Başbakan bu 'gezi'den ne anladı?

Toplumsal kutuplaşmada katalizörün devlet ve devletin icatları olduğunu anladık.

Bugünün en kıl sorusu bu: Başbakan perşembe günü başlayan ve memleketin birçok şehrine inanılmaz bir hız ve hacimle yayılan ‘Gezi Direnişi’nden ne anladı? Bu soru kıl çünkü cevabını içten içe hepimiz biliyoruz. Bazı iyi niyetli meslektaşlarım ve köşe yazarları ‘Artık kışla mışla yapamaz’, ‘Başkanlık mı? Gündeme dahi getiremez’ tatlı tatlı esmiş.

Yok öyle değil. Kışla’yı da yapacağım, başkanı da olacağım diye tutturmaya devam edecektir, Sayın Başbakan. Taksim’e cami de yapacaktır. Ve aynen dün söylediği gibi “Bunun iznini gidip de CHP Genel Başkanı’ndan ya da birkaç çapulcudan alacak” değildir. Ona oy verenler bunun yetkisini vermiştir zaten.

Âkil insanlardan Fuat Keyman dünkü yazısını “Umarım hükümet, çok kötü yönettiği bu süreçten gerekli dersi almıştır” diye bitirmiş.
Öyle de değil. Almamıştır ders mers. Tedrisatı arka bahçesi sanma hali geçmediğinden gerekli olan dersi değil, tercih ettiği, tercih ettirildiği dersi alacaktır.

* * *

Başbakan, bu şekil çünkü. Ziyadesiyle pragmatik olmanın ötesinde kendisine bir anda bir sağduyu huzmesi inmiyor, bir anda merhamet ve şefkat yumağına dönmüyor, bir anda demokrasilerin gereğini anımsamıyor. Sadece hesap ediyor, artısını eksisini. Ha onu da geç yapıyor ama yapıyor. Bir noktadan sonra Taksim’den polisin çekilmesi, üç ay önce “İdamı getiririz, ha!” dedikten sonra İmralı ile görüşmeleri başlatması gibi bir şeydir. İki durumda da temel motivasyon ‘kısa vadeliğine işini halletmektir.’ İnsaniyet namına, demokrasi adına atılan bir adım mı arıyorsunuz? Şimdilik başka suların başka model kaptanlarına bakacaksınız.

He o zaman, Başbakan bu ‘gezi’den ne anladı? Nichts. Null. Zero. Sifir sifir sifir. Sahiden de anlamıyor, problem nedir? Kişi başına düşen gelir artmışken. Parlak granit taşların üstüne yükselttiği inşaatlardan niye memnun olunmadığını çözemiyor. Zamanında bu ülkenin vatandaşlarını iyi okuyamayanların kendisine açtığı iktidar yolunu aynı okuyamama ve güçten kör olma arazları nedeniyle bir başkasına bırakana dek de anlamayacak. Buna alışalım. Dediğim gibi modeli bu. 8780 gün Gezi’de yatsak da boğazlı kazak modelindeki bu kişiyi V yaka süvetere döndüremeyiz. Yapılacak iş belli: Sandığa gideceksin, fırlatacaksın boğazlıyı, takacaksın süveteri, tişörtü ferah ferah. O vakte kadar “Başbakan eylemcilerden birkaç çapulcu diye söz etti” şeklinde inanamazlıkları yorucu olabilir. Kaçınalım.

* * *

Bu ‘gezi’den Başbakan hiçbir şey anlamamış olabilir ama biz anladık ya. Biz anladık. Halkın gücünün, güçlünün gücünden daha kıymetli olduğunu tecrübe ettik. Birileri nemelazımcılık yapmadığında, bir gruba yapılan baskının tüm halka yapılmış olduğuna kani olduğunda, yan yana gelinebildiğinde ne çok olduğumuzu gördük. Her gık dediğimizde sinek gibi gazlanmanın verdiği onursuzluğu aştık. Toplumsal kutuplaşmada katalizörün devlet ve devletin icatları olduğunu anladık. Açıkçası ben uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hissediyorum: Buralı olmaktan gurur duyuyorum. Gayri safi milli hasıla ile satın alınamayacak kadar paha biçilmez bir duygudur bu. Başbakan’ın neyi ne kadar anladığından bağımsız bir biçimde doğar ve büyür.