Eşme'ye bayrak dikerek aslında ne yaptık Yarabbim?

Çektiğimiz yeni bayrak PKK/YPG'nin kontrolünde bir alanda, Facebook yönetimine dahi baskıyla kaldırttığınız Öcalan bayraklarının hemencecik yanında! İronilerin şahı!

Eşme’ye bayrak diken Türk askerlerinin fotoğrafı Pazar sabahı basına servis edildiğinde Radikal yazıişleri harika bir refleks ile hemen şu başlığı attı: “Iwo Jima’dan Eşme’ye.”

Japonya-ABD arasında (1945’te) Iwo Jima adasında yaşanan kanlı savaşın sembollerinden biri Amerikan askerlerinin bir tepeye bayrak diktiği fotoğraftı. Tabii ki o anda çekilmemiş, fotoğraf çekilsin diye askerler bir kez daha ‘o anı canlandırmıştı.’ Asıl mühim kısmı ABD hükümeti tarafından bu fotoğrafın savaşa desteği artırmak için bir propaganda malzemesi olarak kullanılmasıydı.

Bir o fotoğrafa bakın, bir Eşme’ye Türkiye bayrağı diken askerlerin fotoğrafına… Eski mi eski bir devlet aklını göreceksiniz. Aynısı.

Devletin aklı eski de, “Iwo Jima’dan Eşme’ye” diyebiliyorsak, bizim aklımız henüz peynir ekmekle heba olmamış demektir.

**

O akılla bakarsak…

Güvenlik açısından Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nun tahliye edilmesi kaçınılmaz ve doğru bir adımdı.

Zaten bir süredir gündemdeydi fakat YPG’nin IŞİD’i, Kobani’den başlayarak geriletmesinin de açtığı alan sayesinde yeni gerçekleştirilebildi.

Fakat ‘müşkül durumda kalmışlıktan ileri gelen gerekliliği’ bir zafer gibi sunmak neyin nesidir?

Eğretiliğin ta kendisi…

Başbakan Davutoğlu anlatıyor: “39’u tank, 57’si zırhlı olmak üzere toplamda 100 araç ve 572 personelle düzenlenen harekat eşzamanlı olarak hem Eşme köyüne hem de Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yapıldı. Türbenin nakledildiği yer olan Eşme’ye ilerleyen birlikler, sınıra birkaç yüz metre mesafedeki bölgeyi güvenlik altına aldı. Yapılan arama-tarama çalışmasının ardından bölge dikenli tellerle çevrildi. Saat 21.02’de Eşme’ye Türk Bayrağı dikildi. Böylece Karakozak’taki Türk bayrağı inmeden yine Suriye toprakları içerinde başka bir mekanda Türk bayrağının dalgalanması sağlandı. İzin yok, gittik aldık.”

Ne hayatta var böyle şey, ne de uluslararası hukukta!

O bayrak inmeden, öbürü çekilmiş de… Mesele bayrak ise, çektiğimiz yeni bayrak PKK/YPG’nin kontrolünde bir alanda, Facebook yönetimine dahi baskıyla kaldırttığınız Öcalan bayraklarının hemencecik yanında!

İşte hayat aslında tam böyle bir şey: Kötüleyerek oy aldığın güçlerden medet umacak, görmeye tahammül edemediğin bayraklarla yanyana dalgalanacak noktaya gelirsin.

Şah Fırat operasyonu eşittir ‘ironinin şahı.’

**

Başka çok mühim bir konumuz daha var:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu uluslararası hukuk ve anlaşmaların bir gereği olarak yeni mekanında bayrağımızı dalgalandırmaya ve ecdadımızın hatırasını yaşatmaya devam edecektir” derken… Doğruyu söylemiş olmuyor.

Ama…

Şam rejimi, “Türkiye, Fransa ile 1921’deki anlaşmasına rağmen bu konuda Suriye’nin onayını beklemedi. Anlaşma hükümlerinin ihlal edilmesinden ve bu ihlalin yol açacağı sonuçlardan tamamen Türk otoriteleri sorumludur” derken… Maalesef doğruyu söylüyor.

Türkiye ayan beyan uluslararası hukuk kaidelerini çiğnedi Pazar günü.

Neden derseniz: Türbenin yerinin değiştirilmesi için ilgili devlet ile –bugün hala Suriye Arap Devleti – karşılıklı mutabakat içinde olmak gerekiyor. Kafanıza göre ‘ben burayı bıraktım, ama bir toprak hakkım var, gideyim öte tarafı kapatayım’ yapabilir misiniz?

Olmaz, olamaz, hiçbir uluslararası anlaşma, hele ki sınır ve egemenlik düzenleyen bir anlaşma tek taraflı değiştirilemez. Gayet basit. GS Üniversitesi Uluslararası Hukuk kürsüsünden Yrd. Doç. Mehmet Karlı dün Radikal’de yayınlanan röportajında şöyle anlatıyordu: “Süleyman Şah Türbesi öncelikli olarak 1921 tarihli Ankara Antlaşması’nın 9. Maddesi ile düzenlenmiştir. Lozan Antlaşması da bu durumu teyit etmiştir. Doğal olarak bu anlaşmalar Türkiye’ye istediği gibi türbenin yerini değiştirme hakkı vermez. Türbenin yeri ancak ve ancak iki devletin anlaşması ile değiştirilebilir. 1973 yılında Türbe’nin yeri işte tam da böyle ikili bir anlaşma ile değişmiştir. Ülke bütünlüğü, sınırların değişmezliği uluslararası hukukun ‘jus cogens’ diye adlandırdığımız amir hüküm niteliğindeki kurallarıdır. Bu hükümlere aykırı işlem yapamazsınız, yapsanız da batıl olur. Bu durumda Suriye Arap Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk altında korunan toprak bütünlüğü ihlal etmişsiniz demektir. Boşalttığımız ve imha ettiğimiz Süleyman Şah Türbesi fiilen elimizden çıkmış olsa da hukuken halen Türkiye Cumhuriyeti toprağıdır. Suriye Eşmesi ise fiilen elimizdedir ama halen hukuken Suriye toprağıdır ve Türkiye orada işgalci durumuna düşmüştür.”

Bunu da gördük, ne diyelim.

Yüce Rabbim bize gösterdikçe gösteriyor.