Demirtaş mı silah bıraktırır, Öcalan mı?

Başlıktaki sorunun cevabını hemen vereyim: Hiç biri. Nedenini açıklamaya çalışacağım.

Başlıktaki sorunun cevabını hemen vereyim: Hiç biri.

Nedenini açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle…

Siyasetçilerin de Kürt sorununa kafa yoran kişilerin de çok iyi bildiği olguları bir bütün halinde yeniden ortaya koymak gerekiyor.

Çünkü bilmiyormuş gibi yapıyorlar.

Çünkü bu olguları unutturmaya çalışarak aslında bizleri kandırıyorlar.

**

Diyorlar ki, ‘HDP PKK’ye silah bırak desin.’ ‘HDP PKK ile arasında mesafe koysun.’

Cumhurbaşkanı bayramda ‘HDP ile terör örgütü arasında organik bağ yokmuş. Organik olmasa da inorganik bağ var’ diye açıklama yaptı.

Bu bir latife olmalı: İnorganik bağ olmasa HDP ile iki yıldır neyin müzakeresini yapıyorsunuz, PKK’nin halktaki tabanı ile HDP’nin tabanı arasında bir örtüşme olmasa niye ‘Silah bırak desin’ diye diretip duruyorsunuz.

Mantıksal bu nevi sorunların ötesinde bu son derece faydasız bir demagojidir.

Zira, HDP’nin silah bırak demesiyle de, Öcalan’ın silah bırak demesiyle de silah bırakılmaz.

**

Neden biliyor musunuz?

Kandil dağındaki insanların o dağa çıkarken, ailelerinden ve topraklarından koparken, ellerine silah alırken bir sebebi vardı.

Otuzu aşkın yıl geçti, -şartlar o yıllardaki kadar kötü olmasa da-, o sebep baki kaldı.

O sebebi ortadan kaldırmadan HDP’nin, Demirtaş’ın ya da Öcalan’ın PKK’ye çağrı yapmasından bir sonuç alınamaz.

O sebep ortadan kalkmadan Kandil’deki örgüt liderlerinin ‘niyetleri’, egoları, mesajları tartışmanın bir unsuru olarak masaya getirilemez.

Ha getirilir ama çözüme hizmet etmez.

Demirtaş, PKK Türkiye’de silah bırakmalıdır dedi geçtiğimiz gün, değil mi?

Noldu? Hiç.

Öcalan’ın Mayıs ayında bir mesajı okundu, orada örgütün silah bırakması gerektiğini söyledi, değil mi?

Noldu? Hiç.

Niye? Bu mesajları veren insanlar etkisiz olduğundan mı?

Hayır. Bu mesajların oturacağı bir iskemle, bir masa olmadığından.

Öcalan’ın o mesajının okunduğu Dolmabahçe buluşmasının Cumhurbaşkanı tarafından ‘kabul edilmemesinden’, o buluşmayı gerçekleştiren hükümet üyelerinin sanki bunca zamandır Kürt tarafıyla hiç bir müzakere yapılmıyormuş taklidi yapmasından.

**

‘Kürt sorunu yoktur’ sözlerinden ya da müzakerenin askıya alınmasından önce PKK herhangi bir eylem yaptı mı?

Hayır.

Ateşkes sürdü mü?

Evet.

Rahat bir nefes aldık mı?

Evet.

Öyleyse mesele gayet açıktır.

PKK’ye silah bıraktıracak tek etkin ses müzakerenin sesidir.

PKK’ye silah bıraktıracak tek güç devlete ‘Çöz’ baskısı yapacak Türkiye halkının sesidir.

Yoksa ‘hayaller silah bırakma, gerçekler sorumsuz siyasetçiler’ şeklinde olur.

**

Gerçekler demişken…

Beğenelim beğenmeyelim, küçümsenmeyecek boyutta bir kitle ve ‘silah bırak’ dediğimiz örgüt için hapisteki Öcalan’ın müzakerenin bir parçası olması önemlidir. Aynı şekilde… Müzakerenin yasal bir zemine oturtulması ve meclisin dahil edilmesi de.

Gerçekler demişken…

PKK, örgütün 30 yılda geldiği nokta ve Ortadoğu’nun bugünkü hal itibariyle kesinlikle ve kesinlikle Türkiye’de silah bırakmak istemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin bizlere bu gerçekleri unutturmak için harcadığı gayreti, silah bırakma şartlarını hazırlamak için harcamaları yeterli olacaktır.

Biz Meclis'ten bunu istemeliyiz. Bunu istemek hakkımız.