Genelkurmay bana cevap verdi ama...

Genelkurmay'a 22 Temmuz'dan beri yaşadığımız şiddetin bilançosunu sormuştum, beklediğim cevap yazısı geldi...

Söz konusu ölüm ise rakamlar aritmetik anlamını yitirir, hepimiz biliyoruz.

Bir eşittir yüzdür. Yüz eşittir bir milyon. Bir can kaybetmek dahi hepimizin bağrını yırtarak karşı durması gereken bir durumdur.

Ve savaş hali hasıl olduysa rakamların peşinden gitmek, evet, bir duyarsızlaşmanın başlangıcı olabilir.

Çünkü rakam büyüdükçe, algımız küçülür. İki şehidin haberini duyduğumuzda yaşadığımız sarsıntıyı, savaş devam ettikçe, çatışmalar tırmandıkça, ancak 8 şehitle, 10 şehitle yahut şimdi telaffuz dahi etmek istemeyeceğim başka yüksek rakamlarla hisseder noktaya geliriz.

Pis bir uyuşturucu gibi savaşa alışılır.

Evet en kötüsü… Savaşa ve ölüme alışan bir memleket oluruz.

Ben bir vatandaş ve bir insan olarak savaşın vahametini ve barış isteğimi şehit rakamları üstünden ifade etmem, etmek istemem.

Bir kişinin dahi ölmemesi gerekir çünkü. BİR yeterli derecede büyük bir rakamdır barış talebi için.

Lakin gazeteci olarak kamuoyunu bilgilendirmek de görevimdir.

**

22 Temmuz’da başlayan ve giderek ülkenin her yerine yayılan terör ve şiddet tablosunu tam olarak ortaya koymak gerekir.

Üstelik halkın büyük bölümünün çevresinde dolaşan dezenformasyon şimdilerde yerini güvensizliğe bırakıyor.

Acaba bizden bir şeyler mi gizleniyor? Acaba bize doğru bilgi veriliyor mu?

Dağlıca’daki korkunç baskın ve yitirdiğimiz şehitler bu tedirginliği arttırdı.

Savaş, terör ve şiddet bulanık suyu, karanlığı ve izbeliği sever.

Maalesef ülkenin doğusundan doğru ve sağlıklı bilgi alamaz noktaya geldik ve işte bu noktadır bulanıklığı, karanlığı arttıran…

Bakın dün CHP milletvekili Levent Gök ve Sezgin Tanrıkulu soruyordu: Cizre’de ne oluyor? Başbakan bize anlatsın.

8 gündür süren sokağa çıkma yasağı nedeniyle cenazelerin buzlukta saklandığı, halkın ihtiyaçlarını gideremediği türünden bilgiler elimize ulaşıyor.

Bunu ilk elden gözlemlemek, araştırmak yani gazetecilik görevimizi yapmak üzere Cizre’ye gittik. Daha doğrusu gidemedik.

Radikal muhabiri İdris Emen, tıpkı HDP heyeti gibi saatlerce bekledi ve fakat ilçeye giremeden döndü.

İçişleri Bakanı buna izin veremeyeceklerini belirttiği konuşmasında “30-32 örgüt mensubunun” öldüğünden bahsediyordu.

Peki askerler? Polisler? Siviller? Onlar için de böylesine “bir rakam aralığı” vermek mümkün müydü?

Durum nedir, ne olmaktadır?

**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz akşam katıldığı canlı yayında “Bugüne kadar 2 bin terörist öldürdüklerini” söylemişti.

Devletin haber ajansı, Anadolu Ajansı ise “7 Temmuz-17 Ağustos arasında 440 teröristin etkisiz hale getirildiğini” abonelerine geçmişti.

Buradan ne anlamalıyız: Cumhurbaşkanı’nın konuşmayı yaptığı tarih 6 Eylül idi. Öyleyse 17 Ağustos-6 Eylül arasında 1560 PKK mensubu daha öldürülmüş olmalıydı.

Bizim bilmediğimiz, haber alamadığımız yerlerde başka büyük operasyonlar mı oluyor? Bu rakamlar nasıl böyle bir hızla tırmanıyor?

Ve asıl soru…

Eğer yapılıyorsa… Bizim bilmediğimiz, haberini alamadığımız bu büyük operasyonların Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, polise, sivillere maliyeti nedir?

Son derece endişe verici bir durumla karşı karşıyayız.

**

Yazının başında belirttiğim üzere hayat ve ölüm konuşurken rakamların hiyerarşisine kapılmayı doğru bulmam.

Fakat bulanıklığa esir olmamak, ülke olarak nasıl bir sarmalın içine sürüklendiğimizi görmek daha yüksek sesle “Barış” demenin de önünü açar, fikrini taşıyorum.

İşte tüm bu saiklerle 21 Ağustos 2015 tarihinde Genelkurmaya Başkanlığı’ndan resmi olarak bilgi talebinde bulundum.

Genelkurmay’dan posta yoluyla gönderdiği ve dün elime ulaşan cevap metinini sizlerle paylaşıyorum:

“Radikal Gazetesi tarafından ilgi ile 22 Temmuz 2015 tarihinden itibaren terörle mücadele kapsamında şehit düşen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin sayı ve rütbeleri, öldürülen PKK mensuplarının rakamları ile ülke içi ve dışında yapılan hava operasyonlarının sayıları hakkında bilgi talebinde bulunulmuştur.

Söz konusu talep karşılanamamaktadır.

Rica ederim.”

Bulanıklığı maalesef siz okurlar adına aşamadım.

Ama umarım ülke olarak bugünleri aşarız. Hepimize sabır ve sağduyu diliyorum.