Emin'e ilk görüşte âşık oldum

İnternet yatırımcısı Ayşe Arık beş yıl önce koruyucu anne olmaya karar verdi. Karşısına üç günlükken bırakılmış Emin çıktı. Arık: "İlk görüşte aşka inanmam ama olan buydu."

29 yaşında koruyucu aile olmaya nasıl karar verilir?
Çocukluğumdan beri annem ve teyzemle Küçükyalı Çocuk Esirgeme Kurumu’na giderdik. Sanırım daha o zamandan yerleşti. 29 yaşına geldiğimde bir sürü arkadaşımın çocuk doğurmak için evlendiğini gördüm. Ve hepsi fiyasko evliliklerdi. Ben de çocuk istiyordum ve onlara bakıp şöyle dedim: “Sırf bu yüzden gidip bir odunla evleneceğim muhtemelen. Bu odunu safdışı etmeliyim!”
Bunun için dünyada birçok kadın sperm bankasını kullanıyor…
Hiç aklımdan geçmedi. Yale Üniversitesi psikoloji bölümden bir arkadaşım geçen gün benim koruyucu anne olma sürecimi tam bir hamile gibi yaşadığımı söyledi. Yani vücudumda biyolojik değişiklik olmuyordu ama duygusal olarak hamile bir kadın gibiydim. 

Ne tür merhalelerden geçtiniz Emin’le buluşana kadar?
30 yaşının altında kişiler evlat edinemiyor. O yüzden koruyucu aile olmak için başvurdum. Evli olma şartı yok. Belgeleri teslim ettikten sonra birkaç kez mülakata alınıyorsunuz. 

Neler sordular size?
Çok donanımlı insanlar. Birkaç kez tekrarladıkları bir soru vardı. Sürekli evlenip, çocuk doğurursam koruyucu annelikten vazgeçip geçmeyeceğimi anlamaya çalıştılar. Ve sonra sordular: Nasıl bir çocuk istiyorsunuz. O noktada her şeyi söyleyebilirsiniz. Şu şehirden olsun, sarışın, yeşil gözlü olsun filan. 

Bu biraz tuhafmış…
Bana da ilk önce öyle geldi. Ama sonra öğrendim ki insanlar kendi yöresinden çocuk isteme eğilimi gösterirlermiş. Genelde yeni doğmuş kız çocuklarını tercih ederlemiş. Bunu duyunca “Ben erkek çocuk istiyorum ve yeni doğmuş olmasına gerek yok” dedim. Çünkü çocuklar üç yaşından öncesini zaten pek hatırlamıyormuş. Neyse bana incelemem için birkaç dosya verdiler. Resimleri yok ama çocukların geçmişini anlatıyor. 

Siz ne yaptınız?
Bana hiç iyi gelmedi; hepsini görüp sonra biriyle o kapıdan çıkmak. O yüzden bir dosya seçtim ve bir cuma günü gidip gördüm. İlk görüşte aşka hiç inanmam ama Emin’le tam olarak olan buydu. 10 saniyede tamam dedim. 

Emin’in hikâyesi nedir?
Üç günlükken kuruma bırakılmış. Anneyle baba birlikte yaşıyormuş fakat bir gün anneye bir kadın gelmiş: “Birlikte olduğunuz adamla ben evliyim ve çocuklarım var, ayrılın.” Kadın da ayrılıyor. Fakat baba anneyi son bir kere görmek istiyor. Buluştuklarında adam kadına tecavüz ediyor. Kadın hamile kalıyor. Ailesi kadını evden kovuyor. Kadın da gidip kuruma teslim ediyor çocuğu. 

Ailesi belli yani?
Evet. Annesinin nüfusunda kayıtlı. 

Onunla ilk buluşmanız nasıldı?
2.5 yaşında olmasına rağmen hiç konuşmuyordu. Bana yol gösterdiler, gözlerine bak, temas kurmaya çalış. Fakat ilk üç gün bana bir şey oldu. Durmadan ağlıyorum. 

Hâlâ aileye anlatmamış mıydınız?
Anlatmıştım. Hatta Emin’i alıp eve geldiğimizde bizde 11 kişi vardı. Anneannem, annem, babam, teyzelerim, arkadaşlarım heyecanla bekliyordu. O gece yattık fakat Emin’in midesinde bir şey var. Şişmiş. Hemen panikle Yale’deki o arkadaşımı aradım, Acile bir yere mi götürsem diye. Onun sorularıyla çözdük ki evdeki herkes çocuğa sürekli bir şeyler yedirmiş. Mide fesadı geçiriyordu. İlk acemilik işte. 

Emin’in hali nasıldı ilk günler?
Hiçbir şeyi yadırgamadı. Doktorların da ilgisini çekti çünkü çok kısa sürede adapte oldu. Benim de adaptasyonum çabuk oldu ve bu da şaşırtıcıydı aslında. Çünkü ben de 16 yaşımdan beri yalnız yaşıyordum. Bir anda evde bir çocuk ve bir bakıcıyla yaşamaya başlamıştık. 

Aileniz de hemen kabullendi mi?
Babam evet. Ama annem bana çaktırmasa da ilk günler sorguluyordu. Şimdi hayatta önceliği Emin oldu. Annem ve babam birkaç göbek Emirganlıdır. Emin anaokuluna başladığında, sırf onu daha sık görebilmek için okulun karşısında bir ev tuttular, Bahçeköy’de! Biraz aşırı şımartma durumu var tabii. Hatta bazen Emin bana kızıp, “Ben anneanneme gidiyorum” diyor. 

Anneanne mi diyor?
Tabii anneanne, dede… Buluşmamızdan üç hafta sonra ağzından ‘Anni’ kelimesi çıktı. O anda yaşadığım duygu yoğunluğunu tarif edemem. Yine bir ağlama. 

Bir gün bir adama âşık olurum ve o yadırgar diye düşündünüz mü?
Evet belki âşık olurum, belki evlenirim. Ama bu durumu onaylamayacak bir adama âşık olmam. Emin’le ilgili tek tedirginliğim acaba onu yeterince mutlu edebilir miyim oldu… 

Anneliği nasıl öğrendiniz?
Doğurduktan sonra içgüdüsel olarak neyi nasıl yapacağınızı biliyor musunuz, fikrim yok. Çünkü doğurmadım. Ama karında taşıyarak anne olunmadığını biliyorum. Ben demek ki anne olmaya hazırmışım, bu bir. İkincisi de çok iyi yerlerden destek aldım. Örneğin çok seyahat ettiğim bir dönemde Emin’le buluştuk.Üç gün sonra bir iş seyahatim vardı. İptal edeyim diye düşündüm. Fakat çocuk terapisti arkadaşım ‘Sakın!’ dedi. Hayatın nasılsa öyle devam etsin. Gittim. Ve Emin buna alıştı, çok çalışan bir annesi var. 

Bir gün doğurmak ister misiniz?
Bana kalırsa hayır. Ama evlenir, kocam da çok isterse düşünebilirim. Yoksa benim çocuğum var.

Emin’e durumu bir oyuncakla anlattım
Emin şu anda 7 yaşında… Neyi ne kadar sorguluyor?
Ondan hiçbir şeyi saklamadım. Çünkü evlatlık olan çocuklar mutlaka bir gün öğreniyor. O zaman da depresyona giriyor ve biyolojik ailesini arıyor. Halbuki bu bilgiyle büyüyen çocuklar daha sonra biyolojik anne veya babasıyla karşılaşınca onlara bağlanmıyor. 

Bu bir çocuğa nasıl anlatılır?
Oyuncakçıya götürdüm ve “En çok sevdiğin oyuncağı seç” dedim. Her zamanki gibi bir lego seçti. Dedim ki; “Bak sen en çok istediğin şeyi seçebildin. Benim de hayatta en çok istediğim şey sendin. Ben de seni seçtim. Bazı çocuklar annelerinin karınlarından çıkar, bazıları da senin gibi seçilirler”… Daha bu kadarına yetiyor kafası. Ama bu aralar zorluklar yaşıyoruz. 

Ne gibi?
Karında büyümeye takmış. Geçen gün Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçiyoruz. “Anne biz buraya daha önce geldik değil mi” diye sordu. “Yok gelmedik oğlum” dedim. Ama ben hatırlıyorum, demek ki senin karnındayken geldik” demez mi? “Emincim biz bu konuyu konuşmuştuk” diye başlayıp her şeyi baştan anlattım. Bir de “Ben neden meme emmedim” var. 

Öğretmenler biliyor mu?
Tabii. Aile kavramının nasıl öğretilmesi gerektiğiyle ilgili veliler ve öğretmenlerle toplantı yaptık. Anne-baba-çocuk, anne-çocuk, baba-çocuk, anne-anne-çocuk, baba-baba-çocuk… Hepsine aile denir diye anlatılsın dedik. Bazı çocuklar “Senin baban nerede” diye soruyormuş, Emin kendi kendine bu soruları hallediyor. 

Beş yıldır hâlâ koruyucu ailesiniz. Niye evlat edinmiyorsunuz?
Bu konuda büyük sıkıntım var. Evlat edinmek için yıllarca bekleniyor. Ve bir çocuk evlat edinilecek statüye geldiği zaman ilk önce sıradaki aileye soruyorlar. 

Bir gün biyolojik aile gelirse...
Çocuk sahibi olmanın yüzlerce riski var. Evet Emin’in de bir gün annesi çıkagelebilir. Onu o zaman düşünürüm. Benim fobim başka. Geçen yıl birkaç arkadaşım kanser oldu. O yüzden ben ölürsem Emin’e ne olur paniği geldi.

.