Diyarbakır saldırısının ardındaki korkunç gerçek

Bu bir devlet için büyük bir güvenlik açığı, kocaman bir sarsaklık örneğidir. Eğer devletimiz sarsak değil diyorsanız, daha büyük bir sorunumuz var.

5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır mitinginde feci bir patlama oldu.

4 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı.

Fail kim? IŞİD’li bir kişi: O.G.

Ha şimdi gelin bu bilgiye yakından bakalım. Zira ancak bu şekilde, hem asıl sorumlunun kim olduğunu, hem de önümüzdeki muhtemel saldırıların mekanizmalarını anlayabiliriz.

**

Yıl 2013. Günlerden 29 Eylül. Radikal muhabiri İdris Emen’in haberini manşet yapmışız.

İdris, daha sonra ödül alan bu haberinde, Cihatçı olmak için Adıyaman’dan Suriye’ye giden 4 gençten söz ediyordu. Hepsinin adı sanı belliydi. Aileleriyle röportaj yapmıştı.   

4 gençten biri geri dönmüş, ruhsal travma nedeniyle Adana’da tedavi görmüştü.

Geri kalan üç kişinin ikisi ikiz kardeşti: Ö.D. ve M.G.D.

Ö.D. Suriye’de kaldı.

Fakat M.G.D, Suriye’de kalıcı olması için orada evlendirilmesine, 1 çocuk sahibi olmasına rağmen Adıyaman’a geri döndü. Suriyeli karısı ve çocuğuyla.

Yıl 2014’tü. Kimse M.G.D’nin peşine düşmemiş, hakkında bir soruşturma dahi açmamıştı.

M.G.D. ne yaptı dersiniz? Kendisi gibi 4 genci örgütledi ve IŞİD’e katılması için ikna etti.

İşte o gençlerden biri O.G. idi. Diyarbakır İstasyon meydanındaki mitinge bomba koyan Kürt Alevi genci.

**

Bu kadarla da bitmiyor. İdris Emen, geçen hafta Adıyaman’a gidip O.G’nin ailesiyle görüştü ve saç baş yolduracak bir mücadele hikayesi yazdı dün.

Buna göre O.G’nin ailesi oğullarının IŞİD’e katılacağını anlayarak 13 Ekim 2014’te Emniyet’e haber verdi. Emniyet O.G.’yi sorgulayıp bıraktı. O.G bir anda ortadan kaybolunca aile yeniden Emniyet’e başvurdu. Oğlunu geri getirme umuduyla Akçakale’ye gitti. Hatta AKP’nin Olağan Kongresi için Adıyaman’a gelen Ahmet Davutoğlu’na bile ulaştı. “Üç aile Davutoğlu ile görüşmeye karar verdik. Aralık ayında eşim Başbakan’la görüşüp oğlumun geri getirilmesi için yardım istedi. Eşimle beraber iki kadın daha Davutoğlu’yla görüştü. Görüşmeden sonra tekrar ifademiz alındı. Davutoğlu ile görüştükten üç-dört ay sonra Emniyet oğlumun IŞİD’e katıldığı bilgisini verdi” diye anlatıyor baba.

Sonuç?

O bomba patladı. Yüzlerce kişi de ölebilirdi.

**

Bakın bir daha üstünden geçelim. Adıyaman’dan Suriye’ye gençler Cihatçı olmak için gidiyor. Biz defalarca haberlerini yapıyoruz. İsimlerine kadar bir liste halinde biliyoruz. Bizim bildiğimizi devlet bilmez mi?

Eğer biliyorsa, nasıl oluyor da, 2013’te Suriye’ye gidip 2014’te dönen M.G.D’yi takip etmiyor? Nasıl oluyor onun nefesini izlemiyor? Nasıl oluyor onun O.G gibi başka gençleri IŞİD için örgütlemesini gözden kaçırıyor?

Bu bir devlet için büyük bir güvenlik açığı, kocaman bir sarsaklık örneğidir.

Eğer devletimiz sarsak değildir, herşey kontrol altında deniyorsa, bu anlattığım kronolojiye göre, çarem kalmaz, kasıt ararım.

Bu olay, “Diyarbakır’da bombayı IŞİD’li bir genç patlatmış, fail bulundu” denip geçilemeyecek kadar mühimdir.

Hatta en mühim konumuzdur. Buna dikkat kesilmemiz için daha kanlı eylemler olması mı gerekiyor?