Bu köşe yazısını da mı kaldırtacaksınız?

Eyy yargı! Milletin temsil edildiği Meclis'te olup biteni de sayfalarımıza taşıyamayacak mıyız? Muhalefet vekillerinin sözlerini de haber yapamayacak mıyız?
Bu köşe yazısını da mı kaldırtacaksınız?

Yargımız (yüce ve bağımsız olan!) özgürlük ve demokrasi konulu dünyanın çok acıklı dizilerinden birini çekiyor, biliyorsunuz. Dizinin son bölümü de çok ses getirecek cinsten. Başrolleri basınla paylaşıyor ve doğal olarak ağlatıyor.

Bizim, yani gazetecilerin, rolü nedir? Oy oy… Çok kolay bir rol. Kendimizi canlandırmaktayız biz bu filmde. Bildiğimiz işi, yani gazetecilik faaliyetini sürdürüyoruz. Dolayısıyla ne ezbere ne de sufleye hacet var.

Doğal mı doğalız, anlayacağınız.

**

Olaylar şöyle gelişiyor…

Şubat 2014’te Radikal olarak haber yapıyoruz. Ki, dediğim gibi, bu bizim için son derece doğal bir aktivite. Genelde haber yaparız biz.

İşte yine öyle bir gün…

Haber şöyle: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin olağan grup toplantısını yapıyor. Yolsuzluk ve Kabataş’ta başörtülü bacıma saldırdılar şeklinde özetlenebilecek olayı konu ediyor. Yolsuzluk meselesini sorular silsilesiyle işliyor. Etiler’deki polis okulu arazisinin Yasin El Kadı’nın oğlu Muaz ve Usame Kutub’un şirketine ihalesiz verilme hazırlığını, bu şirketin gizli hissedarının Bilal Erdoğan olup olmadığını soruyor. Sonra da “Gezi Parkı’nda Türk gençliğinin tepkisini ‘başörtülü hanımlara saldırdılar, camilerde içki içtiler’ diyerek püskürtmeye çalışan bu batılın temsilcisi mertçe yanlış yaptım diyebilecek mi” diyerek Kabataş meselesine değiniyor.

Konuşmayı yapan: Muhalefet partisi MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli. Yer: Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zaman: Bir Salı… Tüm partilerin mecliste gruplarına konuştuğu gün.

Biz ne yapmışız? Bahçeli’den Kabataş tepkisi başlığını atarak bu konuşmanın haberini.

Gayet normal di mi… Durun, dizinin çatısını kurduğumuz şu dakikalarda daha olacaklar var.

**

Yine geçtiğimiz Şubat ayı… CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran Meclis Başkanlığı’na bir soru önergesi veriyor. Konusu Sabah-ATV’nin satışı. Oran, Başbakan’ın yanıtlaması talebiyle çeşitli sorular sormuş: 21 Temmuz 2013’te Cengiz Koloğlu ile evinizde yaptığınız görüşmede Sabah ve Atv ile ilgili olarak ‘Sıkıntıdayız, hallolacak bu iş’ demek suretiyle bu basın organlarının alınması yönünde sözlü bir talimat verdiniz mi? Binali Yıldırım, Turkuaz Grubu’nun Cengiz, Kolin, Limak tarafından satın alınması için bir talimat verdi mi? Gibi sorular. Biz de, olması gerektiği gibi Umut Oran’ın bu soruları sormasına sebep olan olaya, yani sızmış telefon görüşmelerine bir cümleyle (rakamla 1) atıf yaparak (ama asla içeriklerini tamamen vermeyerek) haberi yapmışız.

Başlık da yorumsuz ve dümdüz: Sabah-ATV satışı Meclis’te. Bu kadar.

Bu da gayet normal değil mi… Hah, işte şimdi geldik dizinin en heyecanlı tepe noktasına.

**

Birkaç gün önce hukuk büromuzdan bize bir e-posta ulaştı: “Aşağıda linkini paylaştığımız haber (Devlet Bahçeli’nin meclis grup toplantısı) ile ilgili olarak İstanbul 5.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından erişimin engellenmesi kararı verilmiştir. Haber içeriğinin kaldırılması hususunda yardımını rica ederiz.”

Ertesi gün bir e-posta daha: “Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2014/235 D. iş numaralı vermiş olduğu içerikten çıkarma kararına karşı yapmış olduğumuz itiraz maalesef Ankara 13.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğinden aşağıda linkini verdiğimiz haberin (Umut Oran’ın Sabah-ATV satışı ile ilgili soru önergesi) içeriğinin kaldırılması hususunda yardımlarınızı rica ederiz.”

Evet kaldırdık bu haberleri yayından. Çünkü devletimizi yönetenler uymasa da, hukuk her bir tarafından guguuuuk diye bağırsa da biz yargı kararlarına riayet etmekteyiz.

Lakin bu gerizekalı olduğumuz manasına da gelmiyor.

O bakımdan sormadan edemeyeceğim…

Eyy yargı! Milletin temsil edildiği Meclis'te olup biteni de sayfalarımıza taşıyamayacak mıyız? Muhalefet vekillerinin sözlerini de haber yapamayacak mıyız?

Belli ki birileri yolsuzluk ile ilgili Google’ın hafızasına elektro-şok uygulamak, her bir şeyi silmek istiyor ve gücün bir fena gruptan diğerine aktarıldığı bir binadan ibaret olduğu anlaşılan adliyelerde oturan hakim sıfatlı kişiler de bunu kolaylaştırıyor.

Demiyorlar ki, bu haberlerde soruşturmanın ya da kişinin gizliliğini ihlal eden hiçbir unsur yoktur, gazeteci işini yapmıştır.

Hayır bunu demiyor, onun yerine bu acıklı diziyi çekmeye devam ediyor.

Buyurun şimdi bu köşe yazısını da kaldırtın, sevgili hakim sıfatlı kişiler.

Çünkü sizin bu yalan rüzgarındaki rolünüz bellidir.

Biz ise en doğal halimizle işimizi yapmaktayız.