'Cici çocuk' muamelesi yapmasaydınız, barışa ulaşmıştık diyorum ben de

Halbuki bir tarafa sıkıştığında işlevsiz olacağını görmezden geldiniz. O işlevsiz kalınca ne olacak, kim kiminle görüşecek? İngiltere'den Jonathan Powell'ı, Güney Afrika'dan Brian Currin'i mi getireceğiz?

Uzun bir savaşı bitirmek, krizlere son vermek…

Ciddi bir iş. Teknik bir iş. Zeka işi. İrade işi. Hukuk işi. İletişim işi.

Risk alabilme ve adaptasyon gücü gerektirir.

Bize ne kazandırır hesabına girmeden ‘çözmek’ istemek ve her tökezlemede yetişkin gibi davranmak lazımdır.

Okumuş yazmış olduğunu varsaydığınız, IRA ve ANC süreçlerini incelediğini iddia eden, haldır huldur İrlanda’ya Güney Afrika’ya ‘çözüm turizmi’ düzenleyen sözde ‘akil’, sözde ‘aydın’ kişilerde dahi bu ciddiyeti bulmak mümkün olmamıştır son iki yılda.

Akılla ya da mantıkla değil, sadece ve sadece bir siyasi hesapla, körü körüne bir inançla papağan gibi aynı şeyi tekrar edip durdular:

HDP, PKK ile arasına mesafe koymadı. HDP, PKK’yi kınamadı.

Senin istediğin mesafeyi koymuş olsaydı, 2 yıllık çözüm sürecini kim götürecekti? Kandil’e sen mi gidecektin? Kandil seni mi dinleyecekti? İmralı’ya sen mi gidecektin? İmralı sana mı anlatacaktı?

CHP kınıyor PKK’yi. MHP de kınıyor PKK’yi.

Kınamak ise en hayati vasıf, AKP niye CHP ya da MHP ile yürütmedi çözüm sürecini.

Kınamak da tam onların istediği formatta, onların bellediği kelimelerle olacak.

“O polisler öldürülmemeliydi. Ben bir sivil olarak savaşın iç mantığına gerekçe bulamam. O polislerin cenazesine gitmeyi, annelerinin ellerini öpmeyi çok isterdim. Onların kardeşleri benim kardeşim, çocukları benim çocuklarım gibidir” diyor Demirtaş.

Hayır, PKK’yi kınamamış.

“Kandil ile barışı yürütme üslubumuz örtüşmüyor. Her konuda anlaşmıyoruz. Onların meselelere biraz daha Türkiye siyasetinden bakması lazım. Ama anlaşmamız da gerekmiyor. İki farklı yapıyız. Aramızda bir ast üst ilişkisi yok” diyor Demirtaş.

Hayır, PKK ile arasına mesafe koysun.

Tam olarak ne yapması lazım, ne deseydi HDP sizce, ne yapsaydı Demirtaş da bugün çatışma çıkmazdı. Elinizi aklınızın üstüne koyun ve dürüstçe cevap verin.

Ne dediniz? 6-7 Ekim Kobane olayları mı? O olayları, Demirtaş’ın sözü mü başlattı, yoksa başka birinin sözü mü?

Dürüstçe cevap verin.

Madem, 6-7 Ekim olayları olmasaydı, bugün çatışma yaşanmazdı dediniz. Ama hükümet öyle düşünmemiş olacak ki, ardından Dolmabahçe mutabakatı için buluşuldu öyle değil mi?

Öyleyse, dürüstçe cevap verin, hata nerede?

**

Anladım anladım…

Suç, çözüm sürecini tarafları düşmanlaştırmadan, tarihi örnekleri, acı hatıraları hatırlatarak eleştiren, iki tarafı da masada tutmaya çalışan kesimde değil mi?

Niye? Çünkü Demirtaş’a ve PKK’ye ‘cici çocuk muamelesi’ yaptılar.

Anladım anladım…

Yeniden anlatalım: Müzakerenin bir dili vardır, güven oluşturmanın bir jargonu vardır. MİT Müsteşarı Hakan Fidan PKK yetkilileriyle aynı masaya oturduğunda, makul bir biçimde anlamaya çalıştığında, ‘Sayın Öcalan’ dediğinde, hiç dediniz mi ona ‘Niye cici çocuk muamelesi yapıyorsun, böyle yaparsan bunlar katliam yapar.’ Demediniz, saçma olduğu için değil, hükümetiniz öyle uygun gördüğü için.

Süreç başladığında, Öcalan mektubunu milyonlara okuduğunda, tüm kanallar canlı yayın yaptığında, devlet bir çok gazeteciyi Kandil’e röportaja gönderdiğinde, dediniz mi hiç ‘Niye cici çocuk muamelesi yapıyorsun, bunlar kendini anlatırsa, Türkiye halkına 30 yıldan sonra ilk kez sesini duyurursa çözüm olmaz.” Demediniz, dünyadaki tüm örneklerde yıllarca düşman belletilen kişilerin aslında öyle olmadığını göstermeden masa sağlam duramaz diye değil. Hayır hayır bu yüzden değil, devletiniz öyle uygun gördüğü için demediniz.

HDP’nin özel konumunun, yani hem Ankara’yla hem İmralı’yla hem de Kandil’le görüşebiliyor olmasının kıymetini bilmediğiniz gibi, onu terazinin bir tarafına sıkıştırmaya çalıştınız.

Halbuki bir tarafa sıkıştığında işlevsiz olacağını görmezden geldiniz. O işlevsiz kalınca ne olacak, kim kiminle görüşecek? İngiltere’den Jonathan Powell’ı, Güney Afrika’dan Brian Currin’i mi getireceğiz?

Getirelim ve deneyelim bakalım. İster misiniz? Yok istemezsiniz, biz kendi alaturkalığımızda kalalım dersiniz.

**

Sonuç itibariyle bakın bugün –Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle- çözüm süreci bitti. Niye bitti?

Selahattin Demirtaş, dün Radikal’e verdiği özel röportajda bir kronoloji veriyor, tüm detaylarıyla açık açık sürecin nasıl ilerlediğini anlatıyordu.

Orada gördünüz değil mi… HDP’nin nasıl mekik dokuduğunu… Kamu güvenliği ve MİT müsteşarlığının ve başta dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin olmak üzere kimi hükümet üyelerinin nasıl uğraştığını…

“Demirtaş’a cici çocuk muamelesi yapmasaydınız, bakın çok kolay, kı-nı-yo-rum diyecek” diye tutturanlar… Önce salıncaktan inin, kaydırağa binin.

Sonra da bir zahmet cevap verin: Siz hiç hükümete baskı yaptınız mı? Mesela geri çekilme yasası mutlaka çıkmalı diye. Nerede tıkanıyor, niye uzuyor bu süreç diye ısrarla sordunuz mu?

Tek bir kelam ettiniz mi “Dolmabahçe mutabakatına gelinmiş süreç ne oldu da durdu, durdurmayın sayın hükümet üyeleri” şeklinde?

İzleme heyetinde isimleri geçenler, siz bari, diyebildiniz mi, “Doğru bulunmayan nedir, süreç bu şekilde topluma daha şeffaf ulaşacak, güvensizlik ortadan kalkacak” mealinde birkaç söz?

Demediniz. Söylemediniz. Çözümün devamı için gerekli adımların atılması, müzakerenin başlaması için gerekli yasalarının çıkması için, sürecin parlamentoya taşınması, hakikat komisyonlarının kurulması için baskı yapmadınız. Siz, artık tüm detaylarıyla ortaya çıkan tıkanıklık anlarında öfkenizi, hevesinizi, şevkinizi kudreti elinde bulunduran gerçek muhataba çevirmediniz.

Ya ne yaptınız? Cici çocuk muamelesi.

Evet, ‘cici çocuk muamelesi’ yapmak diye bir şey varsa, siz onun tillahını yaptınız.

Ve eğer cici çocuk muamelesi yapmak bir süreci bitiriyorsa, siz bitirdiniz.

Aa yoksa bu çok ağır bir itham mı oldu?

Ne demek istediğim anlaşıldıysa…

Hadi herkes aklını başına toplasın, gerçekleri görsün. Kişilik bozukluklarıyla, eziklik ile safi kötülük arasında gidip gelen ruhlarla kaybedecek vakit yok.

Ülkesini gerçekten seven, soğukkanlı, sağduyulu yetişkinler aranıyor.

Tarafları yeniden masaya çekme zamanı!

NOT: Dün yayınlanan röportajımda Selahattin Demirtaş daha önce hiç açıklanmayan şeffaflıkta iki yıllık çözüm sürecinin detaylarını verdi. Eğer sürecin içinde yer alan devlet ya da hükümet yetkililerinden ‘Hayır Demirtaş’ın anlattığı gibi olmadı’ diyecek olan varsa, sonuna kadar dinlemeye ve okurlara aktarmaya hazırım.