Gerçek İzmirli 'hop bi dakika' der mi?

İzmir... Sen domatına acı, boyozuna küf, çiğdemine kıymık katmazsın. Kardeşine omuz atmazsın.

Geçen hafta ‘Kürt hareketi hop bi dakika der mi’ başlıklı bir yazı yazmıştım. Milliyet’in yayımladığı İmralı tutanaklarında Abdullah Öcalan’ın Ermeni, Yahudi ve Rum lobileri bahsini nasıl dile getirdiğini, aslında Türkiye Cumhuriyeti devletiyle nasıl özellikle ‘ortak düşman Ermeni’ anlayışında buluştuğunu yazmıştım. Yazı yayımlandıktan sonra Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) toplantısında tutanaklardaki bu sözlerin Kürt hareketinin önemli isimleri tarafından eleştirildiğini öğrendim. Elbette bu eleştirileri daha aleni ve yüksek sesli duymak isteriz. Ve başka sesleri de... Bu kez İzmir’den... Neden derseniz, “Tehlikenin farkında mısınız” vehmiyle anlatmak isterim.

* * *

17 Mart’ta, yani önümüzdeki pazar günü BDP İzmir’de bir miting düzenleyecek. Bu nedenle aynı gün yapılması planlanan Göztepe-Karşıyaka futbol maçı bir gün sonrasına ertelenmişti. Taraftarlar büyük tepki gösterdi. Ama tepkinin içeriği hiç de maçın ertelenmesiyle yahut da taraftarın o maç için seyahat plan ve hesaplarının değişmesiyle sınırlı değildi. Sosyal medyada ‘ezeli rakipler’ birleşmişti! “Eğer maç günü miting sebebiyle değiştiriliyorsa biz de o mitingi yaptırmayız” diyerek... “Davalarımız, rengimiz farklı olsa da bayrağımız, vatanımız bir. Gerekirse aynı cephede de savaşırız” diyerek... “Gerekirse yeniden bir araya geliriz, sizi denize dökeriz” diyerek... “Bu şehirde bir miting yapılacaksa sadece biz yaparız. Rengi kırmızı-beyaz olur” diyerek... “Yunanlılardan sonra sıra size geldi. Gözgöz ve Kafsinkaf miting basacakmış. Yanınızdayız” diyerek... Bir yandan da Türkiye Futbol Federasyonu’na mail ve faks yağmuru...

* * *

Sonuç itibariyle... Pazartesi günü, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın müdahalesiyle maçın planlandığı gün, yani 17 Mart’ta oynanmasına karar verildi. Fakat BDP mitingine ve dolayısıyla Kürtlere karşı sarf edilen nefret söylemi durmadı. İzmirliliği temsil ettiğini zanneden bu sığ nefret küpleri en kolay paydada, yani ortak bir düşman belleyip (devletin 100 yıllık emeğini es geçmeyelim, bu refleks bellemede) üstünde tepinmede birleşti. “Ne yani maç oynanacak diye mitinge izin mi vereceğiz? Koca İzmir, sen Mustafa Kemal’in evlatlarısın” diyerek... “Kılıç kınından çıktı artık. O miting yapılacak mı sandınız” diyerek... Sonra 17 bin kişinin davet edildiği bir Facebook sayfası hazırlandı. Kocaman bir Atatürk resminin üstüne yazıldı: “Cumhuriyetin kalesi İzmir’den teröre mesaj! O miting yapılmayacak.” Osman Pamukoğlu adlı emekli paşa kişi (kibarlığım tuttu, kendisini tanımlamayı bu şekilde geçiştirdim) bu ürkütücü hale yine Facebook üzerinden destek verdi: “17 Mart günü hattı müdafaa olmayacak, sathı müdafaa olacak. O satıh bütün vatandır. İzmirli düşmanı denize dökmek için yemin etti. Sosyal medya sayfalarından İzmir’e destek için gideceklerini beyan edenleri okuyoruz.”

* * *

Güzel İzmir, tatlı İzmir, kokusu burnumda tüten neşeli İzmir... Ailemin yarısı İzmir, sağlam dostum İzmir... Sen özgürlüğü, hakkı sadece kendine istemezsin. Sen domatına acı, boyozuna küf, çiğdemine kıymık katmazsın. Kardeşine omuz atmazsın. Sen Kordon’unu devletin öğrettiklerine göre ezbere yürümezsin. Sen, bu azgın azınlığa, bu öfkeye, bu acımtıraklığa, bu küflü kafaya, bu kalplere kıymık gibi saplanan nefret kelamlarına “hop bi dakika” dersin. Der misin? Bu ülkenin ‘denize döken’ değil, denize girilen, hayattan mutluluk molası alınan bir güzel şehri olduğunu hatırlar mısın? Gerçek İzmir... Bunu yapar mısın?

NOT: Geçen pazar akşamı Fenerbahçe-Bursaspor maçından önce Kadıköy’de kadınlar günü için toplanan bir grup BDP’liye Bursaspor taraftarının saldırdığını, 10 kişinin de yaralandığını üzüntüyle hatırlatmak isterim. Durumun ciddiyetinin anlaşılması açısından.