Dingoların bilim dünyasından acıklı haberler

Hükümetin açtığı en 'makbul' üniversite yöneticisi yarışmasında birinciliği şimdilik bu rektör göğüslüyor. Ama rakipleri bol. Ama rakipleri güçlü.

Üniversite değil, Dingo’ların şahsi ikametgahı. Tozu dumanı, otu samanı gönlünce savuruyor, ne hukuk ne etik, ne bilim ne fen kriterini takıyorlar.

Türkiye’nin belli başlı üniversiteleri böyle Dingo rektörler, belli başlı fakülteler böyle Dingo dekanlar tarafından iç ediliyor.

Ne haller ne mikro iktidar alanları var, ne Kemeraltı’nda Kapalıçarşı’da bulunmayacak kurnazlıkta esnaf hesapları dönüyor, ah bir bilseniz…

Gücü elinde bulunduranlar tarafından özenle seçilip üniversitelere yerleştirilen ‘bilim’ dünyasının hükümet komiserleri, ‘bilim’ dünyasının ‘Alo Fatih’leri, yani bu Dingolar…

İstiyorlar ki tüm araştırma görevlileri, tüm asistanlar, tüm yardımcı doçentler, tüm doçentler onların eşleri dostları, söz geçirebildiği ya da hükümetin hoşuna gidecek kişiler olsun.

Buna göre kadroları düzenlerken de, takdir edersiniz ki, ne bilimsel kriter ne de hukuki hudut gözetiyorlar.

Akademik yetkinlik mi? Geçiniz.

‘Milliyetçilik’, ‘AKP’ye yakınlık’, ‘eskiden cemaate yakınlık şimdi cemaate uzaklık’, ‘Milli Görüş geleneğine içten bağlılık’, ‘serde İslamcılık’ türünden yetkinlik alanları var ve asıl bu akçeler tedavülde…

Ha bir de en önemlisi… ‘Haddini aşarak(!)’ protesto hakkını kullanan gençlere karşı devletin tarafını tutmak… Evet üniversite kadroları böyle hocalarla dolsun isteniyor. Öğrencisinin değil, devletinin hocaları!

**

Ben size yukarıda yaptığım tarifin vücuda gelmiş halini vakalar üzerinde göstereceğim şimdi, az bekleyin.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Soma faciasından 1 hafta önce, Soma Holding’in patronuna plaket verdi.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Çocukların mezuniyet törenini ‘kapasite yetersiz’ diyerek iptal etti. O kapasitesiz stadyum Metallica konserine ev sahipliği yapmıştı fakat öğrenciler için uygun değildi. Çünkü bir sene önce Gezi eylemleriyle ilgili komik pankartlar açan öğrencilerin bu sene de ‘şov’ yapmasından çekinilmişti.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Kampüs güvenlik görevlilerinin sayısı 1.5 katına çıkarmak üzere kaynak ayırdı ama sosyal bilimler fakültesinin açılması için kaynak bulamadı!

-Öyle bir rektör düşünün ki… Yemedi, içmedi… Gezi’de hayatını kaybeden gençlerin anısına dikilen 30 fidanı bir bayram tatili vakti söktürdü.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Pirinçler üzerinde (Mersin Limanı’nda ele geçirilmişti) araştırma yapan ve ‘GDO’ludur’ diye rapor veren Biyoteknoloji ve Genetik Araştırmalar Merkezi’nin itibarını sıfırladı. Çünkü Tarım Bakanı ‘Hayır o pirinçler GDO’lu değildir’ demişti. Bu demeci en kıymetli bilimsel veri kabul eden rektör üniversitesinin merkezini analizden çekti.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Onlarca idari personeli sürgün etti, afiş asıyor diye öğretim görevlileri hakkında soruşturma başlattı.

-Öyle bir rektör düşünün ki… Doktoraları biten bir çok araştırma görevlisini işten attı. İlgili bölümleri ve fakülteleri bu araştırma görevlileri ile çalışmaya devam etmek istediğini söylemesine rağmen… Bu akademisyenler İstanbul idare mahkemesinde dava açtı ve bir ay önce kazandı. O mahkeme kararına göre üniversitedeki kadrolarına geri dönmeleri gerekiyordu. Evet bir kısmı döndü. Fakat iki araştırma görevlisi için mahkeme kararı olmasına rağmen göreve iadeleri yapılmıyor. Neden? Çünkü bu iki araştırma görevlisi, Hüseyin Mercan ve Aykut Tunç Kılıç rektöre göre hiç ‘makbul’ kimseler değil. Çünkü bu iki akademisyen rektörlüğün yukarıda saydığım uygulamalarını eleştiriyor ve daima öğrencilerinin yanında duruyor. O nedenle hukuksuz biçimde işsiz bırakılıyorlar. Ceza gibi, gözdağı gibi işsiz bırakılıyorlar.

**

Bu müthiş icraatlara imza atan rektör Prof. Mehmet Karaca’dır.

Türkiye’nin en kıymetli üniversitelerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi’ni yönetiyor.

Ve hükümetin açtığı en ‘makbul’ üniversite yöneticisi yarışmasında birinciliği göğüslüyor.

Ama rakipleri bol. Ama rakipleri güçlü. Bugün İTÜ’de yarın ODTÜ’de. Yarın ODTÜ’de, öbür gün Yıldız Teknik’te. O gün Yıldız’da, diğer gün Ege’de…

Dingo’nun bilim dünyasından haberleri dinlediniz, şimdi endişe edebilirsiniz.

http://www.radikal.com.tr/1215524121552416

YORUMLAR
(16 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Yasaklar - sipitama

Şu an bu yazı TİB tarafından yasaklandığı halde ben bu yorumu yapıyorum.Nasıl ülke olduk biz ne bilim kaldı ne eğitim yahu haberde mi okuyamayacağız nedir bu yasakçı zihniyet Türkiye acaba daha önce böyle bir karanlık dönem yaşadımı ki böyle rezalet böyle gerici.Elbet sizinde sonunuz gelecek bu devran böyle gitmez.

adalet - user822957

emin olun adalet herkese lazım... Üniversitelerde durum gerçekten çok vahim çok acil bir şekilde inisiyatifler kişilerden alınarak sadece kanunlara verilmelidir.

Eskiden şöyleydi böyleydi - muratcelik123

Kadrolaşma hiçbir dönemde bu boyutlara varmadı. Mesela bir önceki ÖSYM başkanı sınavlarda şaibe iddiası yüzünden istifa etmek zorunda kalmıştı. Sonra yargılandı ama aklandı. Son ÖSYM başkanı ise bir öncekiyle kıyaslanamayacak boyutlarda "vahim" iddialara rağmen istifa etmedi hala koltuğunda oturuyor. Zira iktidarın adamıydı. Eski Türkiye / Yeni Türkiye arasında böyle "muazzam" bir fark var. Şimdi yaşanan şeyin adı kadrolaşma falan değil basbayağı bir "fetih" harekatı var. Üstelik AKP bir "fetih" harekatına giriştiğini inkar etmiyor. Memleket tarihinde "hiçbir" dönemde bu çapta ve bu kadar açık seçik bir kadrolaşma yaşanmadı. AKP resmen memleketin her karışını "fethetmeye" çalışıyor....

Okuduğunu Anlamayanlar Var.. - evet_isyan06

Dün var diye bugün de mi olsaymış, yarın da siz şikeyet edermişsiniz, bu argümanları hatırlayın vs diyen arkadaşlar okumadan mı yazıyorsunuz yoksa okuduğunuzu anlamadığınız için mi böyle yazdınız? Kim demiş dün kemalistler, solcular yapıyordu bugün AKPliler yapsın diye? Bunu yapan haksızdır, ülkeye, üniversiteye, ülkenin kazanımlarına sabotaj yapmakta yarınları çürütmektedir. Ancak dün tüm kadrolar ideolojik kaygılarla doldurulurken görmezden gelip bugün AKPye saldıranlar samimiyetsizdir. Bu ülkede Akparti karşıtı gösteriye öğrencileri üniversitenin parasıyla otobüs tutup götüren, bunun için üniversitede finalleri erteleyen rektörler gördük! Dün bu kafayı bilim yapmıyor diye eleştirenler bugün bilimi düşünür olmuş.. Samimiyetsizlik paçanızdan akıyor sizin derdiniz bilim falan değil sadece yapanların akpartili olması.. Solcular yaparken gayet sorunsuz alkışlıyordunuz olay budur; derdiniz bilim olsa iki tarafı da eleştirirdiniz. Bugün eski solcular, kemalistler de hatalıydı demeniz anlamsız o zaman eleştirecektiniz ki kıymeti olsun. Ve her akpartili de bugün partisini eleştirmelidir iş işten geçtikten sonra değil..

Üniversite - user449466

İşte gelinen son nokta hayıra alamet değil başka çare de yok

- momentum

Çok güzel, sonuna kadar katılıyorum. Ama bu memlekette ilk defa oluyormuş gibi tepki vermişsiniz. Keşke bir zamanlar üniversiteleri kendi çifliğine çeviren, entel, beyaz, solcu, devrimci, koca bir kitabı bir tane "ve" bağlacı kullanmadan yazmakla övünen militan abileri de aynı şekilde yazsaydınız tamam olurdu. Bir zamanlar TOEFL puanım 520-560 aralığındayken doktora sınavında yabancı dilden çaktım, aynı durumda olan üç arkadaş üçümüz de 20 almış, diğer sınava girenlerin tamamı sınavı geçmişti. Başvuru evraklarıma birinin "Gazi'ye gitsin" diye yazmış olduğunu kendi gözlerimle gördüm (master'ım oradandı). Değişen bir şey yok, şimdi zaman değişti, onların yerini bunlar aldı. Taraflar değişti, eylem değişmedi. Şimdi bunlar tadını çıkarıyor. Keşke hep aynı olsaydınız, adalet herkese lazımmış değil mi?

bu ülke beyinlerini kaybediyor.. - user570270

Üniversitelerde zor bölümlerden sayılan, Makine Mühendisliği bölümünü bitirdim. Amacım iyi bir akademisyen, iyi bir bilim adamı olmaktı. Bunu için Çift anadal yaptım, tüm mühendisliğin temeli olan Fizik bölümünü de bitirdim..... Üniversitelerin dört bir yanını saran bu dingolar yüzünden, gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldım. Sırf onlardan diye üniversitelere kabul olan insanları gördüm. Duvarında Atatürk'ü indirmeyen hocaya kendi aralarında 'komünist' diyip dışladıklarını gördüm......... Farklı bir görüşteyseniz veya akademik anlamda objektif iseniz, üniversitelerde baskılara maruz kalacağınız ortadır. Bu durumlardan rahatsız olup, kendi öz vatanında; Türkiye'de durmak istemeyen, akademisyenlerin sayısı inanın az değil... ya Türkiye'de kalıp, bilim adına bir şey yapmayacak ya da yurt dışına beyin göçü yapıp bilim adına uğraşacaksınız.. acı ama geldiğimiz durum bu.... daha benim gibi bu işe gönül vermiş bir çok insanı düşünün.., maddi yönden geçim sıkıntıları yaşayan, çalıştığı ortamda baskı gören, öğrencilerin haklı durumlarda sesini çıkarmayıp başını eğen, haksızlıkların arasında haklı savunan. yazık bu insanlara..