CHP'den HDP'ye giden 'emanet' ne kadar, buyrun bu kadar

Kitlesel bir stratejik akıl, CHP'nin bir kısım seçmeniyle ilgili önemli bir bilgidir, bir kenara yazalım. Amma velakin bu HDP'nin geldiği noktayı görmemizin önünü kesmemeli.

HDP, Türkiye siyasetinde unuttuğumuz bir farkındalık ve kadirşinaslık göstererek “Bize emanet oylar geldiğini çok iyi biliyoruz. Hiç aklımızdan çıkarmayacağız” dedi. Hemen o gece, sandıklar açıldıktan hemen sonra.

Emanet oy denildiğinde, CHP’den HDP’ye barajı geçsin diye verilen oylar kastediliyor.

Bu fikir ve hissiyatla verilmiş olduğu gerçeğini sahiden kimse yadsıyamaz.

Ne oldu?

CHP’nin şehirli seçmeni, dünyada eşine çok az rastlanacak bir biçimde, kitleler halinde ‘stratejik’ davrandı. Bu, yerel seçimlerde görülen, aday kişiye göre değişen, son derece küçük çaplı akıl çalıştırmalardan epey farklı bir eylemdir. Kitlesel bir stratejik akıl, CHP’nin bir kısım seçmeniyle ilgili önemli bir bilgidir, bir kenara yazalım.

Benim nazarımda bu saygı duyulacak bir özellik.

Amma velakin bu, HDP’nin geldiği noktayı görmemizin önünü kesmemeli. Çünkü aslında HDP’nin aldığı oy miktarı, oy dağılımı Türkiye’yle ilgili çok şey söylüyor. CHP’nin stratejik davranabilen seçmeni var, evet. Ama bu bilgi ile ‘yeni Türkiye’ fotoğrafı arasındaki nedensellik sanıldığı kadar güçlü değil.

**

Durun şimdi, daha açık konuşacağım.

Türkiye’de –2014’te çıkan kanun sayesinde- 30 büyükşehir var. HDP bunların 13’ünden milletvekili çıkardı. 1 çıkardı. 2 çıkardı. 5 çıkardı. 10 çıkardı. 11 çıkardı. Az değil. Bu büyükşehirlerin 8’i Türkiye’nin Kürt bölgesine ait değil. İşte bu da hiç azımsanacak bir rakam değil.

Bununla birlikte CHP’nin haritada kendi rengine boyadığı, yani kalesi olan şehirlerde HDP’nin durumu nedir, bakmakta fayda var.

HDP, İzmir’de 1 vekil çıkardı. Harika. Peki diğer CHP şehirlerinde? Mesela Zonguldak? Sıfır. Eskişehir? Sıfır. Edirne? Sıfır. Kırklareli? Sıfır. Tekirdağ? Sıfır. Çanakkale? Sıfır. Aydın? Sıfır. Muğla? Sıfır.

Özetle sahiller, kaleler HDP için sıfır sıfır sıfır.

Ya ne var? Tunceli. Yani Dersim. HDP yıllardır CHP’nin şehri olan burada 29 bin 900 oy alıp, iki vekil çıkarırken, CHP 9 bin oy alıp sıfır vekil çıkardı.

Fakat takdir edersiniz ki, bu ‘emanet’ filan değildir. HDP’nin Alevileri kazanmasının, doğru adaylar göstermesinin, Dersim’in ‘özel durumunun’ sonucudur. Dersim’deki zafer, stratejik akılla değil, kimse kusura bakmasın, gönülle açıklanabilir.

Öte yandan… Kürt şehirlerine baktığımızda HDP’yi MHP ile aynı vekil sayısına ulaştıran, Türkiye tarihinin hep hatırlanacak bir anına taşıyan oyun nereden geldiğini görmek mümkün.

HDP, Kürt bölgesinde AKP’yi, kimse kusura bakmasın, silip yok etmiştir. Kürsüye Kürtçe Kuran dahi çıkmış olsa, çoğunluğu kendisini dindar olarak tanımlayan kişilerden oluşan bölge halkı tercihini AKP’den yana kullanmamıştır.

HDP’ye barajı aştıran CHP’den gelen emanet değil, daha önce AKP’ye oy vermiş Kürtlerin oylarıdır.

Asıl olan budur.

**

Ha emanet nerede vardı? Esas itibariyle İstanbul’da. 11 HDP milletvekili çıkararak Türkiye’nin temsil gücü açısından artık en büyük Kürt şehri olan İstanbul’da.

CHP’nin İstanbul’da hakim olduğu ilçelere baktığınızda, müthiş bir HDP oyu görürsünüz. HDP’nin Adalar’daki oy oranı yüzde 21. Şişli’de yüzde 16.9. Bakırköy’de yüzde 12.3. Beşiktaş’ta yüzde 13. Kadıköy’de bile yüzde 10.3.

Beşiktaş’ta yüzde 13 ne demek? Yahu Kadıköy’de yüzde 10.3 ne demek?

Bu öyle faydalı bir emanet ki, sanıldığı gibi HDP’yi barajı aştırdığı için değil. CHP’nin sol, sosyalist, özgürlükçü bir parti olmasının önündeki hayali duvarları aştırdığı için.

İlerleyen günlerde, aylarda, yıllarda bunun ne kadar önemli olduğunu göreceğiz.

Ayrıştırmak yerine kapsadıkları, germek yerine esnettikleri için, sırf bu nedenlerle, Kemal Kılıçdaroğlu ve Selahattin Demirtaş’ın gayreti başımız gözümüz üstüne. Ser çava.