Cumhurbaşkanı'nın atıf yaptığı o yargıç bakın ne demişti?

"Cüzdan ve vicdan arasında sıkışmak" deyimini kullanan eski Yargıtay Başkanı'nın 1998'de yaptığı konuşmayı hatırlayınca bir büyük ironiyle karşılaşıyoruz...
Cumhurbaşkanı'nın atıf yaptığı o yargıç bakın ne demişti?

Yeni Türkiye’nin yöneticilerinin en ifrit olduğu durum şantiyeye dönen ülkede herhangi bir inşaatın usule aykırı olduğu yahut tarihe, kent dokusuna, çevreye ve hatta cana halel getirdiği gerekçesiyle durdurulması.

Buna çok ama çok hiddetleniyorlar. Daha doğrusu hiddetleniyor. O. Yani eski başbakan, yeni cumhurbaşkanımız. Kendisinin en katlanamadığı şey elcağızlarıyla düzenlediği çarklarda en ufak dişlinin oynaması. Olmaz, olamaz, nayır.

Yine öyle bir gün… Galataport projesinin ‘şehircilik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle’ mahkeme tarafından durdurulması meselesi halka şikayet ediliyor. Bu kararı veren yargıç, vatana ihanet etmiştir türünden şeylerle suçlanıyor Cumhurbaşkanı tarafından : “Ben ülkemde bu yargıya nasıl güveneceğim, inanacağım? Cumhurbaşkanı hıyaneti vataniye içinde olursa suçludur. Peki yargıç hıyaneti vataniye içinde olursa nedir? Bakın iki yıl geçiyor siz böyle bir karar vermiyorsunuz, iki yıl sonra veriyorsunuz. (Galataport inşaatının durdurulmasından söz ediyor-eb) Bu nedir? Vatanperverlik midir? Bunu konuşmak dertleşmek zorundayız. Böyle gittiği zaman biz ülkemizi ayağa kaldıramayız uçuramayız. İşte burada bu proje neredeyse 1 milyar dolarlık proje. Böyle bir dev projeyi ne kadar rahat engelleyebiliyorsun ya, böyle bir şey olabilir mi? … Bir yargıç söylemişti, vicdanıyla cüzdanı arasında diye. Herhalde böyle bir şey var burada. Birileri cüzdanı bir yerde unutmuş. Vicdan da olmayınca böyle şeyler doğuyor.”

**

Birinci olarak…

Cumhurbaşkanımız, affedersiniz, anlamamış. “Yargıçları vicdanlarıyla cüzdanları arasında sıkıştırmayın” sözünün manası ve hikayesi şuydu: Milyarlık yolsuzluk davalarına bakarken ayını sonunu getiremeyen yargı mensuplarının durumuna dikkat çekilmek istenmişti. “Adalet terazisinde cüzdanın bulunduğu kefe hiçbir zaman ağır basmamıştı ama, delik ayakkabılar, ne zaman alındığı hatırlanmayan takım elbiseler, yakası ters yüz edilen gömlekler, artık cübbenin altında saklanamaz olmuştu.” Cüzdan ve vicdan arasında sıkışmak derken… Akılları boş cüzdanlarında olunca, yargıda rüşvet ve yolsuzluk da bir bakıma kaçınılmaz oluyor diye ima ediyordu, bu sözün sahibi bir yargıç.

Yani “cüzdanı düşünmek” bir yargı mensubunun katiyen yapmaması gereken, mesleğini kaidesinden sarsan bir eylemdi.

O anda yarattığı anektodal renkli diyarda, Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘birileri cüzdanı bir yerde unutmuş’ diye eleştirmek isterken aslında büyük bir övgü yaptığının farkında mıdır bilmem…

Lakin durum bu: ‘Cüzdanını bir yerde unutan’ ve hüküm verirken cüzdan nedir bilmeyen hukuk adamları korur bir ülkenin temelini.
Çok ama çok eminim ki, Cumhurbaşkanımız da aslında böyle düşünmektedir de küçük bir kavram kargaşasına gark olmuştur.

**

İkinci olarak… “Cüzdan ve vicdan arasında sıkışmak” deyimi eski Yargıtay Başkanı rahmetli Mehmet Uygun’a ait.

Uygun’un Yargıtay 1. Daire Başkanı olarak 1998’de yaptığı ve ardından emekli olduğu konuşmadan bir bölümü hatırlamakta fayda var: “Yargının görevinin en önemli yönlerinden birisi de siyasi olay ve işlemlere karşı hukuku söyleyecek kuvvet olabilmesidir. Bu nedenledir ki, iktidarlarca ve başka güç sahiplerinde yargıya sıcak bakılmaz ve sevimli görülmez. Ama ne zaman ki güçlerini kaybeder, hak arama durumunda kalırlar, işte o zaman “Bağımsız Yargı!”, “Güvenceli Hakim” feryadı ile yargıdan esirgediklerine, kıskançlıklarına hayıflanırlar. İktidardayken hukuka siyaseti sokmak yerine, hukuku siyasete egemen kılmak erdemini gösteren siyasiler tarihin ebedi saygısına layık olacaklar ve hep öyle kalacaklardır. Ne mutlu onlara.”

Evet bu sözleri söyleyen ve aynı konuşmada HSYK’nın yapısında Adalet Bakanı ve müsteşarının dahi bulunmasının büyük sakıncalar doğurduğundan dem vuran yargıç Mehmet Uygun’un meşhur vicdan-cüzdan sözü Cumhurbaşkanımız tarafından Galataport sitemi için kullanıldı.

İroni böyle bir şey işte.