Bir Alevi genci IŞİD teröristi yapan nedir?

Öyle bir iklim ki bu, sadece ülkeyi IŞİD'le komşu yapmadı, gençlerimizi de o komşunun teçhizatlarından biri haline getirdi.

1995 doğumlu Orhan’ın durumunu anlamak bu ülkenin durumunu anlamaya yardım edecektir.

Alevi bir ailenin çocuğu olarak Adıyaman’da doğdu, hayatında Adıyaman’ın dışına hiç çıkmamıştı. Eğitimini aksatmadı. Liseden mezun olmuş, üniversite hazırlık kursuna dahi gitmişti.

Biz Orhan ve Orhan gibi diğer 10-15 gencin öyküsünü 2013’ten beri Radikal muhabiri İdris Emen’in haberleri sayesinde yakından takip ediyoruz.

Bu gençler Adıyaman’dan kalktılar, Suriye’ye cihatçı olarak gittiler, sonuç itibariyle IŞİD’e katıldılar.

Orhan’ı diğerlerinden ayıran lanet özellik, geçtiğimiz ay HDP’nin Diyarbakır’daki mitingine bombayı koyan ‘IŞİD’li’ olmasında yatıyor.

Adıyaman emniyeti de ailesi de Orhan’daki değişimin farkındaydı. Yine onun gibi izlenmekte olan M.G.D adlı diğer Adıyamanlı gencin etkisinde kaldığı, ‘cihat eğitimi’ almak için Suriye’ye gittiği biliniyordu.

Emniyet Müdürü Fikret Salmaner ile yakın zamanda görüştüğümde bana izlenen yolu şöyle anlatmıştı: ‘İki yıldır bu çocukları takip ediyoruz. Etmiyor değiliz. Aileler bize bildiriyor, biz aileleri bilgilendiriyoruz. Orhan ve M.G.D dahil hepsini çekip sorguladık. Savcılığa sevk ettik fakat savcılar ortada bir suç unsuru olmadığı için serbest bıraktı. İnternet üstünden değişik bir iletişim ağları olduğunu tahmin ediyoruz çünkü teknik takiplerinden de hiç bir şey çıkmıyor. Cep telefonu kullanmıyorlar, Suriye’ye giderken hepsi tüm iletişim araçlarını bırakıp gidiyor. Buluştukları İslam adlı kafeyi kapattık yine bir şekilde aralarındaki irtibat son bulmadı.’ 

**

Orhan’ın annesi Hatice Hanım, iki gün önce ilk kez İdris Emen’e konuştu ve bir annenin IŞİD’le mücadele sürecini anlattı:

“2014 yılında oğlum namaz kılmaya başladı. Kılık kıyafeti değişti, sakal bıraktı. Bu değişikliğin sebebini öğrenmek için oğlumun durumunu çok araştırdım. Kiminle takıldığını öğrenmeye çalıştık. Ancak bir şey bulamadık. Sonra emniyete başvurduk. İfadesini alıp bıraktılar. 13 Ekim 2014’te Pazartesi akşamı saat yedide oğlum kayboldu. Ardından emniyete ve valiliğe tekrar başvurdum. Anne baba olarak aramadığımız yer kalmadı. Sınır boyunda Hatay’dan Akçakale’ye kadar oğlumu aradım. Hatta Akçakale’ye iki kez gittim. Bir kere 6 gün, bir kere 3 gün Akçakale’de kaldım. Akçakale Emniyet müdürlüğüne başvurdum. Oğlumun resmini Akçakale emniyet müdürlüğüne verdim. Oğlum 2014’te arkadaşlarıyla beraber camiye gitmişti. Namaz sonrasında cami imamına çelme taktığını öğrendik. Adam da tökezlemiş. Cami imamı eşimle görüştü. Eşim bu olaydan sonra oğlumla kavga etti, hatta oğlumu dövdü. Oğlum o sırada, ‘cami imamlarının arkasından namaz kılınmaz, bunlar devletten para alıyorlar dedi’. Bu sözün üzerine babası da yüzüne tükürdü. Burada oğlum ve arkadaşlarının beraber takıldığı ‘İslam‘ adında bir kafe vardı. Aileler olarak o kafeye gittik. Kafe iki katlıydı. İkinci katta namaz kılınıyordu. IŞİD bayrakları duvarlara asılmıştı. Ben emniyete, savcılığa başvurdum. Hatta Başbakan buraya geldiğinde ben ve üç aile başbakanla yüz yüze görüştük. Başbakan bize MİT’e talimat vereceğini, hatta bu konuyla bizzat ilgileneceğini söyledi. Bir daha haber alamadık. Daha sonra bize çocukların 18 yaşını doldurduklarını ve bir şey yapamayacaklarını söylediler. Çocuğumun beynini yıkadılar. Diyarbakır’daki HDP mitingindeki bomba olayının arkasında oğlumun olduğunu öğrenince dünyam yıkıldı. Keşke benim oğlum o mitingde ölseydi, o insanlara bir şey olmasaydı. Yüreğim yanıyor. Sığınabileceğim yerlere sığındım. Başka ben ne yapabilirim ki? Bir kadın olarak elimden gelen her şeyi yaptım. Adıyaman’dan IŞİD’e çok katılım var. Ancak aileler korkuyor dolayısıyla emniyete bildirmiyor.’

**

Görüldüğü üzere burada bir başı boşluk yok.

Emniyet durumun farkında. Savcılık durumun farkında. Hükümet durumun farkında. Aile durumun farkında.

Yine de, lise mezunu 20 yaşında bir genç Adıyaman’dan kalkıyor, Suriye’de IŞİD’e katılıyor, sonra gelip Diyarbakır’da binlerce kişinin olduğu meydanda bomba patlatıyor.

Bile bile. Göz göre göre.

Nedir bu?

En genel manasıyla ‘iklim’dir.

Türkiye’nin güney doğusunda korkunç bir iklim hakim. Öyle bir iklim ki, bu ülkenin alışık olmadığı yeni dostlar ve yeni düşmanlar yarattı.

Ülkenin en tepesinden yayıldı ve en zayıf olanların, mesela Adıyaman’daki gençlerin üstünü bir örtü gibi kapattı.

Fakat zannetmeyelim ki bu Adıyaman’la sınırlı kalacak.

Hayır, yayılacak.

Öyle bir iklim ve öyle bir akıl ki bu, sadece ülkeyi IŞİD’le komşu yapmadı, gençlerimizi de o komşunun teçhizatlarından biri haline getirdi.

Endişe etmek için çok sebep var.