Destansı ihmal, destansı bir çöküş

Alt alta topla çıkan sonucu devlet hanesine şöyle yaz: Destansı bir ihmaller silsilesi, destansı bir çöküş. Bugün bunu destekleyen başka bir bilgi daha...

Ne Adalet Bakanı, ne İçişleri Bakanı istifa etmedi. Etmesin zaten, bu onların istifasıyla kapanacak bir yara değildir.

Halihazırdaki hükümet, AKP hükümeti değilmiş. Değil zaten, bu son üç ayın hükümetinden öte başlayan bir karanlıktır.

5 Haziran 2015 – Diyarbakır bombalı saldırısı – 5 can yitik

22 Temmuz 2015 – Suruç bombalı saldırısı – 34 can yitik

10 Ekim 2015 – Ankara bombalı saldırısı – 102 can yitik

Alt alta topla çıkan sonucu devlet hanesine şöyle yaz: Destansı bir ihmaller silsilesi, destansı bir çöküş.

Her geçen gün bunu doğrulayan başka bir bilgi daha elde ediyoruz.

**

BİR: Radikal, muhabiri İdris Emen’in müthiş haberciliğiyle, 2013 Eylül’de Adıyamanlı gençlerin Suriye’ye cihat eğitimi almaya gittiğini, ailelerin çaresizce emniyete başvurduğunu yazdı.

İKİ: Bu gençlerden birisi –Orhan Gönder- 5 Haziran’da Diyarbakır HDP mitinginde bomba patlattı.

ÜÇ: Onun arkadaşı –Şeyh Abdurrahman Alagöz - Suruç bombasını patlattı.

DÖRT: Ankara katliamını iki canlı bomba yaptı. Suruç bombasını patlatanın ağabeyi –Yunus Emre Alagöz- onlardan biriydi. Diğeri, Diyarbakır bombacısını ve Suruç bombacısını örgütleyen –Mahmut Gazi Dündar- gencin ikizi olan Ömer Deniz Dündar idi. Hepsinin yolu Adıyaman’da üç ay açık kalan İslam Çayevi’nden geçmişti.

BEŞ: Hepsi izleniyordu. Adıyaman Emniyeti’nin de Başbakan’ın belirttiği intihar bombacıları listesindeydi. Hepsi sayısız defa isimleriyle Radikal’de haber olmuştu. “Bakın bunların ilintisi var, dikkat edilmesi lazım korkunç olaylar yaşayabiliriz” uyarılarıyla…

ALTI: Kardeş olan Suruç (Şeyh Abdurraman Alagöz) ve Ankara bombacısının (Yunus Emre Alagöz) annesi sayısız defa emniyete başvurmuş, Suriye’ye çocuklarının peşine gitmiş, Davutoğlu’na da durumu anlatmıştı.

YEDİ: Ankara katliamındaki ikinci fail Ömer Deniz Dündar’ın ablası 2013’te, Radikal’de haberler çıkınca Başbakanlık Bilgi Merkezi’ne BİMER’e başvurmuş, kardeşleriyle ilgili durumu bildirmişti.

**

SEKİZ: Radikal muhabiri İsmail Saymaz dün bir başka vahim gerçeği daha ortaya koydu: Radikal’de Suriye’ye giden Adıyamanlı gençlerin ilk kez haberini yaptığımız günlerde, yani Eylül 2013’te, Adıyaman’da bir soruşturma açılmış, Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi de 19 şüphelinin El Kaide’ye üye olmasıyla ilgili iddianameyi kabul etmiş.

DOKUZ: O 19 şüpheli arasında tüm bu gençleri örgütlediği iddia edilen Mustafa Dokumacı 1 numaralı sanık. Fakat sıkı durun… Bu iddianamedeki şüpheli listesinde Suruç’ta canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz ve Ankara’daki iki canlı bombadan biri olan Ömer Deniz Dündar ve hala kayıp olan ikizi Mahmut Gazi Dündar da var. Anlaşılmamış olabilir diye tekrarlıyorum: Suruç ve Ankara katliamlarını yapanlar El Kaide üyeliğinden yargılandı ve serbest kaldı.

ON: Bu maddeyi yazmakta güçlük çekiyorum. Fakat bilmelisiniz. Bu gençlerin Suriye’ye gidip geldiklerini ve hatta savaştıklarını gösteren telefon tapeleri de olmasına rağmen dava kapanmış. Suçsuz oldukları iddiasıyla. Zaten siperlere çuvalların yerleştirilmesinden, cesetlerden bahsedildiği cep telefonu konuşmalarının yapılmasının ardından ‘dinleyenlerin’ onların suçsuz olduğunu düşünecekleri fikri olmalı, öyle değil mi?

Yine aynı iddianameyle ortaya çıkıyor ki, Emniyet ve MİT'in hazırladığı Dokumacılar Grubuna yönelik ve 16 ve 21 kişilik arananlar listesinde bulunan diğer isimler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına hükmedilmiş. 

**

Bu kararların tarihi 26 Aralık 2014.

Yani 5 ay sonra Diyarbakır bombası patladı. Ondan 1 ay sonra Suruç bombası patladı. Ondan 2 ay sonra Ankara bombası…   

Alın size bir devlet ve istihbarat yolculuğu. Alın size sonunda ölümler, parçalanan vücut parçaları olan bir yolculuk.

Şimdi hükümete yakın gazeteler işin içinde PKK de var, Cemaat de var diye yazıyor. Yazın, yazın. Nasıl varmış, onların hepsini sıralayın. Biz gazeteciler olarak 2 yıldır bıkmadan usanmadan takip ediyoruz, sadece beyni yıkanmış gençleri, Suriye’ye giriş çıkışlarını, El Kaide’yi araştıran ama ‘bulamayan’ bir mahkemeyi ve onları takip eden devleti görüyoruz.

Ama siz yeri göğe katın, işin içine başka örgütleri de, tüm ‘kullanışlı şüphelileri’ de katıştırın.

Fakat unutmayın…

Bu işin içinde PKK da varsa, siz lideriyle devlet olarak görüşmekteydiniz o dönemde.

Bu işin içinde Cemaat varsa, siz ona ‘ne istedilerse verdiniz’…

Diyorum ya, yeri göğe katın.

Bu destansı ihmal, destansı çöküş tablosunu değiştiremeyeceksiniz.

Yazıklar olsun. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun.

İnsanlar öldü.