyor.

Ben bilmem beyim bilir dese, sinir sistemimizi daha az tahrip etmiş olacak aslında.

**

Geçtiğimiz ayın sonunda Şeffaflık Derneği, bir tür hukukun yürürlükte olduğu naif varsayımıyla YSK’ya başvurdu: “14 Nisan 2015 tarihinde seçim çalışmaları için Sakarya'nın Pamukova ilçesini gezen AK Parti’li milletvekili adaylarına polis araçlarının eskortluk yaptığı basına yansımıştır.

Kamuya ait olan araçlar, kamu çalışanı olan memurlar (polisler) mesailerini AK Parti’li adaylara eskortluk yaparak, seçim çalışmalarına eşlik ederek harcamışlardır. 

Bu hususla ilgili olarak; başkanlığınız tarafından herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır? İlgili polis memurlarının resmi bir görevlendirmeleri var mıdır? Var ise bu güvenlik tedbirine ne gerekçe gösterilmiştir? Talep edilmesi halinde, tüm partilerin milletvekili adaylarına polis eskortu güvenlik uygulaması sağlanacak mıdır?”

Dernek özetle diyor ki, kamu kaynakları bir siyasi parti lehine kullanılıyor, bu açık bir ihlaldir, sen bu konuda ne yapıyorsun?

YSK’dan ertesi gün şöyle bir cevap geldi: “Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 14. maddesinde belirtilmiştir. Sayılan bu görevler arasında danışma niteliğindeki isteklere görüş verilmesine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

YSK özetle diyor ki, sorularınıza cevap verme zorunluluğum yok çünkü bunlar benim cevap vermekten hoşnut kalacağım sorular değildir.

Son derece sarih sorular soruluyor ama seçim konusundaki en yetkili kurum bunları ‘Danışma niteliğindeki isteklere görüş vermek’ şeklinde yorumluyor.

Ben sizi aptal yerine koyuyorum dese, insanın gururunu daha az tahrip edecek aslında.     

Canlı yayında seçim ihlallerini bir diziymiş gibi izliyoruz, YSK da bir kase çekirdeğini kucağına almış, bizimle birlikte izliyor.

Yüz bin kere maşallah hakikaten.

‘Yeni Türkiye’nin tüm kurumları gibi o da samana döndü, işleyiş mekanizmasını tek bir adamın dudaklarının hareketine bağladı.

**

Bu durumda bir nebze temizlik adına sivil toplumun gayretlerine kaldık.

İşte Şeffaflık Derneği uğraşıyor. Seçim yolsuzluklarını önlemek adına tüm milletvekili adaylarının mal varlıklarını ve seçim bütçelerini açıklamasını istedi.

Dernek Başkanı Oya Özarslan süreci şöyle anlatıyor: “Aslında milletvekili adaylarının malvarlığı ve seçim bütçelerini halka açıklamaları doğrultusunda siyasi partilerden milletvekili adaylarını bağlayıcı parti kararı almalarını istedik, CHP ve HDP'nin söylemleri başta umut verici olsa da maalesef bu konuda bir tavır geliştirmediler. Biraz hayal kırıklığı içindeyiz, tüm dünyada uygulamada olan bir dürüstlük mekanizması için harekete geçmek bu kadar zor mu bilmiyorum. Şimdi teker teker milletvekili adaylarının peşinden koşuyoruz. Dünya örneklerine baktığımızda bu konuda değişimin ancak değişimi gerçekten isteyen partilerin kararlı tavırlarıyla olabildiğini görüyoruz.  Bulgaristan'da muhalefet partileri destek vermiş, mal varlıklarının açıklanması için parti kararı almış, hatta bazı partiler incelemeleri için parti hesaplarını sivil topluma açmış. Geldiğimiz noktada Türkiye'de hiç bir partinin bu konuda değişim yaratmaya hevesli olmadığını düşünmeye başladım, umarım beni yanıltırlar. Parti kararı almasa da yine de açıklayan adaylara baktığımızda HDP açık ara önde görünüyor!”  

Şu ana kadar mal varlığın açıklayan 15 milletvekili adayı şöyle: Berkan Çelik, İstanbul 3. Bölge bağımsız adayı, Cemal Bekle, AKP İzmir 7. sıra adayı, Özcan Purcu, CHP İzmir 5. sıra adayı, Sinan Odabaş Kocaeli HDP 7. sıra adayı, Deniz Zarakolu HDP İstanbul adayı, Ziya Pir, HDP Diyarbakır adayı, Nursel Aydoğan, HDP Diyarbakır adayı, Nimetullah Erdoğmuş, HDP Diyarbakır adayı (eski Diyarbakır İl Müftüsü, tüm emekli ikramiyesini seçim kampanyasına yatırmış, ikramiyenin yarısı bitmiş bile), Nesrin Hilal Şanlı HDP Diyarbakır adayı (çeyizindeki 10 gr. altından başka malvarlığı yok), Selami Özyaşar HDP Van adayı, Lezgin Botan HDP Van adayı, Remzi Özgökçe HDP Van adayı, Tuğba Hezer HDP Van adayı, Yeliz Yıldırım HDP Van adayı, Yurdusev Özsökmenler HDP Van adayı, Adem Özcaner HDP Van adayı…

Şeffaflık Derneği’nin kampanyasından bağımsız olarak CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllar önce mal varlığını açıkladığını ve sürekli güncellediğini unutmayalım.

Adayların mal varlıklarını açıklamaktan imtina etmelerinin ardında malum sebepler ve bir takım ‘naif’ sebepler var. Bazıları bunun Türkiye’de değişmesi gereken yüzlerce şey arasında son sıralarda olduğunu düşünüyor. Bazıları özel hayatlarındaki mal-mülk ile ilgili anlaşmazlıklar ortaya çıkacak ya da bugüne kadar az gelir beyan ettikleri ama daha fazla malları olduğu için bu ortaya çıkacak diye çekiniyor. “Eski karısı haciz için harekete geçer diye kaygılanan, ya da malvarlığımı seçmen görüp benden yardım ister diye bize kaygılarını (!) açıklıkla ifade eden milletvekilleri de oldu doğrusu. Seçim kampanya bütçelerine ve kaynaklarına ilişkin ise daha da zorlanıyorlar açıklama yapmakta. Demek ki ne kadar sorunlu bir durumdayız. Bu şekilde rüşvetle, yolsuzlukla, sermaye-siyaset-medya düzeniyle mücadele edilemez!” diyor Özarslan.

Zaten bizde öyle bir mücadele yok.

Bizde ‘yiyor ama duble yol yapıyor’ var. Bizde ‘amaan hepsi yiyor zaten’ var. Bizde ‘montajdır’ var. Bizde ‘yemek bu işinde fıtratında’ var.

Şeffaflık? Yok.