Bir tek Kemal Kılıçdaroğlu biliyor, MYK bile dinleniyor!

Muhalefet partilerinin iddia edildiği ölçüde takip ve manipüle ediliyor olması sistem ve 'yeni derin devletin' 'gül cemalini' ortaya dökecek ciddi ipuçları içeriyor.

Kasım 2014’te CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu şöyle demişti: “Sık sık ‘AKP’nin derin devleti’ diyorum. MİT’in içindeki bir kanatla beraber CHP içinde operasyon yapmaya çalışıyorlar. Bu tuzağa da hiçbir CHP’linin düşmemesi lazım. Başta da kendisini ‘Ulusalcı’ olarak tanımlayan arkadaşların düşmemesi lazım. O tezgâh kuruluyor AKP’nin derin devleti tarafından. Erdoğan’a bizim hakkımızda düzenli bilgi verildiğini de biliyoruz.”

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin Aralık 2014’teki demeci şuydu: “Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a sesleniyorum; MİT Müsteşarı'na sahip çıkın. MİT Müsteşarı'na da sesleniyorum; BBP'den elini çek kardeşim. BBP'den maşalarını çek. BBP'ye bu oyun tutmaz. Bu tezgah tutmaz. Sen yiğitsen, o helikopter (Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde olduğu helikopterden söz ediyor-eb) düştüğündeki radar kayıtlarını açıkla.”

Taraf gazetesinin dünkü sürmanşet haberine göre iki parti de kamuoyuyla paylaştıkları ‘partimize tezgah kuruluyor’ feryadıyla ilgili bir girişim yapmıştı. Taraf ‘her iki partinin de operasyon iddialarını savcı gibi araştırdığını, CHP liderine ayakkabı fırlatılmasından, yumruk atılmasına kadar bir çok olayda algı operasyonunun izlerinin çıktığını’ yazıyordu.

**

Bunlar bir muhalefet-iktidar atışmasından mı ibaretti yoksa sahiden bir araştırma süreci başlamış mıydı, somut veriler toplanıyor muydu? CHP’nin bu konuyla ilgili hangi adımları attığını öğrenmek istedim.

CHP’nin hukukçu iki milletvekili, aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’na Meclis'te yumruk atılması hadisesini de yakından takip etmiş iki isimdi. O yüzden Sezgin Tanrıkulu ve Ali Özgündüz ile görüştüm. Tanrıkulu “Bu konu bizzat genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun inisiyatifi ile yürüyor. Tüm bilgiler onda toplanıyor ve araştırmanın hangi noktada olduğunu bir tek o biliyor. Bunu MYK’da dahi konuşmuyoruz çünkü MYK’nın da dinlendiğini düşünüyoruz. Ki bence bu yersiz bir endişe değil, gerçek. Çünkü karar alıcı mekanizmalarımızda konuştuğumuz konular noktası virgülüne, imasına kadar basına yansıyor” dedi.

**

Ali Özgündüz de Tanrıkulu gibi konuyla ilgili araştırmanın Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde yapıldığını anlatıyor: “Takdir edersiniz ki bu son derece hassas bir konu ve partinin tamamıyla paylaşılması beklenemez. Genel başkanımız bizzat ilgileniyor. Ben CHP’nin hedefte olduğuna eminim. Kemal Bey’e Meclis'te yumruk atılmasından sonra fail Orhan Öven’in Meclis'teki sorgusundan, emniyetteki sorgusuna, adli tıp muayenesine kadar mevcuttum. Bu kişinin bir birim tarafından görevlendirildiğine, büyük ihtimalle sadece milletvekillerinin kullandığı garajdan Meclis'e çıkan ve hiç kamera bulunmayan tünel aracılığıyla daha önce TBMM’ye getirilip keşif yaptırıldığını düşünüyorum. Çünkü yumruğu attığı nokta genel başkanın korumalarının çekildiği en savunmasız nokta. Bunu önceden biliyordu. Ayrıca ifade veren bir arkadaşı kendisinin ‘emniyet için çalıştığını’ ve Öven’in böyle bir eylem yapacağını önceden duyduğunu söylemişti. Ayakkabı fırlatma olayında da benzer özellikler var. Genel başkanın o gün o otelde bir konuşma yapacağını milletvekilleri dahi bilmiyordu, onun programını yakından takip eden biri olmalı. Ayrıca iki olayın da genel başkanın yolsuzluk tapelerini gündeme getirmesinin ve Meclis'te dinletmesinin hemen ardından yaşanması da bir tesadüf olamaz.”

Peki, dedim, diyelim ki, önceden planlanmış, bir yapı tarafından yönetilmiş eylemler bunlar. Peki amaç nedir? Yumruğun ve ayakkabı fırlatmanın getirisi nedir?

Şöyle akıl yürütüyor Özgündüz: “Birinci amaç gözdağı vermek. Eğer bu tapeleri grup toplantılarında yayınlamaya, bu konunun üstüne gitmeye devam ederseniz iyi olmaz demek. İkincisi de itibarsızlaştırma. CHP genel başkanını ve CHP’yi aciz göstermek.”

**

Muhalefet partilerinin iddia edildiği ölçüde takip ve manipüle ediliyor olması sistem ve ‘yeni derin devletin’ ‘gül cemalini’ ortaya dökecek ciddi ipuçları içeriyor. Ne o, siz yeni Türkiye’de vesayet bitti, demokrasi geldi, derin devlet yandı bitti kül oldu mu sanmıştınız

Öyleyse, sizin içtiğiniz sudan biz de içelim.

Ki böylece…

Yeni Türkiye’deki, otoriterliğe, güvenlik teşkilatlarına teslim edilmiş bir hayata, bir tutam uykuya yatmaya zorlanan cemaat yapılanmasına ve tabii yeni derin devlete biraz katlanabiliriz.