Bu Kürt anne içeride, biz güvendeyiz!

Bugün kimin tepesine ineceği aylık değişen hukuk sopası on yıllardır Kürtlerin kafasına inmekte.

Devlet, yapısı gereği gücünü güçsüzün imanını gevreterek pekiştiren, güçlüye dokunmayacak sistemlerini her lazım geldiğinde geviş getirerek üreten müthiş bir organizmadır. Bir bilimkurgu ilham kaynağıdır icat edildiği günden beri. Öyle bir bölünerek çoğalma, öyle bir kasvet gibi çökme, öyle bir kolları uzanma halidir yani. Şimdi sizinle paylaşacağım hikâye bu halin binlerce örneğinden biridir. Lütfen önyargılarınızı 5 dakika portmantoya bırakıp okuyun.

* * *

65 yaşındaki Makbule Özbek’in iki evladı, Nihat ve Nilüfer, 90’lı yıllarda PKK’ye katılır. 1997’de Nihat hayatını kaybeder. Lakin aileye muğlak bir haber gelir. Makbule Hanım oğlu öldü mü kaldı mı, öldüyse cenazesine ulaşabilir mi yani hem bir umutla hem de haber kara ise yasını tutabilmek için örgüte ulaşmaya çalışır. Bu sırada birileri onu PKK ile irtibatlı diyerekten ihbar eder. Sonuçta Makbule Hanım kendini Batman Cezaevi'nde bulur. Örgüt üyeliğinden 2 yıl yatar. İşe bakın ki ağabeyi ve ablasının izine ulaşmaya çalışan evin küçük kızı Münevver de yardım ve yataklıktan tutuklanır ve Batman’da annesinin yanına konur. Trajik bir rahatlama yaşar Makbule Hanım: "Kızı çok merak ediyordum, bari şimdi yanımda, gözümün önünde." Bir süre sonra, önden kızı arkadan kendisi tahliye olur. Çıkarıldığı mahkemece yardım yataklığı düşürülüp (suç vasfının değişmesi ihtimali) serbest bırakılır Makbule Hanım.

* * *

Fakat her şey burada bitmez. Savcı illa tahliyeye itiraz eder. Yargıtay da itirazı kabul eder. Üyelikten cezası onanır. 12 yıl ceza kesilir, kesinleşir. Sonuç itibariyle 6 yıl daha yatması gerekmektedir. Kovalamaca başlar. Önde yaşlı ve bir sürü sağlık problemi olan Makbule Hanım, arkada devlet. Cezanın kesinleştiği günden, yani 2002’den beri polis defalarca kapısını çalar. O yüzden Makbule Hanım belki on yıldır sürekli kendi evinde kalamaz, gerçi hep başka yerde de kalamaz. Yarım yamalak, tansiyonu yüksek bir hayat. Tansiyon çıkmayacak gibi değil ki… Çünkü örneğin bir keresinde polisler geldiğinde bu kez Makbule Hanım evdedir. Polisler çaylarını içip gidene kadar tam onların oturduğu kanepenin arkasında nefesini tutup beklemiştir. Bu arada oğlu Nihat’ın ölüm yeri açıklanır, kızı Nilüfer’in de öldüğü söylenir ama o kesin değildir. Makbule Hanım inanmak istemez, aramayı sürdürür. Geçen haftaya kadar…
Çünkü göz rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede parmak izi verir. İşte sonunda polisler yıllardır aradıkları ‘bu çok tehlikeli teyze’ye ulaşmıştır. Kapının önünden onu alıp hapse koyarlar. Şeker ve kalp hastası, 6 çocuklu, 65 yaşındaki Diyarbakırlı Makbule Özbek artık hapiste olduğuna göre ülkemiz güvendedir.

* * *

Şimdi siz diyebilirsiniz ki… Savcının itirazı kabul görmüş, önceden düşürülen cezası örgüt üyeliğinden onanmış tabii ki hapse girecek…
Yahut diyebilirsiniz ki… Kadının zaten iki çocuğu da dağa çıkmış, onun da niyeti, durduğu yer bellidir, hapis ona müstehaktır.
Böyle der misiniz bilmem ama size şunları hatırlatmak isterim: Bugün çoğunluğun yaşadığı ve büyük bir endişe duyduğu, kimin tepesine ineceği aylık siyasi gündeme göre değişen hukuk sopası on yıllardır hiç ıskalamadan Kürtlerin kafasına inmekte. Bugün gazetecilerin, avukatların, askerlerin davalarıyla görünür olan hukuk garabetleri Diyarbakırlılar, Şırnaklılar, Hakkârililer için hep vardı, işte hâlâ var.

İkinci konuya gelirsek… Bu bir annedir, evladı olan bilir. Nereye giderse gitsin evlatlarının peşine düşmesi normaldir. Anormal olan, ülkeyi soyup soğana çevirenler serbest kalıp canlı yayınlarda masumiyet röportajları verirken devletin Makbule Özbek’i hapse atmak konusundaki sebatıdır.

NOT: Özbek çok hasta olduğu için aile Cumhurbaşkanı’na af talebinde bulunacak. #MakbuleAnayaÖzgürlük