CHP-AKP koalisyonuna soğukkanlı bir bakış rica ediyorum

AKP-MHP bitmezler. Onlar bitse de, yerine aynı zihniyetin başka bir formu gelecektir. Onlar biterken, bizler de biteriz. Cehennemde yaşamaya razı mısınız?

Aylar önce “Bu HDP, AKP ile ortaklık içerisinde, Meclis'e girer AKP’ye destek verir, işte ben de o yüzden asla HDP’ye oy vermem” diyen bir CHP’li dost bugün şöyle diyor: “Yemin ederim, bir daha 40 yıllık partime oy vermem. Hele ki bi AKP ile koalisyon yapsın, hele bi yapsın.”

Ya işte siyaset böyle bir şey.

Zeminin her an değişebileceğini kabullenip, yol haritanızı oy verdiğiniz partinin bir ‘düşmana’ göre nasıl pozisyon aldığı üstüne çizmeyeceksiniz.

Kendinize dost seçmiyorsunuz. Eş seçmiyorsunuz.

Siyaset bu.

Daha da ötesi memleket meselesi bu.

Şahsi buhranlara lüzum yok.

Daha da ötesi, CHP-AKP koalisyonundan daha mantıklı bir seçenek de yok.

Yoksa, evet, ülkeye 12 yılın sonunda nefes aldırmak iyi gelirdi.

Ama mümkün değil.

**

Neden derseniz…

AKP yüzde 40 oy aldı. En çok oyu AKP aldı. Nokta.

Ümit Kıvanç’ın Salı günü Radikal’deki köşesinde ifade ettiği gibi “ne AKP, ne de ona oy veren insanlar bir anda yok olmayacak.” Hep vardılar, hep olacaklar.

AKP’nin karşısında, sanıldığı gibi bir yüzde 60’lık blok yok. Yüzde 60’lık bir “diğerleri” var ama katiyen bir blok değiller.

Ha eğer, CHP bugüne kadar, örneğin, Kürt meselesiyle ilgili daha akıllı bir siyaset izleseydi, yavaş yavaş üstünden atmakta olduğu bagajlarını önceden atabilseydi, daha etkin olabilseydi…

Sonuç itibariyle daha çok oy alıp, HDP ile hükümet kurabilecek sayıya erişebilseydi…

AKP gibi bir merkez sağ bloğun karşısında, bir sol blok olarak çıkabilirdi.

Bugün itibariyle: Olmuyor. Aritmetik yoluyla bunu idrak etmek lazım.

Dolayısıyla MHP-HDP’nin birlikte hareket etmesini beklemek hayalden öte anlamsız.

Olmaz, olmayacak ve olmasına da gerek yok.

**

İkinci bir görüş: AKP-MHP ile koalisyon yapsın.

Aklı başında hiç kimse memleketi için bunu istemez, sevgili dostlar.

Böyle bir hükümet, kamuda kim daha çok kadrolaşacak yarışına tutuşmakla kalmayıp, Ortadoğu konjonktüründe ülkeyi bataklığın dibine götürür.

Çözüm süreci diye bir şey kalmaz.

“E ne güzel işte o zaman bu koalisyonun sonunda ya AKP ya MHP biter” diyenler…

BİR: Bitmezler. Onlar bitse de, yerine aynı zihniyetin başka bir formu gelecektir.

İKİ: Onlar biterken, bizler de biteriz. Cehennemde yaşamaya razı mısınız?

Bakın, bizler bir adet haysiyetli ve huzurlu hayat sürmek isteyen vatandaşlarız.

Bu hayatı CHP’nin bekası yahut AKP’nin tükenişi üzerine kuramayız. Partilerin ikbalinden bize ne, eğer adına ömür denilen bir perişanlık yaşamak istemiyorsak…

**

Üçüncü bir görüş: CHP-AKP ile koalisyon yaptı diyelim, polis bir yerde vatandaşlara kötü muamele etti, vali bir yerde gazetecileri hapse tıktı, CHP o noktada bu memurları görevinden aldırabilecek mi yoksa eşantiyon gibi mi kalacak?

Güzel soru. Lakin cevabı CHP’de. CHP’nin siyasi becerisinde. Bunu başarması gerekir.

Hükümete girerse, emekli ikramiyesi ve kredi kartı borcunun silinmesi gibi vaatlerini gerçekleştirmekle kalmayıp, hukuki defoları kapatmanın, yolsuzluklarını hesabını sormanın bir yolunu bulmalıdır. 

AKP’nin de, eğer normalleşme istiyorsa, eğer kaybettiklerini kazanmak istiyorsa buna destek vermesi gerekir.

Aksi halde, inanın bana bu koalisyonun kaybedeni AKP olur. Hem de ne kaybetme!

CHP’nin AKP ile hükümet kurması geçtiğimiz yıllarda yapılan insan hakları ihlallerini, yolsuzlukları, hukuksuzlukları sineye çektiği anlamına gelmez.

Onlar unutulmaz, halı altına süpürülmez. Ülke hepsinin hesabının sorulacağı noktaya gelecektir. Hiç şüpheniz olmasın.

CHP, AKP ile koalisyonu ciddi bir biçimde masaya getirdiğinde ona kızmayın.

AKP, yıllardır “din düşmanı”, “Bizans ittifakı” diye suçladığı CHP ile yanyana gelmeyi düşünüyor diye ona kızmayın.

Fatih Terim’in 17 Ekim 2007’de Yunanistan maçının ardından yaptığı basın toplantısındaki efsanevi ifadesinden ödünç alırsak: “This is the politics. It’s the politics. Something happened everything is something happened. But anyway, now is in the tabele, we have to see the situation, now is second position, and, one point more, I don't want to see the back, I want to see the front.”